Yıllar boyunca Türkiye devleti ve Türkiye‘de yaşayanların çoğu bu ülkenin yurtdışındaki imajının yalnızca bir imaj problemi olduğunu savundu. Kendi gerçeğiyle yüzleşmeme sanatının şahikalarında dolaşanların mantığına göre iyi bir halkla ilişkiler kampanyasıyla bu işin üstesinden gelinirdi. Tabii ki pazarlanan mal kötü olmayı sürdürdükçe hiçbir kampanya sonuç vermedi...
Sözün kısası burası kendi yalanları ve inkârlarıyla yaşamayı seven, makyaj yaparak her türlü pisliği gizleyebileceğine inananlarla dolu bir yer. Ama gün geliyor makyaj kırışıklıkları, çirkinlikleri, sivilceleri örtemez oluyor. Son on yılda hem büyük iktidar kaymasının gerekleri hem de AB çerçevesinin etkisiyle eski dönemin makyajı zorla silindi. Pisliğin her türlüsü önümüze ve tabii dünyanın önüne serildi. Bu gelişmeyi önce ucundan yakalayan sonra da sahiplenenler de yüzlerine, dillerine, açık alandaki hareketlerine gerekli makyajı yaptılar. Demokrat, en demokrat ve daha fazla demokrat olarak meydana çıktılar. Kendileri gibi olmayan gruplardan, ceberut devletle mücadelelerinde hatırı sayılır destek gördüler. Şimdi son günlerin olaylarının fotoğraflarıyla, her musibeti 1968 kuşağına/ sola bağlamalarla, kullanılan dildeki şiddetle o makyaj akıyor.
Makyaj aktıkça gizlediği sosyal- siyasal muhafazakârlık, ataerkil disiplin anlayışının tekseslilik özlemi, itiraz edene kötek basmak için yanıp tutuşma arzusu daha fazla ortaya çıkıyor. Biat veya itaat etmemenin nasıl kabul edilemez bir günah olduğunu baba/devlet otoritesine karşı durmanın cezasız kalmayacağını anlamamız isteniyor. Eski reklamdaki gibi "yoktur aslında birbirimizden farkımız" Türkiye‘sine dönüyoruz.Sanki bir zaman tünelinde yaşıyoruz. Her nesil kendi döneminde benzer olayları farklı şahsiyetlerle tekrarlıyor. Zihniyet kodundaki otoriterlik düşkünlüğüyle yüzleşiyor. Ben üniversiteye konuşmaya gelmiş birinin konuşma hakkının engellenmesini kabul edemem. Bu ayrıca sorgulanmayı gerektiren bir durum. Ancak önümüzdeki asıl mesele öğrencilerin protesto için toplantı yerine yürümesi veya konuşmacıya yumurta atması değil. Önümüzdeki asıl mesele silinen makyajın altından çıkan tipik Türk muhafazakâr siyasetçi portresinin bu ülkedeki haklara, özgürlüklere ve demokrasiye verebileceği zarar. Gerisi şimdilik teferruat.
Soli Özel-HABERTÜRK