Gülün adaylıktan çekilmesini isteyen yorumlar üzerinde dün durmuş, bu tür zorlamaların millet iradesine ters düşeceğine dikkat çekmiştim. Medyanın ise Meclis dışı güçlerin sözcülüğünü değil, millete tercüman olması gereğine de vurgu yapmıştım.

Bugün olayın bir başka boyutu üzerinde durmak istiyorum.

Medyanın belli bir bölümü konu ile ilgili haber ve yorumlarında ısrarla Erdoğanın Gülün Cumhurbaşkanı adaylığından çekilmesini istediğini ileri sürerek Güle düşenin ise bir kez daha Başbakan Erdoğanı rahatlatmak olduğu belirtiliyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Başbakan Erdoğan her ne sebeple bilinmez Gülün aday olmasını istemiyor ama bunu da açıkça ifade edemiyor. Dolaylı imalarda bulunuyor. Belli ki ikili ve üçlü görüşmelerde bu konu tartışılıyor. Ve bu tartışmalarda Gül adaylıktan çekilmeye ikna edilebilmiş değil. Medyaya yansıyan haber ve yorumlar bunu gösteriyor. Gerçekten böyle bir durum var ise konuyu çözüme kavuşturmak Erdoğan ile Gülün sorunu. Böyle değil de medya bazı çevrelere sözcülük yapıyor, o çevreler adına Başbakan Erdoğan ve Gül üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlarsa bu baskıların mutlaka kırılması gerekiyor. Bazılarının ileri sürdüğü gibi medyada Gülün çekilmesine dönük haber ve yazıların hedefi AKP içinde çatlak oluşturmaksa -Bu görüşe katılmıyorum- bu konu da AKPlileri ilgilendirir. Bizi ilgilendiren husus ise AKPnin seçim kampanyasını Gülün Çankayaya çıkmasının Meclis iradesi dışında engellenmiş olmasına oturtmuş ve milletten bu Meclis dışındaki iradenin kırılması için destek istenmiş olmasıdır. Halk da istenen desteği vermiştir. Bu bakımdan seçimler iktidarın 4.5 yıllık icratının değerlendirmesi ve ona göre oy verilmesi şeklinde geçmemiş, halk beceriksizliğini değil sadece AKPnin mağduriyetini görmüş ve o mağduriyete oy vermiştir. Böyle olunca da seçimlerin hemen ardından Gülün adaylıktan çekilmesinin Başbakan Erdoğan tarafından istenmesinin mantığı yoktur. Böyle bir yaklaşım demokrasiye değil, demokrasi dışı güçlere destek ve onlara boyun eğmek anlamına gelir.

Seçimlerin hemen ardından başta Bahçeli olmak üzere yapılan açıklamalar Cumhurbaşkanı seçiminde yeni bir 367 kilitlenmesinin söz konusu olmayacağını ortaya koymuş iken BaşbakanErdoğanın yakın çevresine Gülün adaylıktan çekilmeye ikna edilmesini söylemesinin anlaşılabilir bir yanı yoktur. Bu hem seçim meydanlarında seçmene söylenenlere terstir hem de millet iradesinin çöpe atılması demektir.

Gülün yeniden aday gösterilmesini bir inatlaşma olarak takdim etmenin de samimiyetle bir alakası olamaz. İnatlaşma seçim öncesi yaşanmış ve Meclis dışı çevreler devreye girerek seçimi engellemişlerdir. Bu çatışma mecburi olarak seçimi gündeme getirmiş, 352 milletvekiline rağmen Cumhurbaşkanını seçemeyen AKP milletten yardım ve destek istemiştir. Millet ise istenen yardımı ve desteği vermiştir. Bu noktadan sonra Erdoğanın Gülü aday olmamaya zorlayarak bir başka aday peşine düşmesi millete rağmen siyaset yapmak anlamına gelir. Bir ülkede siyaset dışı güçler millete rağmen siyaseti şekillendirmeye çalışırlarken iktidar partisinin de millete rağmen bir gelişimi oluşturmaya çalışması doğrusu sistem adına toplumu hayal kırıklığına itecektir.

Toplum destek isteyenlere destek vermesine rağmen seçmen iradesi Mecliste yansımasını bulmuyorsa sanıyorum üzerinde durulması gereken husus şu günlerde kimin Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı olacağından çok sistemin işleyişi, daha doğrusu işlemeyişi olmalıdır.