Bu tür faaliyetlere katılan personelin mesai dışı eğitim sürelerinin "fazla çalışma" sayılarak kendilerine izin hakkı tanınması istendi. İzin kullanımının fiilen mümkün olmadığı senaryolarda ise çalışanlara mutlaka ek mesai ücreti ödenmesi yönünde tavsiye kararı alındı.
Acil tıp uzmanının başvurusu dengeleri değiştirdi
Süreci başlatan olay, bir sağlık tesisinde acil tıp uzmanı statüsüyle çalışan bir hekimin itirazı üzerine gelişti. Kendi kurumu tarafından 8 saat süren bir eğitime dahil edilen personel, bu programın resmi mesai saatleri dışında uygulandığını ifade etti. İlgili görevlendirme sonrasında tarafına ne bir ücret yatırıldığını ne de telafi izni verildiğini belirten hekim, mağduriyetinin giderilmesi talebiyle KDK'ye resmi başvuruda bulundu.
Sağlık Bakanlığına kritik uyarı
• Kurum, 8 saatlik eğitimin mesleki becerileri artırmaya yönelik standart bir hizmet içi program olduğunu tespit etti.
• Sağlık hizmetlerindeki ağır iş yükü ve süreklilik ihtiyacı vurgulandı.
• Çalışanların verimliliği ile dinlenme hakları arasında hassas bir denge kurulması gerektiği belirtildi.
• Fazla mesai statüsünde elde edilen dinlenme izinlerinin, kazanıldığı yıl içinde kullandırılmasının en doğru yöntem olduğu Sağlık Bakanlığına bildirildi.
Anayasa detayı karara damga vurdu
İlgili kurumlara izin kullandırma noktasında idari bir takdir yetkisi tanınıyor. Buna karşılık, işleyişteki zorunluluklar yüzünden izin mekanizmasının çalıştırılamadığı durumlarda personelin hakkının nakdi olarak ödenmesi şart koşuldu. İmzalanan metnin en çarpıcı bölümünde ise Anayasa maddelerine atıf yapıldı. Kurum, bu kurala uymayan uygulamaların doğrudan "angarya yasağı" ilkelerine ve ücretin emeğin karşılığı sayıldığı temel hukuk normlarına aykırılık oluşturacağını net bir dille tescilledi.