Son yıllarda piyasaya sürülen bir takım kavramlar kitleleri kucaklayıp önüne katarak sürükleyiverdi. İşin acı yani bu kavramlarının içeriğini dünya iyice anlayamadan en geçerli değerlendirmenin tanımı oluverdi "Küreselleşme, globalleşme" gibi kavramlar. Bir defa Globalleşme allayıp pullayıp piyasaya sürüldükten sonra, tüm dünyanın küresel bir köy haline gelmesi ve bu köyün muhtarlığının ABD tarafından zorla üstlenilmesi kaçınılmazdı. Çünkü, globalleşen dünya tek kutupluydu. Bu tek kutup karşısında yeni bur kutbun oluşması ne fazlaca düşünüldü, araştırıldı ve oluşturulmak için harekete geçildi, ne de oluşan hareketlere izin verildi. Erbakan Hocanın D-8 hareketi dünyayı ABDnin hegemonyasından kurtarmaya yönelikti. Ama bu arada bu anlaşmaya samimiyetle imza atan devlet başkanları ve başbakanlar çeşitli yollarla işbaşından uzaklaştırıldı. ABDnin D-8 içindeki uzantısı konumunda olanlar ise makamlarını koruyorlar. Ancak, D-8 hareketinin hâlâ bir ihtiyaç olduğu gerçeği de bu vesile ile anlaşılmış oldu.
Küreselleşme ya da globalleşme bir sihirli değnek değildi. Bir aldatmaca ve göz boyamaydı. Özellikle de geçen zaman gösterdi ki gelişmekte olan ülkelerin gözünü boyamak, tam kontrol altına almak için ortaya atılmış bir kavramdı.
Globalleşen dünyayı her yönü ile ele geçiren küresel güçler ve özellikle de işin sermaye boyutu dünya ile adeta oyunuyor. Ve bu küresel köyün bir parçası haline gelmiş olmayı matah bir şeymiş gibi takdim edenler ise son ekonomik krizin ardından feryadı figan ediyorlar.
Küresel sermayenin oluşturduğu küresel deprem son 3 haftada dünya borsalarındaki şirketlerin değerini 5 trilyon dolar geriletmiş. Türkiyede ise iki günde uğranan kayıp 36 milyar dolara ulaşmış.
İşte bu noktada küresel sermayenin oynadığı oyunu yeniden masaya yatırmak gerekiyor. Mevcut faize dayalı yapıdan dönülmeden gelişmekte olan ülkelerin sömürülmekten kurtulmalarının mümkün olmayacağının anlaşılması şart. Küresel sermayenin oyuncağı olmaktan kurtulmanın yolu oyunu kendi kurallarımız ile oynamaktır. Aksi halde küresel sermayeyi ellerinde bulunduranlar sadece oyunun kurallarını belirlemekle kalmıyor, oyun içinde bile kendi çıkarları doğrultusunda yeni kurallar icad ediyorlar. Böyle olunca da sömürü bütün hızıyla sürüyor.
Söz gelimi dünyada cari para birimi dolar olarak belirlenmiş. Sermayeyi ellerinde tutanlar böyle istemişler. Bütün dünyaya ticaretlerini dolarla yapmak gibi bir mecburiyet dayatılmış. Ürettiğiniz malı dolar ile satmak, alacağınızı da dolar ile almak mecburiyetindesiniz. Bunun için de bütün ülkeler dolara sahip olmak, dolar biriktirmek için uğraşıyorlar. Peki ABDnin piyasaya sürdüğü doların altın ya da bir başka karşılığı var mı Böyle bir durum söz konusu değil. ABD istediği kadar doları matbaada basıyor ve dünyaya sürüyor. Bir bakıma hiçbir değeri olmayan kağıda sahip olabilmek için yüzlerce ülke tüm zenginliklerini bu uğurda harcıyorlar.
Kürsel sermayenin ele geçirdiği küreselleşmiş dünyanın bugün geldiği nokta bu. Tabii küreselleşmeyi kabullendikten sonra oluşan küresel depremlerden de nasibinizi alacaksınız. ABDde bir kredi kurumu mu batmış bunun sarsıntısı sizin borç stokunuzu bir iki günde katlayacak, siz tüm varlıklarınızı bu zararı gidermek için harcayacaksanız. Kısacası küresel dünyanın küresel köleleri olmaya devam edecekseniz.
Ve size öyle oyunlar sunacaklar ki, aylarca Cumhurbaşkanı seçimi ile oyalanacaksanız, gerçek sorunlarınızı düşünmeye ve çözüm aramaya fırsat bulamadan küresel eşkiyaların isteklerini hiç düşünmeden yerine getirmeye devam edecekseniz.