TV5 ekranlarında geçen hafta Yuva Kuran adlı yeni bir programımız başladı. Aslında kültürel ve sektörel bir format hedeflendiği halde gidişat yardım programı niteliği kazanmaya doğru yol aldı. Bir ailenin ev tefrişatını oturma odasından mutfağına kadar mobilya ve dekorasyonunu düzenleyen bir program. Ancak bu ilk programda evini konu edeceğimiz boş ve müsait bir haneyi seçecekken karşımıza muhtaç bir aile çıkması öncelik kazandı. İzmir den İstanbul a iş ümidiyle göçmüş iki çocuklu çaresiz bir ailenin iki aydır Fatih te naylon bir çadırda yaşadığını öğrenince onlara bir de ev bularak işin yuva kuran niteliğine bir de yuva tutan boyutu kattık.

Ekranlardaki Cansuyu, Deniz Feneri ve Kimse Yok mu gibi yardım programları zaten bu fonksiyonu icra ediyorlar. Ancak toplumuzda ekonomik vaziyet  öylesine dibe vurmuş ki bu türden her televizyon kurumunda program olsa hepsi de yoğun ilgi görür, muhtaç kesimin fazlalığından Nitekim bizim ilk program yayınlandığı hafta yardım mesajı havası tüttüğünden olsa gerek yuvası, eşyası eksik olan vatandaşların talepleri hayli çoktu. Bu arada sağolsun programa sponsor olan firmalar da zaten adettendir, halkın seyircinin ilgisini görünce onların da kesenin ya da mağazanın ağzını biraz daha açtıklarına şahit oluyoruz. Peki, kardeşim diyorsunuz biz bunu ekrana getirmeden evvel sen bir taneyi zor verirken şimdi ekrana gerek sen, gerekse firman çıkınca neden bonkörlüğün tutuyor sorusunu da, arif olan anlar hesabıyla ondan sonrası gösteriş ve riya faslına girip desinler moduna giriliyor herhalde  

Ekranların sihirli albenisi  Nasreddin Hoca nın ye kürküm ye hikayesini çağrıştırıyor Hani, Hoca nın iltifat bana değil kürküme dediği gibi o sırada elalemin gözü önünde yardım o andan itibaren Hak kın rızasından ayrılıp halkın rızası ve hoşnutluğunu kazanma istikametine doğru yol alıyor.

Yetime kardeş olmak

Bu Cumartesi saat 13.00 de Pakistan İçişleri Bakanının da katılacağı Pakistanlı Yetimler İçin Yardım Konseri Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezinde yapılacak. Geliri tamamen Pakistan depremi yetimlerine aktarılacak programda bizlerin de sunucu olarak şerefleneceği bu programın akışı çoğunlukla çocuklarca yapılacak. IHH, Beykoz Belediyesi Akabe Vakfı ve Minik Kalpler Korosu nun katkılarıyla hazırlanan bu etkinlikte Grup Yankı, Minik Semazenler, Uğurböceği Ahmet, Alican namı diğer Ümit Kaplan, Burak Sezen ve Taner Yüncüoğlu sahne alacaklar. Ne diyelim, yetime sahip çıkmak O nun (a.s.) mirasına sahip çıkmaktır. Nitekim bu programın davetiyesinde de şöyle bir ibare yer alıyor: "Tüm yetim çocuklar Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in bizlere birer emanetidir."

Çağdaş uygarlık

Günümüz dünyasında batı uygarlığının daha bizden öğrenmesi gereken çok şey var insanlık adına. Gerçekten bugün  yeryüzünün bizim medeniyetimize şiddetle ihtiyacı var. Topraklarında 35 farklı etnik topluluğu kendi din ve dillerinde özgürce ve barış içersinde altıyüz sene idare etmiş Osmanlı medeniyet örneğini bir kez daha aşağıdaki yeni bir hadise üzerine minnetle hatırlayalım: "Hollandalı Bakan, geçen ay sonunda, yabancıların sokakta anadilleri yerine Hollandaca konuşmaları yönündeki görüşünde bir değişiklik olmadığını da söyledi. Verdonk, "Nasıl bir evde, okulda ya da grupta bazı davranış kuralları kabul edilebiliyorsa, bir kent için de davranış kurallarını kabul edebiliriz. Rotterdam da, sokakta Hollandaca konuşulması gerektiği yolunda benimsenen ilkeyi bu yüzden savundum ve Hollandaca bilmenin uyum açısından zorunlu ve önemli olduğu noktasından hareketle bu görüşümü dile getirdim" dedi.