Avrupa‘da da, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi gazetelerin çoğunluğu masonların kontrolündedir. Bunun için kimliklerini deşifre etmeye gerek bile olmadan, yayın politikalarından o medyanın kimlere ve hangi zihniyete hizmet ettiği rahatlıkla anlaşılabilir. İşte karikatür provokasyonunu gerçekleştiren gazete de masonların kontrolünde olan bu tür kuruluşlardan bir tanesidir.
Dünya üzerinde tek bir mason teşkilatı vardır. Ülkelerdeki mason locaları da bu teşkilatın birer üyesidir. Arjantin‘deki bir locada alınan karar da, Yunanistan‘daki bir locada alınan karar da Fransa‘daki bir locada alınan karar da tek bir merkezden gelen emir ve talimatla alınır. Bu karar da dünyadaki tüm masonları bağlar. Fransız veya İngiliz masonluğu Amerika‘dan ya da Almanya‘dan bağımsız değildir. Merkezin kararı herhangi bir yerde alınır ve yürürlüğe konur. O nedenle merkezin kararı önemlidir.
Birçok teşkilatı yönlendiriyorlar
Buraya kadar anlatılanlar dışında, masonluk ayrıca birçok alt teşkilatı da idare edip yönlendirmektedir. Bilderberg teşkilatı, İllüminati, Brotherhood, CFR, Round Table vb. isimlerle tanınan teşkilat ve oluşumların hiçbiri masonluktan bağımsız değildir. Hepsi de ortak masonik ideallere hizmet eden örgütsel yapılanmalardır. Bunları derinden yönlendiren asıl merkezi güç masonluktur. İsrail‘de de, ABD‘de de, Avrupa‘da da bu böyledir. Yeni isimler altında fakat aynı felsefi ve eylemsel doğrultuda ortaya çıkan oluşumlar da mutlaka masonik güdümlüdür ve tepede masonluğa bağlıdır. Masonluktan bağımsız bir faaliyet yürütmeleri söz konusu olamaz.
Masonların bu ilişki yumağını ABD‘nin Georgia eyaletinin "Büyük Üstad" dereceli masonların biri olan J. W. Taylor, şöyle izah etmektedir:
"Masonlar... böylece her insanı büyük bir ortak hedefe doğru teşvik eder ve büyük hedeflere varmak için tüm ulusları sanki hepsi birer insanmış gibi hareket ettirir. İşte masonluk kurumunun, dünyadaki insanoğlu üzerindeki etkisi bu prensip üzerinde gerçekleşmektedir. Sessiz ve gizli olarak çalışır, ama çok yönlü ilişkileri sayesinde toplumun her detayına ve boşluğuna sızar; masonluğun eserlerini görenler bu eserlere karşı hayrete düşerler, ama kaynağının ne olduğunu bilip söyleyemezler." (The Catholic Encyclopedia, "Masonry (Freemasonry)", New Advent, http://www.newadvent.org/cathen)
Bu nedenle karikatür olayını da yalnızca belli bir camianın, düşünce grubunun faaliyeti olarak yorumlayıp dar kalıplara indirgemek son derece yanlıştır. Hastalığı yüzeyde değil derinde aramalıdır. Olayı daraltmadan ve dış görünüşüne aldanmadan perde arkasındaki esas planlayıcıları, yani masonları görmek gerekmektedir.
Karikatür olayının perde arkasında masonlar var
Buraya kadar anlaşıldığı gibi, Danimarka basınında çıkan karikatür olayının perde arkasındaki gerçek failleri masonlardır. Bu provokasyon -her ne kadar aksi yansıtılmaya çalışılsa da- herhengi bir gazetecinin planlayıp uygulamaya koyabileceği türden bir olay değildir. Hiçbir gazetecinin büyük bir kurum olan gazeteyi, gazete yönetiminden ve gazetenin yayın politikasından bağımsız olarak kendi başına buyruk bir biçimde özel istek ve amaçlarına alet etmesi, hazırladığı karikatürleri, yayın kurulunun onayı olmadan baskıya sokabilmesi düşünülemez. Bu nedenle söz konusu olayı sıradan bir gazetecinin ferdi bir eylemi olarak görmek oldukça safiyane bir bakış olacaktır.
Dolayısıyla söz konusu olay, gazete yetkililerinin ve sahibinin de onaylarını gerektiren, siyasi destek ve güvencesi sağlanmış, neticeleri düşünülmüş ve buna göre planlaması yapılmış maksatlı bir eylemdir.
Gazeteci-karikatürist konumunda olan birinin herhangi bir müstakil gücünün ve etkisinin olamayacağı açıktır. Gazete sahipleri ve yetkililerinin de bu profildeki birine, başına buyruk hareket etme, inisiyatif kullanma yetkisi vermeyecekleri aşikardır. Gazete patronları ve yöneticileri ancak o gazeteciye ne yapması gerektiğini söylerler ve o da kendisine verilen görev ve talimatları yerine getirir.
Basını yönlendiriyorlar
Avrupa‘da da, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi gazetelerin çoğunluğu masonların kontrolündedir. Bunun için kimliklerini deşifre etmeye gerek bile olmadan, yayın politikalarından o medyanın kimlere ve hangi zihniyete hizmet ettiği rahatlıkla anlaşılabilir. İşte karikatür provokasyonunu gerçekleştiren gazete de masonların kontrolünde olan bu tür kuruluşlardan bir tanesidir.
Böyle bir provokasyonun arkasında basit ve günlük bir sebep aramak da yetersizdir. Olayların altında yatan nedenin daha derin ve ideolojik boyutu vardır. Karikatür olayı, Amerika‘daki siyasi bir grubun günlük, yüzeysel bir düşüncesinin ürünü de değildir. Bu da masonluğun yönlendirmesi ile hareket eden bir yapıdır. Müstakil veya masonlukla ters düşen herhangi bir tutum içine girmeleri mümkün değildir.
Aksi takdirde varlıklarını fazla sürdürmeleri mümkün değildir. Örneğin, Amerika başkanı Kennedy mason değildi, karar ve uygulamalarında masonlukla çeliştiği anda öldürüldü. Bu nedenle Amerika‘da yönetime etki edenlerin müstakil karalar alan ve eylemler yapan kişi ve kurumlar olduğunu düşünmek, onları olayların arkasındaki gerçek sebep olarak görmek yanıltıcı bir düşünce olacaktır. Önemli olan bunun arkasındaki gerçek güç olan masonluğu görmektir.
Kirli elleri dünyanın her yerinde
Masonluğun bu sessiz ve derinden işleyen stratejisinin en büyük özelliği, bu stratejide görev alan masonların, bunu masonluk adına yaptıklarını hemen hiçbir zaman açıklamamalarıdır. Farklı kimliklerle, farklı sıfatlarla, farklı makamlarda görev yapar, ama masonluk aracılığıyla benimsedikleri ortak bir felsefeyi topluma empoze ederler. Türk localarının büyük üstatlarından Halil Mülküs, yıllar önce kendisiyle yapılan bir röportajda, bu gerçeği şöyle açıklamıştır:
"Masonluk, masonluk olarak ortaya çıkıp hiçbir şey yapmaz. Masonluk bireyleri yönlendirir, burada yetişen bireyler, zikir talimi üretimine katılan Masonlar dış alemde bulundukları yerlerde, çeşitli seviyelerdeki mesleklerdedirler. Bunlar üniversitelerdedirler, rektördürler, bunlar profesördürler, bunlar devlet adamıdırlar, bakandırlar, doktordurlar, hastane başhekimidirler, avukattırlar, vs. Bulundukları yerlerde bu masonluğun talim ettiği fikirleri yaygın bir biçimde topluma aktarma gayreti içinde olurlar" ("Masonluk Gücünü Yitiriyor mu?", Nokta, 13 Ekim 1985, sayı 40, s. 30, http://www.harunyahya.org)
Dünyayı tek merkezden yönetme çabası
Masonlar "Evrime dair bilimsel kanıtlar var, onun için yaratılışı reddediyoruz" dememektedirler. Zaten böyle bir şey öne sürmeleri asla mümkün değildir. Sadece felsefi bir bağnazlık ve bu bağnazlık uğruna körü körüne kabul edilen bir evrim inancı vardır.
Bu ise bizlere, açık fikirli olmayı savunduklarını öne süren masonların aslında ne kadar dogmatik olduklarını göstermektedir. Hangi ülkede yaşarsa yaşasın, hangi ırktan ya da dinden olursa olsun, her mason aynı fikir ve inançları paylaşır. Çünkü masonluk ulusal değil küresel bir teşkilattır. Masonlar kendi kitaplarında bu yapılarını şöyle tarif ederler:
"Zira yukarıda belirttiğimiz gibi ideal, bir ritte ve her masonun anlayışında aynıdır. Masonluk bölünme kabul etmez. Dünyanın pek çok yerinde aynı vatan bütünlüğü içinde değişik ritlerde çalışan mason teşekkülleri asla birbirlerinin muhalifi değildir." (MASON DERGISI - 81/4, S: 6)
İngiliz mason locası da Amerikan mason locası da Alman, Fransız veya Yunan mason locaları da hepsi birbirinin aynıdır. Bunların hepsi masonluğun tek merkezden alınan kararlarını uygulamaya koyan şubeler mahiyetindedir. İngiltere veya Fransa locası ya da Danimarka locası ABD veya İsrail‘deki büyük localardan bağımsız hareket edemez.
Merkezin onay ve talimatı olmayan kararları alamaz, uygulama ve prensipler ortaya koyamaz.