Yönetmen Mesut Uçakan, ‘‘Hür Adam: Bediüzzaman Said Nursi‘‘ filminin birçok yönüyle başarılı bir film olduğunu belirterek, ‘‘Film, varlığıyla, söylenemeyeni söylemesiyle ve milli değerlerin anlatılması açısından bir dönüm noktasıdır‘‘ dedi.
Uçakan, insanların bir filmi eleştirirken bunun hangi kriterlerle yapılması gerektiğini bilmediğini savundu. Uçakan, ‘‘Hür Adam‘‘ filminde, söylenemeyecek pek çok şeyin büyük bir cesaretle ifade edildiğini belirterek, ‘‘Bu cesareti için kutsanmaya layık bir film‘‘ dedi. Sinema sektöründe çok sayıda filmin çekildiğini dile getiren Uçakan, ‘‘Mehmet Tanrısever‘in çıkıp da 4 milyon TL gibi bir rakamı gözü kapalı olarak bu alana yatırmış olması gerçekten son derece alkışlanması, örnek olması gereken bir olay. Diğer açıdan bakıldığında filmin akademik olarak ‘şu sahnesi böyle olmuş, oyunculuğu şöyle olmuş‘ gibi eleştiriler doğrusu halkı, pek çok entelektüeli de ilgilendirmemesi gereken şeyler. Çünkü Mehmet Tanrısever, kendi gücü ve imkanlarıyla, kendi kapasitesiyle bir film yapmış. Üstelik de o filmi olay haline getirmiş, Türkiye‘nin gündemine oturtmuş. Söylenemeyen, konuşulamayan pek çok şeyi konuşmaya, konuşturtmaya vesile olmuş‘‘ diye konuştu.
Uçakan, filmin genelinde, Said Nursi‘nin doğumundan vefatına kadar bütün olayları anlatma telaşının bazı şeylerin eksik kalmasına, bazı konuların atlanmasına neden olduğunu ifade ederek, ‘‘Bu filmden yüz tane film çıkartılabilir. Aynı eleştiri bana da geldi. Anka Kuşu filminde dediler ki ‘O kadar çok şey anlatıyorsun ki, biz senin bu filminden iki yüz film çıkarırız‘. Biz nesil olarak doluyuz, bağrımız yanıyor. Her şeyi birden anlatmak istiyoruz‘‘ şeklinde konuştu.
Uçakan, ‘‘Hür Adam‘‘ filmini takdir ettiğini belirterek, ‘‘Hür Adam, çoğu yönleriyle çok başarılı olmuş bir film. Film, varlığıyla, söylenemeyeni söylemesiyle ve milli değerlerin anlatılması açısından bir dönüm noktasıdır‘‘ dedi.
"Çekime yenik başlıyoruz"
Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneğince, Cağaloğlu‘ndaki Timaş Yayınları binasında düzenlenen ‘‘Babıali Sohbetleri‘‘ne konuk olan Uçakan, muhafazakar kesimin Türk sinemasındaki yerini anlattı. Uçakan, ‘‘Sanat alanındaki hegemonyanın dindar olmayan insanların elinde olduğunu ve dini inançları ele alan bir filmin çekimlere 10-0 yenik başladığını‘‘ söyledi. Medyanın kendisine, bir ‘‘değer‘‘ olduğu için değil, ‘‘kendi üzerinden iktidara ya da dini değerlere yüklenmek için ilgi gösterdiğini‘‘ öne süren Uçakan, fikir sancısının çekildiği dönemlerde bayraklaştırıldığını, toplumun düşüncelerinden arındırıldığı dönemde ise ‘‘tu kaka‘‘ hale getirildiğini ifade etti. Uçakan, bugüne kadar çektiği dini ve milli hassasiyeti yüksek filmlerin eleştirisini de yaparak, ‘‘Biz bir gübreyiz, asıl çiçekler bizden çıkacak‘‘ dedi. Mehmet Tanrısever‘in ‘‘Hür Adam‘‘ filmini de değerlendiren Uçakan, bir dinleyicinin, ‘‘Filmin verdiği mesajlara bir itirazımız yok‘‘ yorumu üzerine, ‘‘Hür Adam‘ın verdiği mesajlara itirazı olanlar olabilir. Bazı cümleler var mesela ben kesinlikle katılmıyorum‘‘ diye konuştu. ‘‘Doğrusu Hür Adam‘ı eleştirmek kolay‘‘ diyen Uçakan, şöyle devam etti: ‘‘Çok şey var yani. Mehmet Bey çok yormuş kendini. Orada bana yapılan bir eleştiri de vardır. Bizim nesil nedense böyle. Bundan kurtulmamız lazım. İşte Tanrısever ne yapıyor? Hür Adam‘da Bediüzzaman hazretlerini doğumundan vefatına kadar anlatıyor. Anlattıklarından en az 100 tane film çıkar. Kamera falan çok dikkatli kullanılmış. Kurguda müziği hiç öne çıkartmamış. ‘A ne güzel‘ diyorsun ama diğer taraflara bakıyorsunuz, film amatörleşmiş, ilkokul müsameresi haline gelmiş. Geniş nefes almak kolay değil.‘‘ Yaşanan süreci doğru okumak gerektiğini söyleyen Uçakan, ‘‘Hür Adam‘‘da söylenenlerin daha önce söylenemeyecek şeyler olduğunu ifade etti. Uçakan, ‘‘Kelebekler Sonsuza Uçar‘ı daha önce çekecektim, 93‘te çektim. Neden? Korktum çünkü. O filmde şapka yüzünden İstiklal Mahkemeleri tarafından idam edilen bir müderrisin hayatını anlatıyorum. Dedim ki, ‘Ben şimdi bunu çeksem hemen Atatürkçü düşünce dernekleri bana saldıracaklar.‘ ‘Hangi Müslüman bana sahip çıkar‘ diye etrafıma bir baktım. Şu korkuya kapıldım; hiçbiri sahip çıkmaz, hatta itham ederler. İşte, ‘Bu ajan, provokatör, kışkırtıyor‘ derler. Bu sebeplerle filmin çekimi gecikti. Biz hangi dönemde ne söyleneceği meselesini tartabiliyoruz. Bu dönem cesur sözler söylüyoruz. Hür Adam‘ın varlığı, çekilmiş olması bir olaydır. Benim kafamda da bir Said-i Nursi var ama bu imkan meselesi. Bu imkan da şu anda bende yok‘‘ diye konuştu.