Çağdaşlık, laiklik kavramlarını eğip bükerek kendilerine dokunulmaz zırhlar icat eden, insanları arzuladıkları yaşam biçimlerine sokmak için türlü dalavereler yapanların durumu, hem karşısındakini döven hem de "Beni kurtaran, dayak yiyorum" diye feryat eden Yahudi nin taktiğine ve fıkrasına benziyor.
Yani, hem suçlular, hem de bağırıp çağırdıkça, seslerini yükselttikçe, ortada yıllardır varolan bir haksızlığın devamını sağlayacak yüzsüzlük peşindeler. Söylediklerine kendileri bile inanmıyor, ellerindeki argümanlar ne hukukla, ne demokrasi anlayışıyla, ne de çağdaş dünyanın gerekleriyle bağdaşıyor.
Diyorlar ki, "Türban yasağıyla ilgili Anayasa Mahkemesi nin filanca kararı var" Böyle bir şey olması mümkün değil Yasalarda, ilgili mevzuatta "Üniversitelerde kılık kıyafet yasaktır" diye bir madde yok. Bilakis, "Üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir" şeklinde açık, seçik ve sarih bir hüküm mevcut. Onların iddia ettikleri şey, dayandıkları argüman, daha önce iptal edilmiş bir yasayla ilgili Anayasa Mahkemesi nin bir kararı Anayasa Mahkemesi, kendisini yasa koyucunun yerine koyamaz, yasa ihdas edemez Mevcut yasaların Anayasa ya uygunluğunu denetler
Kısaca, bugün üniversitelerin kapılarında "başörtüsü avcılığı" yapanların, Nur Serter, Kemal Alemdaroğlu ve avanesi gibi "ikna odaları" kurup öğrencilere psikolojik işkence yapanların, dayanabilecekleri hiçbir yasa veya kanun yoktur. Bu konuda YÖK ün üniversitelere gönderdiği bir genelge veya mevzuat olup olmadığını da bilmiyoruz. Hem böyle bir şey olsa bile, kanunlara aykırı davranılmış olur. Hukuk devletinde, her uygulamanın bir üst yasayla dengeli ve senkronize olması esastır.
"Türban bir siyasi simgedir" salvosundan sonra "Gerekirse Anayasa ya bunu koyarız, işi bitiririz" şeklindeki sürece geçiş yapan AKP lilerin, öncelikle bu iki bilinmeyenli denklemi kamuoyuna doğru aktarmaları gerekiyor. Yasalarda şu anda ülkemizde birilerinin hukuksuzluk gücünü nereden aldıkları belli olmayan bir "Başörtüsü veya türban yasağı" zaten yok. Anayasa Mahkemesinin kararıymış, İnsan Hakları Mahkemesiymiş Bunlar üretilen zulme defacto müdalele argümanları sadece.
Öyleyse yapılması gereken ne Bu konuda atılacak adım noktasında kamuoyunun zihinlerini kurcalamaya çalışanların ellerindeki tüm kozları almak gerekiyor. Ya, varolmayan yasağın kalkması için, ürettikleri safsata teorilerini bir kenara bırakıp, hukuksal zemine geri dönecekler. Ya da, bu konuda "Anayasa ya yeni bir madde konulması" yönünde yeni bir süreç işletilecek. "İstemezükçü" Yeniçeriler gibi bağırıp çağıranların önündeki tüm hamleler sona erdirilmeli Neyi istemediklerini dahi bilmeyenlerin bu konuda esneme yapacaklarını zannetmiyoruz ama! Bu bir bilek güreşi değil! Demokrasinin hazmetme süreci dedikleri bu işte!