Kültür-Sanat

Merkez medyada açılan gedik

Merkez medyada açılan gedik

Abone Ol

Batı‘da objektif gazeteciliğin nispeten oturmuş olduğu düşünülünce, Birand‘ın devletten millete, otoriteryenlikten demokrasi inancına uzanan bu gerçekçiliği merkez medya surlarında "mukaddes bir gedik" açtı. Merkez medyanın değişmeyen devletçi-otoriter yaklaşımı, okuyucunun ve seyircinin iradesine yıllarca tekçi bir pranga vurdu.

Mehmet Ali Birand, yaptığı özeleştiriyle merkez medyanın nasırlaşmış vicdanından halkın hakikatlerine doğru damla damla sızdı.  "Genlerimize, belki de farkına varmadan darbecilik işlendi" diyen Birand‘ın anlattıkları, merkez medyadaki statüko bilinci, asker fetişizmi ve otoriter cumhuriyet algısının nasıl inşa edildiğini göstermesi açısından çok önemli. Mizan gazetesini çıkaran Mizancı Murad Bey de ikinci meşrutiyet aydınlarına ihtilal sevgisi aşılayan ilk gazeteci ve yazardı. Basındaki "darbe fetişizmi" o zamandan beri devam ediyor. Birand‘ın geç de olsa hakkı ve haksızlığı teslim eden vicdanı, diğerlerine emsal teşkil eder mi bilinmez. Doğrusu buna pek ihtimal de vermiyorum. "Gelecek tepkilere aldırış etmiyorum" diyen Birand da pek ihtimal vermiyor anlaşılan. Fakat Birand gibi kadim bir gazetecinin samimi özeleştirisi, gözlerin hüküm sürdüğü medya çağındaki Türkiye için oldukça önemli bir gelişme.

"Emret Komutanım" kitabından bu yana Birand‘ın klasik merkez medya kroniğini yer yer aşan refleksler gösterdiğini de gözardı etmemek gerek. Batı‘da objektif gazeteciliğin nispeten oturmuş olduğu düşünülünce, Birand‘ın devletten millete, otoriteryenlikten demokrasi inancına uzanan bu gerçekçiliği merkez medya surlarında "mukaddes bir gedik" açtı. Merkez medyanın değişmeyen devletçi-otoriter yaklaşımı, okuyucunun ve seyircinin iradesine yıllarca tekçi bir pranga vurdu.

Descartes‘ın "Düşünüyorum o halde varım" teşhisi, yerini Drucker‘ın "Görüyorum o halde varım" mottosuna bıraktı.  Medya, gözlerin takip ettiği sahnede her daim iktidar. Medya, yaşadığımız postmodern çağda rakipsiz bir jön. Şu halde çağın insanı ve toplumu için medyanın taşıdığı yönlendirici önem ortada. Hitler‘in sözü aklıma geliyor: "Kurnazca ve devamlı bir propagandayla insanları cennetin cehennem, cehennemin de cennet olduğuna inandırmak mümkündür."

Hele bu çağda... Kim ne derse desin. Birand objektif bir gazeteci vicdanıyla otoriter cumhuriyet kalemşorlarının biletini kesti. "Öncelik demokrasi veya parlamento değildi. Genelkurmay daha önemliydi. Böyle yetiştirildik" diyor Birand. Önemli olan bundan sonrakilerin "böyle yetiştirilmemesi." Çünkü "böyle yetiştirilen" herkes Birand‘ın berrak ve sorgulayan vicdanına sahip olamayabilir. Olamadı da...

Gültekin Avcı-BUGÜN