Ortadoğu'da kartlar yeniden dağıtılırken Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı dev adımlar Arap sokağında büyük bir heyecanla karşılık bulmaya devam ediyor. Mısır merkezli Al Qanat TV ekranlarında yayınlanan bir programda, yerli ve milli füze Yıldırımhan için kullanılan o tarihi ifadeler izleyenleri resmen ekrana kilitledi. Canlı yayında adeta bir kurtuluş sembolü olarak anılan devasa sistem, kısa sürede dijital platformların en çok tartışılan konuları arasına girdi.
CANLI YAYINDA GELEN O DİKKAT ÇEKEN DUA
Türkiye'nin gövde gösterisi yaptığı yeni nesil balistik füze sistemi, sınır ötesinde şaşkınlık ve hayranlıkla takip ediliyor. Program sunucusunun kameralar karşısında Yıldırımhan'ın özelliklerini anlatırken kullandığı, “Yıldırımhan’ın; İslam’ın, Müslümanların ve yeryüzündeki mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını Allah’tan diliyoruz” sözleri hem ekran başındakilerin hem de kamuoyunun dikkatinden kaçmadı. Bu anlar saniyeler içinde binlerce kez paylaşılırken, Türk savunma sanayisinin bölgede yarattığı etki bir kez daha net bir şekilde kaydedildi.

ORTADOĞU MEDYASI YAKIN MARKAJA ALDI
Arap coğrafyasında patlak veren bu rüzgar aslında tesadüf değil. Son yıllarda peş peşe gökyüzüyle buluşan KAAN, KIZILELMA, HİSAR ve TAYFUN gibi stratejik projelerin ardından, Ortadoğu ve Kuzey Afrika medyası Ankara'nın bu hamlelerini mercek altına almış durumda. Savunma çevrelerinde, bu tarz sistemlerin uzun menzil kapasitesi, hipersonik hız özellikleri ve gelişmiş vurucu gücüyle tüm hesapları bozduğu sıkça vurgulandı.

10 YILLIK SIR: TUĞRA VE İMZA DETAYI
Milli Savunma Bakanlığı AR-GE Merkezi tarafından tam 10 yıllık yoğun bir emeğin sonucunda sahaya inen Yıldırımhan, 6 bin kilometrelik menziliyle rakiplerine korku salıyor. Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük kıtalararası balistik füze olma unvanını elinde tutan sistem, 4 adet sıvı yakıtlı roket motoruyla tahrik ediliyor.
Tam 17,5 metre boyunda ve 1,5 metre çapındaki bu çelik devin gövdesi ise askeri olduğu kadar manevi mesajlar da taşıyor. Füzenin bir yüzünde Sultan Yıldırım Bayezid Han'ın tuğrası gururla sergilenirken, burun kısmına ise Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasının kazındığı ifade edildi.




