Kültür-Sanat

Münferit mi

Münferit mi?

Abone Ol

O teğmenin ölümüne sebebiyet verdiği dört erin ailelerinden gerçeği esirgerseniz, o ailelerin olup biteni gazetelerden öğrenmesine yol açarsanız "güçlü Türkiye‘nin güçlü ordusu" olamazsınız... Denebilir ki, Elazığ‘da yaşanan münferit bir olaydır. Denebilir ki, teğmen hata yapmıştır ama bu münferit bir hatadır. Ama bunu söylemekle yetinemezsiniz.

Bir suçun, bir vahşetin "münferit" olduğuna inanabilmek için, o uygulamanın, o suçun, o vahşetin kurumsal olarak desteklenmediğini, hoş görülmediğini, yaygın biçimde gerçekleşmediğini, gerçekleştiğinde de cezalandırıldığını, gerek olayla gerek olay sonrasındaki yaptırımlarla ilgili bize anlatılanın doğru olduğunu, gerçeklerin gizlenmediğini bilmemiz gerekir. Bir askerin "kaza sonucu" öldüğüne inanabilmek için, daha önce kaç askerin "kaza sonucu" öldüğünü de bilmemiz ve bu konuda bize yalan söylenmediğinden emin olmamız gerekir.

Türkiye‘deki annelerin yirmi beş yıldır gayet iyi bildiği bir şey var... Her anne, asker kurasında Doğu‘yu çekmenin anlamını kavrıyor; oğlunu "vatani hizmete" göndermenin, etinden bir parçayı savaşa ve belki de ölüme göndermek olduğunu biliyor. Ve yirmi beş yılda, o annelerden binlercesi, bu bilgiyi teyit eden tabutların üstüne kapanıp bağrını yırtarcasına ağladı... On gün önce, Elazığ‘da şehit düşen dört askerin anneleri bugün hâlâ ağlıyor.

Kendilerinden önceki binlerce anne gibi, o dört annenin yüreğindeki kor parçası da muhtemelen hiç küllenmeyecek... Ama bu ordu ve bu devlet, o kor parçasını yalanlarla büsbütün yalazlandırmamalı...