Dünya çok hızlı bir şekilde kamplara ayrılıyor. Soğuk

Savaş sonrası dönemde yaşanan tehlikeli sessizlik , yerini kan ve gözyaşına

bırakmış vaziyette. Dünya, kontrollü kaos teorisi kapsamında adı konulmamış

bir paylaşım savaşını yaşıyor.

Geçen yazımızda da belirttiğimiz gibi şu an karşımıza üç

(ya da iki buçuk ) parça çıkıyor. Bir tarafta gücünü korumaya çalışan Batı,

diğer tarafta ise ona meydan okuyan Doğu. Ortada ise bölünmüş, kendi içerisinde

çatışmalara sahne olan, şu anki Yeni Büyük Oyun un çatışma alanı olan Merkez

Bölge .

Bu bölünmedeki en belirleyici parametrelerin başında ise

Batı karşıtlığı geliyor. Batı medeniyetine duyulan öfke tüm dünyayı Latin

Amerika dan Asya nın bir diğer ucuna kadar ülkeleri ortak bir çatı altında

topluyor.

BRICS bunun en somut örneği. Adını üyelerinin İngilizce

baş harflerinin kısaltmasından alan bu örgüt, sırasıyla; Brezilya, Rusya,

Hindistan, Çin ve Güney Afrika dan meydana geliyor. Yani Huntington un altını

çizdiği sekiz medeniyetten neredeyse beşinden oluşan bir örgüt. Buna, büyük

medeniyetler çatışmasına doğru, ötekiler in büyük çoğunluğunun oluşturduğu bir

medeniyetler ittifakı girişimi de diyebiliriz.

***

Fakat bu ittifak girişimin çok uzun süreli olması mümkün

değil. Nedenlerine gelince... Birincisi, bu örgütü bir araya getiren Batı

karşıtlığından ziyade, ABD karşıtlığı. Daha somut ifadeyle, tek kutuplu bir

dünya arayışına duyulan tepki. Dolayısıyla 1990 ların sonlarından itibaren çok

kutupluluğu savunuyorlar. İlk ciddi çıkış adresleri ise Şanghay Beşlisi idi...

ABD nin alandan kontrollü bir şekilde çekilmesi (ki

bununla ilgili sinyalleri uzunca bir süredir Afganistan ve Irak üzerinden

vermekte) ya da bu güçlerden birkaçını sistemden tasfiye etmesi veya bazılarını

ortaklıklar üzerinden yanına çekmesi bu ötekiler ittifakına önemli bir darbe

vurabilir.

Şu ana kadar Çin ve Rusya buna yönelik ABD

girişimlerine/tekliflerine olumlu cevap vermese de, en azından ABD bunların

oyununu bozmaya yönelik önemli kazanımlar elde etmiş görünüyor.

Bu kapsamda yaptığı en önemli hamlelerin başında ise, bu

yapılardaki zayıf halkalara yönelik farklı müdahale girişimleri geliyor.

Örneğin, şu an için Rusya yı her geçen gün daha büyük bir krizin içine sokan

ABD, bir diğer direnç noktası Çin i kuşatmakla meşgul. Ve bunu yaparken de

bölgedeki tarihsel rekabetleri, düşmanlıkları harekete geçirmekle meşgul.

Obama nın Hindistan ziyareti ve verilen mesajlar bu açıdan oldukça önemli.

***

Bunun dışında ABD nin kendi içerisindeki zayıf halkaları

hizalama girişimleri de dikkat çekici. Düne kadar Rusya ile farklı

işbirlikleri içerisinde olan ve kontrolünden çıkma eğilimi gösteren AB ye ya da

daha somut bir şekilde Almanya-Fransa ikilisine karşı gerçekleştirdiği

operasyonlar ortada. Şu an için fazla hırslı ve bunu gizleyemeyen Fransa ile

saman altından su yürütmeye çalışan Almanya ya bir takım mesajlar vermeye

çalışmasının altında da bu yatıyor.

ABD böylece, hem Rusya ya bulunduğu medeniyet kampını

hatırlatıyor hem de Batı Medeniyeti içerisindeki bölünmüşlüğü ortak bir hedef

üzerinden gidermek istiyor. Bu kapsamda Avrupa nın önüne konulan iki büyük

tehdit dikkat çekici: Rusya ve İslam.

ABD bunu gerçekleştirirken de Avrupa nın iki zayıf yönünü

bir kez daha ön plana çıkartıyor: Irkçılık ve Haçlı Ruhu .

Peki, burada asıl hedef ne Gerçekten ortada bir

medeniyetler çatışması mı söz konusu ya da bu medeniyetler çatışması üzerinden

çok daha farklı hesaplar mı güdülüyor Daha somut bir ifadeyle sormak

gerekirse, Medeniyetler Çatışması/Çatıştırması   hikâyesi üzerinden kim ya da kimler nasıl bir

dünya inşa etmek istiyor

Asıl sorulması ve cevabı aranması gereken sorular bunlar!