Medyanın bir kısmının "sulandırmak" için elinden geleni yaptığı Ergenekon davası, topluma nasıl tuzaklar kurulduğunu, ne oyunlar oynandığını hepimize gösteriyor. Henüz, OYAK, kendine ait kuruluşun kameralardaki görüntüleri niye sildiği konusunda bir açıklama yapmadı. Bir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyor. Cinayet günü, Sıhhiye Orduevi‘nin Danıştay‘ı gören "kameraları" da tuhaf bir tesadüf bozulmuştu. Ordu da bu konuda bir açıklama yapmıyor.
Danıştay cinayetinin işlendiği gün "bağıran" kim varsa bugün susuyor. Eski cumhurbaşkanı, bizzat Danıştay‘ın kendisi, Ordu Yardımlaşma Kurumu, ordu, medyanın bir bölümü biranda "dilsizleşti" nedense. Dilleri olduğunu ilk günkü bağırtılarından biliyoruz, şimdi neden susuyorlar? İddianamesine "gerçek dışı" delil koyan Başsavcı neden açıklama yapmıyor? Anayasa Mahkemesi neden konuşmuyor? "Yargının" yapısının "düzeltilmesi" için anayasanın değiştirilmesi önerisine karşı çıkanlar, bütün bu olanlar hakkında ne düşünüyorlar? Hâlâ bu yargıyla, bu anayasayla, bu sistemle "dürüst" bir yargı ve devlet yapısı oluşturulabileceğine inanıyorlar mı? Yoksa aslında "dürüst" bir yapıdan korkuyorlar mı? Başsavcı, Anayasa Mahkemesi, cumhurbaşkanı, "soruşturmaktan kaçınan" bir medya, kamera görüntülerini silen OYAK kuruluşu biraraya gelip, halkın İradesini ezebilsinler mi istiyorlar?
Bu düzenin, bu anayasanın, bu yargının değişmesini boşuna savunmuyoruz. Sadece şu Danıştay cinayeti ile "kapatma davasına" baktığınızda bile bu topluma nasıl tuzaklar kurulduğunu görmüyor musunuz? Birileri sizi bu tuzağa sürüyor, onlar ancak böyle tuzaklarla iktidarlarını sürdürebilirler. Peki, siz bu tuzağa kendi ayaklarınızla girecek misiniz? Sizi nasıl bir oyuna getirmek istediklerini görmemekte kararlı mısınız gerçekten?