Bunca sıkıntılı süreçlerin içinden geçmiş, en kötüsü taş gibi bir anlayışsızlıkla mücadele etmek zorunda kalmış bir liderin ve siyasi çevrenin benzer bir tavrı, bu kadar kısa süre sonra, bu kadar benzer bir şekilde başkalarına karşı göstermekte tereddüt etmemesi nasıl izah edilebilir? Biliyoruz, ‘iktidar‘ böyle bir oyun, sahibini zorluyor, savuruyor, körleştiriyor, ama bu savrulmaya, körleşmeye direnmek hiç mi mümkün değil? Değer mi, vicdanı, aklı, izanı kör kavgaya kurban etmeye. Hem de böyle bir zamanda, etrafımız yangın yerine dönmüşken? Bu yangınlardan, körükçülük yaparak ‘kazançlı‘ çıkmak mümkün mü, olsa bile gönül buna razı olmalı mı? Başbakan‘ın sıklıkla hatırlattığı gibi, vademiz ve gideceğimiz yer belli değil mi? İnanıyorsak, hesabımızı kolay vermeye, değilse geride temiz bir sicil bırakmaya değmez mi? Ne bu hırs, bu öfke, bu kavga müptelalığı? Her şey bir yana, durup işin bu tarafını düşünmeye değmez mi?
Nuray Mert-MİLLİYET