Gazetemiz Ankara Temsilcisi Ferhat Koç, Mısır‘ın Ankara Büyükelçisi Abderahman Salaheldin ile Türkiye-Mısır ilişkilerini konuştu.
Son dönemlerde iki ülke arasında görülen yakınlaşma nedenleri ile artan işbirliğinin de gündeme geldiği mülakatta, Türkiye-Mısır halklarının birbirlerine karşı besledikleri duygular ile tarihi bağlar da anlatıldı. Ortadoğu‘daki sorunların giderilebilmesi, İsrail-Filistin ve İsrail-Arap ülkeleri arasındaki problemlerin ortadan kaldırılabilmesinin tek yolunun Mısır ile Türkiye arasında ortaya konacak çözüm önerilerine bölge ülkeleri ile bütün dünya ülkelerinin vereceği destek ile sağlanabileceğini bildiren Büyükelçi Abderahman Salaheldin, sağlanacak kalıcı barışın dünya barışına da büyük katkısı olacağını belirtti. Temsilcimiz Koç ile Büyükelçi Salaheldin görüşmesinde ortaya çıkan mülakatı aşağıda sunuyoruz.
Sayın Büyükelçi, 6 ay kadar önce ülkemize geldiniz. Gelişiniz hem Türkiye‘nin, hem Mısır‘ın, hem bölgenin, hem de bütün dünyanın yoğun bir gündem yaşadığı bir döneme denk geldi. Özellikle Türkiye‘nin, Mısır‘ın ve bölgenin gündemi son derece sıcaktı. Önce bütün Avrupa‘dan toplanarak gelen bir karayolu konvoyu Filistin‘e, Gazze‘ye gitmek üzere son katılımlarını ve yüklerini ülkemizde almış, sonra da karayolu ile Refah kapısına kadar ulaşmıştı. Ardından ise bütün dünyayı şoke eden Mavi Marmara hadisesi yaşanmıştı. Tabi bu arada süren barış görüşmeleri, arabuluculuk, bölge barışına dönük organizasyonlar, toplantılar da fazlasıyla mevcuttu. Yaşanan bütün bu olaylarda tüm dünyanın gözleri bölgemize yönelmişti. Bundan dolayı görüşmemiz bu kadar çok gecikti.
Abderahman Salaheldin: Evet çok haklısınız. Ülkenize geldiğimde hem ülkemde, hem ülkenizde, hem bölgemizde hem de bütün dünyada son derece yoğun ve sıcak gündemler iç içe yaşanmakta idi. Pek çok görüşmelerimiz de bu nedenle gecikti. Uzun zamandan beri görüşmek istediğim gazetecilerden birisi de sizdiniz. Daha önce görüşmeyi çok arzu etmemize rağmen, görüşmek bu güne kısmet oldu. İnşallah ülkemin tanıtılmasına katkılarınızı beklerim. Ülkemde yaşananlarla ilgili, sosyal, kültürel ve ekonomik hayata ilişkin bilgilendirme konusunda ülkenizdeki bütün gazetecilere en doğru bilgileri vermek ve aktarmakla yükümlü birisi de Mısır büyükelçisi olarak benim en birinci görevimdir. İnşallah bu çerçevede sizlerle birlikte en güzel şekilde çalışırız.
Mısır ve Türkiye bölgede kalıcı barış istiyor
Dünya barışının sağlanması için bölgemizdeki sorunların çözülmesi, barışın ve huzurun önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor. Bölgenin en güçlü iki ülkesi olan Mısır ve Türkiye‘nin özellikle son dönemlerde attıkları adımlar bu konuda çok büyük önem ve anlam kazanıyor. Türkiye ile Mısır arasındaki işbirliği ve Ortadoğu barışına katkı sağlamak amacıyla atılan adımları değerlendirebilir misiniz?
Abderahman Salaheldin: Mısır ile Türkiye, tarihi derinlik itibariyle baktığımızda halkları arasında son derece güçlü bağlar bulunan iki ülke olmanın yanı sıra; günümüz koşullarında birbirine son derece benzeyen iki ülkedir. Özellikle bölgeye ilişkin birbirine benzeyen hedef ve amaçları olan, bu hedef ve amaçlarını gerçekleştirmek için bölgenin hem nüfus itibariyle, hem tarihi, hem ekonomisi, hem de gücü itibariyle en büyük iki ülkesi olarak iş birliği içerisinde olması gereken iki ülkedir. Mısır ve Türkiye; bölgede barış ve huzur için çalışan, bütün dünyaya örnek olabilecek son derece güzel çalışmalar ortaya koyan ve bütün enerjilerini, imkan sağlandığı takdirde dünya barışına katkıda bulunacak olan Ortadoğu‘da barış ve huzurun sağlanması için ortaya koyan iki ülkedir. Bölgemizde barışın sağlanması bütün dünya için son derece önemlidir. Ortadoğu barışı sağlandığı takdirde bütün dünyada kalıcı bir barışın temelleri atılmış olacak, dünyanın en büyük sorunları yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlayacaktır.
Mısır ve Türk halkı kardeştir
Bölge ve dünya barışına katkıda aynı hedef ve amaç güden iki ülke olmanın dışında, ülkemizde yaşayan halklarımızın ve ülkelerimiz arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi noktasında da aynı hedefleri paylaşmaktayız. Kendi halklarımızın refah seviyelerini yükseltmek, ülkelerimiz arasında her alanda geliştirilecek işbirliği ile mümkün olacaktır. İnanç birlikteliği, tarihsel ve kültürel birlikteliği bulunan halklarımız birbiri ile kardeştir. Birbirini seven kardeş Mısır ve Türkiye halkları kardeşliklerini pekiştirdiği takdirde bölgemiz ve dünya barışına büyük katkılar sağlanacaktır.
Ülkelerimizin yaptığı çalışmalar bölge ve dünya üzerinde savaş istemediğimizi, barışın tesis edilmesini istediğimizi göstermektedir. Kendi halklarını her alanda geliştirmek ve geleceğe hazırlamakla yükümlü olan Mısır ve Türkiye, aynı sorumluluğu bölge halkları için de hissetmektedir. Bölgenin gelişmesi barışın daha hızlı sağlanmasını ve sağlanacak barışın da ilelebet korunmasını beraberinde getirecektir.
Mısır-Türkiye işbirliği ve dehefleri hemen her alanda aynı
Hem bölge, hem dünya barışına katkı sağlamak hedefi, hem de tarihi, kültürel ve inanç birlikteliği Mısır ile Türkiye‘yi her geçen gün daha da yaklaştıracak gibi gözüküyor. Diğer alanlardaki benzerlikler konusunda neler söyleyeceksiniz?
Abderahman Salaheldin: Mısır ile Türkiye‘nin pek çok alanda olaylara ve dünyaya bakış açısı aynı diyebiliriz. Araplarla İsrail arasında yaşanmakta olan anlaşmazlıkların bir an evvel çözümü konusunda da aynı şekilde düşünen ve strateji takip eden, politikalar geliştiren iki ülkeyiz.
İşgal edilen toprakların terk edilmesi, ülkeler arasında yaşanan sürtüşmelerin ortadan kaldırılması ve Filistin halkı başta olmak üzere bölgede yaşayan bütün halkların refah içerisinde, barış ve huzur içerisinde yaşamasının sağlanması düşüncesi her iki ülkenin de temel hedeflerindendir. Mısır ile Türkiye bölgenin en güçlü, en büyük iki ülkesi olarak hem Arap-İsrail sorununun barışçıl yollarla çözülmesini, hem de İsrail-Filistin arasında devam etmekte olan sorunların barışçıl yollarla çözülmesini istemektedir. Özellikle de bölgedeki sorunların derinleşerek artmasına, gerginliğin artmasına neden olan Kudüs konusunun da bölgeye kalıcı barışı getirecek şekilde çözülmesini istemekteyiz.
Bölgemizde bir başka büyük problem de; İran‘daki nükleer silah konusudur. Mısır ve Türkiye; bütün dünyayı ayağa kaldıran bu sorunun da barışçıl yollarla çözülmesini istemektedir. Bu yolda da büyük çaba harcamaktadırlar.
Türkiye ile Mısır Arap-İsrail, İsrail-Filistin sorunları konusunda son zamanlarda çok daha aktif rol akmaya başladılar. Bunun nedeni nedir?
Abderahman Salaheldin: Türkiye ve Mısır; Amerika‘nın, Rusya‘nın, Birleşmiş Milletler ve diğer büyük güçlerin İsrail üzerinde uyguladıkları baskıyı da göz önünde bulundurarak sorunun çözümüne ulaşmaya çalışmaktadır. Ülkelerimiz İsrail‘den; Batı Şeria‘daki yerleşim yerleri inşasını durdurmasını, Barış görüşmelerine daha önce ortaya koymuş oldukları katı, sert tutumlarını bir kenara bırakarak daha olumlu adımlarla gitmesini, Kudüs Başkent olmak üzere Filistin Devletini 1967‘deki sınırlar geçerli olmak üzere devlet olarak tanımasını istiyor. İsrail‘in bu şartları kabul ederek masaya oturması için bütün dünya ile birlikte hareket ederek bölgede barışın sağlanmasına çalışmaktayız. Bugün Mısır ve Türkiye, 1967‘de İsrail tarafından işgal edilen bütün Arap topraklarını işgalden kurtarmak ve başkenti Doğu Kudüs olmak üzere bu sınırlarda bağımsız bir Filistin Devleti kurmak için işbirliği içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Filistin‘de iç barışı sağlayıp güçlü bir yönetimle masaya oturmak lazım
Bütün dünyanın gözü önünde yaşanan olaylar Türkiye ile Mısır‘ı gerçekten öne çıkartıyor. Bu da her iki ülkenin bölgedeki gücünü ortaya koyuyor. Ancak ülkelerimizin verdiği mücadeleler, çabalar, diplomatik atraksiyonlar yeterli olmayabiliyor. Uluslar arası alanda masaya otururken Filistin‘in de daha güçlü olması gerekmez mi?
Abderahman Salaheldin: Mısır Devlet Başkanı Sayın Hüsnü Mübarek, İsrail‘le ilgili direkt görüşmeler için ABD Başkanı Obama‘yla görüşmek üzere Washington‘a gitmeden önce Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından aranmıştır. Görüşmeler bittikten sonra da Cumhurbaşkanımız Sayın Gül‘ü aramıştır. Yani bölgedeki sorunların çözümü için en üst düzeyde Mısır ve Türkiye arasında bütün dünyayı da etkileyecek görüşmeler yapılmakta, adımlar atılmakta, çabalar gösterilmektedir. Her iki Cumhurbaşkanı sürekli diyalog halindeler. Her iki ülke Filistin‘in yeniden güçlenmesi için çalışıyor ve aynı politikaları takip ediyorlar. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas‘ın görüşmelere daha güçlü bir şekilde katılabilmesi için Filistin‘deki güçlerin birleşip destek vermesi gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye ile Mısır, El Fetih ile Hamas‘ın bir araya gelerek anlaşıp güçlerini birleştirmelerini sağlamak için bütün Arap ülkelerinin desteğini de sürece dâhil ederek güçlü ve tek vücut olmuş bir Filistin‘in masaya oturmasını istemektedir.
Refah sınır kapısı bütün insani yardımların geçişine açıktır
Türkiye bu görüşmeler esnasında dörtlü masaya beşinci ülke olarak oturmayı bekliyordu. Amerika, Mısır, Türkiye ile birlikte sorunun asıl tarafları durumundaki Filistin ve İsrail‘le birlikte barış görüşmelerinin beşli olarak yapılmasını istiyordu. Barış görüşmeleri Türkiye‘nin beklentilerinin dışında gerçekleşti. Her ne kadar Mısır ile Türkiye arasında bir telefon diplomasisi var ise de Türkiye o doğrudan görüşmelere davet edilmedi. Bunun nedeni ne idi?
Abderahman Salaheldin: Washington‘daki görüşme; Amerika Başkanı Obama tarafından organize edilmişti malumunuz olduğu üzere. Mısır‘ın organize etmediği bir organizasyon olduğu için katılımcılar konusunda kararı da yine Amerika Başkanı Obama vermişti. Mısır bu organizasyonda sadece bir davetli idi. Ancak Mısır, Gazze savaşının ardından Türkiye‘nin de barış çalışmalarına dâhil edilmesini istedi. Şu anda Mısır ve Türkiye‘nin konuya ortak ilgisi Filistin‘deki İsrail işgali altındaki bölgelerde acı çeken insanların barışa kavuşması, artık acıların sona ermesi için çalışmaktadırlar. Mevcut durumda, barış sağlanıncaya kadar en iyi yaşam şartlarının sağlanması için her türlü insani yardımın o bölgeye ulaştırılması için çalışmaktayız. Karayolu ile Mısır üzerinden gönderilmekte olan insani yardımlara Refah sınır kapısı da açık. Bu sınır kapımızdan her gün tonlarca gıda ve ilaç gibi insani yardım geçmektedir. Geçtiğimiz Ocak ayında yaşanan yanlış anlamanın yeniden yaşanmaması için çok hassas hareket edilmektedir. Büyükelçi olarak ben ve bütün görevlilerimiz de bu yardımların sağlıklı biçimde ulaştırılması için, yanlış anlaşılmanın tekrarlanmaması için yoğun çaba sarfetmekteyiz. Refah sınır kapısı açık tutularak her türlü insanı yardım Gazze‘ye gönderilmektedir.
Refah sınır kapısı ne zamana kadar açık tutulacak. Bunun bir takvimi var mı?
Abderahman Salaheldin: Refah sınır kapısı, belli mesai saatleri içerisinde açıktır. Bu kapıdan, gıda, ilaç, temizlik maddesi ve giyim gibi insani yardım malzemeleri hiçbir sorunla karşılaşılmadan kolaylıkla geçmektedir. Ancak insani yardım ve acil yardım malzemelerinin dışındaki yardım malzemeleri İsrail tarafından kontrol edilen gümrük kapılarından geçmek zorunda. Bu konu ise daha önce Mısır ile İsrail arasında yapılmış bir anlaşmanın şartlarındandır.
Mısır‘da önümüzdeki ay parlamento seçimler var. Türk basınına bu konuda yansıyan bazı haberler var. Baradey‘in seçimleri boykot edeceğine ilişkin, bazı parti ve grupların seçimlere katılmayacağına ilişkin bazı bilgiler geliyor. Ancak sözü edilen bazı gruplar ise son yaptıkları açıklamalarda seçimleri boykot etmeyeceklerini ve katılacaklarını söylüyorlar. Bu konuda bize en sağlıklı bilgiyi Mısır‘ın Ankara Büyükelçisi olarak sizin verebileceğinizi düşünüyoruz. Mısır‘da yapılacak olan parlamento seçimlerine ilişkin gerçek son durum nedir?
Abderahman Salaheldin: Mısır‘da da diğer ülkelerdeki gibi parlamentoya seçilmek isteyen bazı kişiler veya parlamentoya temsilci göndermek isteyen bazı gruplar, partiler, kişiler şanslarını yükseltebilmek için bu tür yolları da kullanarak reklamlarını yapmış oluyorlar. Yani profesyonel tanıtım yollarının dışında bu tür hoş olmayan yollara da başvuruluyor. Ülkemizde büyük kitleleri temsil eden partiler zaten seçimlere katılacaklarını kamuoyuna deklere etmişlerdir. Bazı gruplar ise insanlar üzerinde daha büyük etki bırakacağını düşünerek boykot edeceklerini seçim öncesinde deklere edip seçim kurallarının dışında hareket ederek kamuoyunda daha kolay yolla seçilmeyi hedeflemektedirler. Yani seçimleri boykot edeceklerini bildiren kişiler ve gruplar aslında seçimlere katılacaklar, ancak daha kolay yollardan reklam ve tanıtım yaparak parlamentoya girmeye çalışmaktadırlar. Boykot çağrısında bulunan bazı kişi ve gruplar ise halk tarafından tercih edilmeyeceklerini, seçilmeyeceklerini bildiklerinden seçimlerden mağlup ayrımlamamak için boykot çağrısında bulunmaktadırlar.
Demokrasilerde de zaman zaman sıkıntılar yaşanıyor
Her ülkenin demokratik kuralları ve demokrasi anlayışı birbirinden çok farklı. Bir ülkede demokratik bir kural ve hak olan bir kaide bir başka ülkede çok daha farklı olabiliyor. Bazı ülkelerde demokrasi gerçekten halklara ve seçimlere bırakılmışken, bazı ülkelerde bir yerlerin istediği kadar demokrasi uygulanmaktadır. Bölgemizde de bu kaide ve kurallar her ülkede farklı uygulanıyor. Yönetimlerle halk arasındaki anlaşmazlıkların da temelini bu anlayışlar oluşturuyor. Bu konuda ne dersiniz?
Abderahman Salaheldin: Türkiye ve Mısır‘da uygulanmakta olan demokrasi birbirine çok benziyor. Gerçekten sizin de belirttiğiniz gibi bütün dünyada, her ülkede uygulanmakta olan demokrasi birbirinden çok farklı. Bir ülkede hak olarak görülen demokratik kural, bir başka ülkede o ülkenin halkı için çok lüks olarak görülüp, insanlar o haktan mahrum bırakılmaktadır. Yani dünyada bu konuda oluşmuş bir standart yoktur. Ancak bazı demokratik kuralları ise bazı kişi ve gruplar tarafından kendisine göre şekillendirilmeye çalışılabiliyor. Mısır ve Türkiye‘de bu anlamda zaman zaman sıkıntılar yaşanmaktadır. Hem geçmişte uygulanmış olan yönetim biçimleri nedeniyle, hem de yeni uygulanmaya çalışılan sistemin o halklarla uyumlu hale getirilmesinde gerçekten zorluklar yaşanıyor. Bu sorunlar Mısır‘da olduğu kadar Türkiye‘de de yaşanıyor. Bölgenin en büyük iki ülkesi olan Mısır ve Türkiye‘nin nüfuslarının toplamı bölge nüfusunun yarısı oluşturuyor. Ve nüfusumuzun büyük bir kısmını ise genç nüfus oluşturuyor. Yalnızca eskilerin değil gençlerin de kaide ve kurallara uyumlarında büyük sıkıntılar yaşanıyor.
Mısır‘da 2011 yılında Devlet Başkanlığı seçimleri de var. Adayların adaylıklarını açıklamaları gibi süreçler başladı mı? Basına yansıyan bazı isimler duyuyoruz, okuyoruz. Ancak bu konuda ülkenizde durum nedir. Adaylar resmi olarak adaylıkları konusunda açıklamalarda bulundular mı? Kesin başvurular başladı mı?
Abderahman Salaheldin: Mısır Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha çok zaman var. Bu nedenle henüz belli bir aday yok. Daha doğrusu kamuoyunun önüne çıkarak ileride yapılacak seçimlerde devlet başkanlığına aday seçimleri için partiler milletvekili sayısına bağlı olarak kendi adaylarını oluşturmaya başlamışlardır. Parlamento seçimlerinin ardından partiler kazanmış oldukları koltuk sayısına göre Devlet Başkanlığı için aday gösterip göstermeyeceklerine karar verecek ve kendi adaylarını halka tanıtmak, ön plana çıkarmak için çalışmalara başlayacaklardır. Mısır yasalarında Devlet Başkanlığında aranan şartlar çok açık ve nettir. O şartlara uyan insanlar çıkarılacaktır mutlaka Devlet Başkanlığına aday olmak için. Şu an 2011 yılı içerisinde Devlet Başkanlığı seçimi tarihinin dışında belli bir şey yoktur. Şimdilik hiç bir aday yok.
Mısır ile Türkiye arasında husumet, düşmanlık söz konusu olamaz dost ve kardeş ülkeyiz kimse bu kardeşliği bozamaz
Mısır, bizim için önemli bir ülke. Çünkü Türk halkı, Mısır dendiğinde daha farklı bakar. Aklımıza Kahire gelir, Kahire deyince aklımıza El Ezher gelir. Geçmiş yıllarda El Ezher‘de eğitim gören çok sayıda öğrencimiz olmuştur. Anadolu‘dan çıkıp gidip El Ezher‘de eğitim gören öğrencilerimizin bir kısmı geri ülkemize dönerken bir kısmı da ya Mısır‘da veya dünyanın herhangi bir başka ülkesinde hocalık yapmaya başlamışlardır. Türkiye‘den gidip Mısır‘da eğitim aldıktan sonra âlim olmuş çok sayıda insanımız vardır. Yani Türk halkı olarak Mısır dendiğinde aklımıza çok farklı şeyler geliyor. Bu nedenle Mısır, Türk devleti için olduğu kadar Türk halkı için de çok önemlidir. Ancak son zamanlarda ders kitaplarınızda Osmanlıya ilişkin bizleri üzen yeni değerlendirmelerde bulunulduğu ve yeni yorumlar yapıldığına dair haberler okuduk. Bunlar doğru mu? Nedir bunun aslı?
Abderahman Salaheldin: Bu konuda basında yayınlanan haberlerin abartıldığını düşünüyorum. Hem de çok çok abartılmıştır. Çünkü bir kitapta bir tek kelime yazılmıştır. Yani burada yayınlanan haberlere bakıldığında sanki bütün ders kitaplarında Osmanlı aleyhine yayınlar yapılmış ve sanki bütün eğitim sistemimiz Osmanlıya düşmanlığı körüklemek için, yeniden dizayn edilmiş gibi algılanabilir. Hâlbuki bir tek kelime nedeniyle böyle haberler gündemlerimizi meşgul etmiştir. O kelime ise ‘işgal‘ kelimesidir. ‘Fetih‘ kelimesi yerine işgal kelimesi yazılmıştır. Kitapta kullanılan bu olumsuz kelimenin dışında ikinci bir kelime daha bulamazsınız. Diğer yerlerinde hep Osmanlıya övgü sözleri doludur. Osmanlıya ilişkin güzel şeyler yazılıdır. Osmanlıdan günümüze kadar ulaşmış ve Mısır‘ın pek çok şehrini süsleyen güzel Osmanlı eserlerinden bahsedilmektedir. Osmanlının bütün güzelliklerini ortaya koyan o kitabın bir tek satırında geçmekte olan bir tek işgal kelimesi nedeniyle böyle haberler yapılmıştır. Yani çok fazla abartılmış haberlerdir. Bu tür haberleri yapanların, yayınlayanların Mısır-Türkiye ilişkilerine olumlu hizmet ettiklerini, edeceklerini düşünmüyorum.
Mısır‘ın tarihine baktığınız zaman Osmanlı‘dan önce de yine Türk olan Memlukluların yönetiminde uzun yıllar kalmışlardır. Yani Mısır o dönemde de yine Türklerin yönetiminde, yine İslam‘ın etkisinde yönetiliyordu. Bu kitabın bir satırında geçen işgal kelimesinin dışında Mısır‘da yayınlanmış hiç kitapta ne Osmanlılar aleyhine, ne Memluklular aleyhine, ne de Türkler aleyhine yazılmış hiçbir yazı bulamazsınız. Mısır‘ın Türkiye ile bağları, Osmanlı İmparatorluğu‘ndan önce MS. 9. yüzyılda Abbasilerin Türk topluluklarını Mısır‘a yerleşmeleri için getirdikleri çağa kadar uzanır. O zamandan itibaren, Muhammed Ali Paşa‘nın hanedanlığının bitişine kadar, birçok Türk asıllı hükümdar Mısır‘ı yönetmiştir. Ayrıca, o zamanlarda gelişen olaylarla birlikte birçok Türk aile Mısır‘a ve birçok Mısırlı aile de Türkiye‘ye göç etmiştir. 1828 yılında Kahire‘de dünyada ilk Türkçe yazılı ( El Vaka-i el Masriyya ) gazetesi yayımlanmıştır. Bu vesileyle Mısır ve Türk aydınları gerek Kahire‘de gerekse İstanbul‘da kültürel ve politik gelişmeleri takip etme fırsatı bulmuşlar ve o dönemde iki büyük şehir Kahire ve İstanbul‘da reform ortaya çıkmıştır.
Bugün Kahire, Türk sanatsal ve mimari eserleriyle dolu olduğu gibi, İstanbul Boğazı kıyıları da Mısır soyluları tarafından inşa ettirilmiş görkemli saraylar gibi çok sayıda Mısır‘dan esinlenilmiş mimari eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Mısır Dikilitaş‘ı, Hıdiv Kasrı ve Bebek‘teki Valide Paşa Sarayı bunlara dâhildir. Valide Paşa Sarayı, şu anda Mısır Konsolosluğu‘nun yeni hizmet binası olmak üzere yenileniyor. Bu kadar uzun zaman iç içe yaşamış iki toplum olan Mısır ve Türk halklarının birbiri hakkında kötü düşünmesi, kötü yazması, kötülüğünü istemesi asla ve asla söz konusu olamaz. Çünkü tarihsel birliktelik, inanç birlikteliği, kültürel birliktelik Mısır ve Türk halkını kardeş yapmaktadır. Kardeşlerin birbiri aleyhine yayınlarda bulunması, birbiri aleyhine ders kitapları yayınlaması ve okutması söz konusu olamaz.
Türkiye ile Mısır‘ın hem bölge açısından, hem de dünya açısından önemini ortaya koydunuz. Bu iki ülkenin hem dünyadaki önemli yerini alabilmesi, hem de bölgede gerçek manada söz sahibi olması için mutlaka işbirliği içerisinde olmaları gerekiyor. Ne dersiniz?
Abderahman Salaheldin: Türkiye ile Mısır‘ın her alanda güçlenebilmesi ve dünya üzerinde hak ettikleri yeri alması, yeri alması için elbette her alanda işbirliği yapmaları gerekiyor. Kardeş iki halkın birbirine verecekleri destek ve işbirliği ile bunu elbette başaracaklardır. Bahsettiğimiz anlamda iki ülke arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve artırılması için bazı adımlar da atılmıştır. Bunlara küçük birkaç örnek vermek istiyorum.
İki ülke arasında enerji alanında işbirliği imkanları, ayrıca hem iki taraflı hem de bölgesel açıdan en önemli işbirliği alanlarından birini temsil etmektedir. Mısır, kendisi ile Suriye‘yi birleştiren mevcut Arap boru hattını Türkiye‘ye kadar uzatıp, Türkiye‘nin artan enerji ihtiyacını karşılamaya katkıda bulunmaya isteklidir. Böyle yaparak Mısır, Nabucco gibi büyük petrol ve gaz boru hatları ile bağlantı kurduklarında, Türkiye‘nin, Doğu‘nun enerji kaynakları ve Avrupa‘nın büyük enerji piyasası arasındaki eşsiz köprü konumundan yararlanacaktır. Mısır ve Türkiye arasındaki serbest ticaret bölge anlaşmasının sağlanmasının ardından iki ülke arasındaki işbirliği, global ekonomik krize rağmen üç katına çıkarak 3 milyar Dolara ulaşmıştır. Türkiye nin Mısır‘a gerçekleştirdiği ihracat dörtte üçe ulaştıktan sonra Türk işadamları ve sanayiciler, tekstil, dokuma, otomotiv, sanayi, kimyasal ve gıda gibi faklı alanlarda Mısır‘da 205 fabrika ve şirketin açılmasını sağlamıştır.
Geçtiğimiz hafta içerisinde, İskenderiye ve Mersin arasında yük ve insan taşımak için ilk deniz hattı (Roll-on