Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Türkiye; tarihinin en mühim seçimine hazırlanıyor. Bu seçim, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için, olmak veya olmamak bakımından önemli sonuçlar doğuracağı muhakkaktır. Dünya derin devletinin ayakta tutmaya çalıştığı “Erdoğan” merkezli Cumhur İttifakı bileşenleri, yirmi yıllık AK Parti iktidarı döneminde ortaya konulan politikaların devamı için milletten destek istiyorlar. Tercih edilen yanlış politikaların sebep olduğu ahlâki ve manevi tahribata, ekonomik yıkıma, dış politika faciasına rağmen, hangi vaatlerle milletin desteğini elde edecekleri merak konusudur. Ülkenin içinde bulunduğu kötü gidişattan rahatsızlık duyan altı muhalefet partisi lideri bir masa etrafında bir araya gelmiş ve ülkeyi içine sürüklendiği bunalımdan kurtarmak için kolları sıvamışlardır. Bu masanın başarıya ulaşması, milli kurtuluş harekâtı şuuruyla işleri ele almasına bağlıdır. Allah’ın rızası, milletin refah ve saadeti her şeyin üstünde tutulmalıdır. Türkiye’nin tarihteki şerefli yerini alabilmesi için “hakkı üstün tutmak” zihniyetinin etrafında kenetlenmeli ve fikir birliğine varılmalıdır. İstikbalin büyük ve güçlü Türkiye’si haline gelmemiz, böyle bir zihniyetle mümkündür. Başka eğilimler, hedefe varmayı zorlaştırır. Altılı Masa; maddi kalkınma kadar manevi kalkınmayı da gündemden düşürmemelidir. Milletimizin sahip olduğu milli şuurda, maddi ve manevi kalkınmayı sağlayacak, azim, irade, karar ve iman vardır. Türkiye; maddi kalkınma ile sanayi ve teknolojide dünyanın en ileri ve güçlü ülkesi olurken manevi kalkınma ile de dünyaya ahlâk ve fazilet örneği bir millet olur. Bunun böyle olması yedi şeye bağlıdır. 1-Maneviyatçılık; maneviyat olmadan, maddi ve manevi kalkınma olmaz. 2-Adil Düzen; faiz ve haksız kazancın olmadığı, emeğin korunduğu, üretimin teşvik edildiği bir düzene geçilmeden maddi ve manevi kalkınma hayal olur. Faizle kölelik gelir, fakirlik gelir, açlık gelir. 3-Hakkı üstün tutan medeniyet anlayışı Batı’nın kuvveti üstün tutan medeniyet anlayışından üstündür. Saadet, İslam’ın ulvi prensiplerindedir. Türkiye; kendi müktesebatıyla ayağa kalkabilir. 4-Yeni Bir Dünya; yeni bir saadet dünyası kurulmadan insanlık huzura ve barışa kavuşamaz. Bu günkü Yahudi’nin dünyasıyla saadete erişilmez. 5-AB’ye gireceğiz İsrail’e vilayet olacağız gayesi, Türkiye’yi bölünmeye götürür. Bunun yerine D-8, D-60, D-160’şın esasa alınması Türkiye’yi lider ülke yapar. 6-Lider ülke olmak; bu, müstemleke tipi kalkınmayla olmaz, taklitçilikle, işbirlikçilikle lider ülke olunmaz, yerli, milli ve dengeli kalkınma ile lider ülke olunur. 7-Taklitçilikle Türkiye adım adım yok olamaya gider, şahsiyetli dış politika Milli Görüş ile gerçekleşir.

ÜÇ TEMEL FİKİR VE MİLLÎ GÖRÜŞ

1946 yılından itibaren ülkemizde çok partili hayata geçildi. Bu tarihten itibaren siyasi hayatımızda muhtelif partiler yer aldı. Bunların içinde bir kısmı uzun yıllar iktidarda kaldı. En uzun iktidarda kalan ise AK Parti oldu. Milletimiz böylece, taklitçi ve işbirlikçi zihniyetlerin ülkemizi hangi noktalara hangi krizlere getirdiğini fiilen deneyerek gördü. Türkiye’de kurulan partiler kendilerini çeşitli şekillerde ve görüşlerle ifade ettiler. Üç temel fikir ortaya çıktı; 1-Milli Görüş, milliciler, 2-Liberal Görüş, sağcı ve muhafazakâr demokrat işbirlikçiler, 3-Solcu Görüş, solcu ve sosyal demokrat işbirlikçiler. Liberal ve solcu görüşler, Türkiye’yi, Batı’nın kapısına bağlanmış bir ülke yapmak isterken, Milli Görüş ise Türkiye’yi manen ve madden kalkındırarak lider ve öncü ülke haline getirmek istiyor. Bunun için Milli Görüş; “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” kurma gayesine sahip tek hareket olarak yoluna devam etmektedir. Önce Ahlâk ve Maneviyat, Adil Düzen, yeni bir saadet dünyası Milli Görüş’ün varlık sebebidir. Altılı Masa içinde Saadet Partisi, yerliliği ve milliliği temsil eden Milli Görüş’üyle bir mihenk taşı konumundadır. Bunun için sorumluluğu ağırdır. Saadet Partisi hakkı ve haklılığı temsil ettiği için, fert ve toplumu kemiren kötülüğün her türlüsüne karşıdır, iyilik ve güzelliğin her türlüsüne de taraftardır. Hakkın ve haklılığın temsil edildiği bir yerde batıl varlık gösteremez. Milli Görüş’ü temsil etmek böyle bir şeydir.

YOL BELLİDİR

Altılı Masa lider ve kadroları; her gün bir öncekinden daha ileri olma iman ve azmiyle şahlanan bir şuurla yola devam etmelidirler. Allah’ın inayetiyle iktidar olunduğunda fert ve toplumun refah ve saadetini sağlamak için, insanlık haysiyetine yaraşır bir hayat düzenini kurmaya çalışmak, meşru kazanç ve faaliyetleri teşvik etmek, mülkiyet hakkını gözetmek niyetiyle besmele çekilmelidir. İsraf ortadan kaldırılmalı, her türlü istismar ve yolsuzluğun beli kırılmalıdır. Yaygın kalkınma hamleleri hayata geçirilmeli, bölgesel dengesizlikler giderilmelidir. Ülke faiz sarmalından kurtarılmalıdır. Kalkınma çabaları; milli bir şuur, hamleci bir ruh ve aşk ister. Milletimiz bu milli şuurla İstanbul’u fethetmiş, böylece çağ kapayıp çağ açmış, Çanakkale Zaferi’ni kazanmış, istiklal harbini yapmış ve Kıbrıs’ta yeniden büyük harikalar ortaya koymuştur. Milli şuur, milletimizin kendisini bulmasıdır. Altılı Masa’yı da, zafere bu milli şuur taşıyacaktır. Yol, helallerle yüründüğünde zafer muhakkaktır. Adalet için adil düzen gerekir. Emanet; önce ahlâk ve maneviyatla korunur. Tüm insanlığa saadet getirecek adil bir sistemin kurulması için; savaş değil, barış, çatışma değil, diyalog, çifte standart değil, adalet, üstünlük değil, eşitlik, sömürü değil, adil paylaşım ve işbirliği, baskı ve tahakküm değil, insan hakları, özgürlükler esas alındığında başarılır. Türkiye, yeni bir iktidarla, sahip olduğu maddi ve manevi imkânlarıyla bütün insanlığın saadeti için yeniden büyük bir sorumluluk üstlenecektir. Selam hidayete tabi olanlara…