Dünya futbolunun efsanevi ismi, kariyerine 35 kupa sığdırarak tarihe geçen ve hem Galatasaray hem de Beşiktaş ile unutulmaz şampiyonluklar yaşayan 80 yaşındaki Mircea Lucescu, uzun süredir mücadele ettiği sağlık sorunlarına yenik düşerek hayata veda etti.

TÜRKİYE'DE SİLİNMEZ İZLER BIRAKTI
2000 yılında UEFA Kupası'nı henüz kaldırmış Galatasaray'ı Fatih Terim'den devralarak İstanbul macerasına atılan Rumen efsane, daha ilk maçında Real Madrid'i devirip Süper Kupa'yı müzeye götürdü. Sarı-kırmızılı camiada geçirdiği iki sezonda takıma üçüncü yıldızı takan o lig şampiyonluğunu kazandırdı ve takımı Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale taşıdı.
İstanbul'dan kopamadı. Rotasını bu kez ezeli rakip Beşiktaş'a çevirdi. Siyah-beyazlıların 100. yılında gelen o tarihi şampiyonluğun mimarı oydu. Kartal'a da UEFA Kupası'nda çeyrek final oynatmayı başardı.

"KÖPEKLER İSTEDİ DİYE ATLAR ÖLMEZ"
Sadece taktik dehasıyla değil, saha kenarındaki akıl oyunları ve soğukkanlı tavrıyla da hep gündemi belirledi. Onun dudaklarından dökülen "Köpekler istedi diye atlar ölmez." cümlesi, bugün bile Türk futbol lügatının en çarpıcı ifadelerinden biri olarak hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Kariyerinin ilerleyen yıllarında, 2017'de tam 13 yıl aradan sonra Türkiye'ye geri dönmesi büyük yankı uyandırmıştı. A Milli Takım'ın başına geçip 17 maç boyunca ay-yıldızlıları yönetmesi, bu topraklara olan bağının kopmadığının en net göstergesiydi. Son maçına da Türkiye karşısında, güzel anılar biriktirdiği Dolmabahçe'de çıktı.

DÜNYANIN EN BAŞARILI ÜÇÜNCÜ HOCASI
Lucescu'nun başarıları Türkiye sınırlarını çoktan aşmıştı. Ukrayna'da Shakhtar Donetsk ile 12 yıla sığdırdığı 8 lig şampiyonluğu ve 2009'da Kadıköy'deki finalde kaldırdığı UEFA Kupası, Avrupa'daki hakimiyetini perçinledi. Ukrayna'da Dinamo Kiev ile kazandığı zaferler de eklendiğinde, kariyerine sayısız unvan sığdırdı.
Yarım asra yaklaşan teknik direktörlük serüveninde tam 35 kez kupa sevinci yaşadı. Bu olağanüstü istatistik onu, Sir Alex Ferguson ve Pep Guardiola'nın ardından futbol tarihinin en çok kupa kazanan üçüncü teknik direktörü konumuna taşıdı. 2015 yılında Şampiyonlar Ligi'nde 100 maça çıkan beşinci çalıştırıcı unvanı da bizzat kendisine aitti.

FUTBOLDAN FAZLASI: 6 DİL VE BİR KÜLTÜR ELÇİSİ
O sıradan bir teknik adam değil, futbolun entelektüel yüzüydü. Genç yaşlarında anadili Rumencenin yanına İngilizce, Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca ve Rusça'yı ekleyerek dil bariyerlerini yıktı.
Oyuncularına sadece pas yapmayı değil, hayatı okumayı da öğütledi. Romanya'daki yıllarından itibaren futbolcularını her fırsatta tiyatroya gitmeye, kitap okumaya ve üniversite eğitimi almaya teşvik etti. Boş vakitlerin restoranlarda harcanmasına karşı çıkan yapısı, onun vizyonunun yeşil sahanın dışına taştığını net bir şekilde gösteriyordu.





