Şehadetinin yıldönümünde o, düşmanı bıktıran, temellerini sarsan, Filistin nesillerine Araplara ve İslam ümmetine ilham veren direnişin sembolü, "mevcut ama görünmeyen" bir yiğit adam olarak kalmaya devam ediyor.
"Zalimler bizi ne kadar sökmeye çalışsa da yeşerecek tohumlar. Ben buradayım, çok cömert olan sevgili vatanımda ve o vatan toprağı gibi bizim cömertliğimiz de yolumuzu sürdürecek, yürüyüşümüz bitmeyecek..." Dayf, Filistin direniş tarihinin en büyük savaşı olan "Aksa Tufanı"na son dokunuşları yaparken son sözlerini böyle kaleme almıştı.
Şehit olarak Rabbine yükselmesiyle birlikte, hayat yolculuğunu saran o yoğun gizem perdesinin bir kısmı aralandı. Üstün askeri kişiliği ve yüksek güvenlik zekâsı, onun yaşadığı yılları onun bir izini, yeni bir fotoğrafını ya da yerini gösterecek bir ipucunu aramakla tüketen siyonist işgalin bir numaralı hedefi haline getirmişti.
Tufan’ın Sesi
7 Ekim 2023 sabahı, Dayf o gür sesiyle ufuklarda yankılanan bir ses kaydıyla ortaya çıktı ve "Aksa Tufanı" savaşının başladığını ilan etti. İlk darbenin Siyonist askeri mevzileri, havalimanlarını ve tahkimatları hedef aldığını, direnişin sadece ilk yirmi dakikada beş bin füze ve roket fırlattığını duyurdu.
Dayf, "Aksa Tufanı"nın işgalin Filistin halkına yönelik devam eden suçlarına, uluslararası yasaların ihlal edilmesine ve Siyonist düşmana verilen sınırsız Batı desteğine bir cevap olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: "İşgalcinin hiç hesap vermeden zorbalık yapma devri sona ermiştir."
Gölge Adam
Tarih, Dayf gibi gözlerden uzak duran bir komutanı nadiren görmüştür. Onu yüz yüze görenler çok azdı, ancak sesini duyanlar düşmanın uykularını kaçırıyordu. Hayatı; işgal güçleri için on yıllar boyunca suikastını imkânsız bir hayale dönüştüren son derece karmaşık güvenlik önlemleriyle tahkim edilmiş, daimi bir tedbir ve ihtiyat sahasıydı.
Şehadetine kadar dünya onun hakkında sadece üç fotoğraf biliyordu: Biri gençlik yıllarına ait, ikincisi maskeli, üçüncüsü ise sadece gölgesinin göründüğü video kayıtları... Böylece o, gölgeler ve yankılar arasında gidip gelen bir muamma olarak kaldı.
Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları Askeri Sözcüsü Ebu Ubeyde, Büyük Komutan Muhammed Dayf "Ebu Halid"in şehadet yıldönümünde paylaştığı bir mesajda şunu vurguluyordu: "Dayf’ın kardeşleri, evlatları ve dünyanın dört bir yanındaki sevenleri onun yolunu sürdürüyor ve işgale her gün daha fazla stratejik kayıp verdiriyor. Onun hayaleti, savaş suçlularının ve hırsızların uykularını kaçıran bir kâbus olarak kalacak; Dayf ve kardeşleri Filistin’in kurtuluş kitabının son bölümünü kanlarıyla yazdıktan sonra, onlar Filistin topraklarında asla huzur bulamayacaklar."
Eylemlerin İzleri
Dayf çok konuşan bir adam değildi; o, eylemleriyle şan ve şeref inşa eden bir adamdı. Bıraktığı izler Kassam Tugayları’nın performansının geliştirilmesinde, Siyonist düşmanı şaşkına çeviren ve tepeden tırnağa silahlı ordusunu küçük düşüren strateji ve yöntemlerinde açıkça görülmektedir.
"Sessiz hazırlık" yöntemini benimsemişti. Bu yüzden komuta ettiği savaşlar ansızın gelen, can yakan ve düşmanın hesaplarını altüst eden sürprizlerle dolu olurdu. Bu durum en net şekilde, Kassam’ın istihbarat ve askeri çalışmalarının nasıl benzeri görülmemiş bir seviyeye yükseldiğini dünyaya gösteren ve etkisi Siyonist ordu komuta koridorlarında yankılanan "Aksa Tufanı"nda tecelli etti.
İlk Kökenler
Muhammed Diyab el-Mısri "Ebu Halid", 1965 yılında Gazze’de, işgalin Kevkeba köyünden sürgün ettiği bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta büyüdü, eğitimini buradaki okullarda aldı ve ardından Gazze İslam Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümünden mezun oldu.
2001 yılında Gadîr Sıyam ile evlendi ancak ondan çocuğu olmadı. 2007 yılında Vidad Asfur ile evlendi ve ondan dört çocuğu oldu. Kaderin cilvesiyle, ilk eşi daha sonra üçüz bebeklere hamile kalacaktı.
Dayf, Han Yunus’un camilerinde yetişti, erken yaşta davet çalışmalarına katıldı. Ardından üniversitedeki İslami Topluluk (Müslüman Kardeşler’in üniversite teşkilatının adı: el-Kitletul İslamiyye) saflarında yer aldı ve 1987’de Taş İntifadası’nın patlak vermesiyle Müslüman Kardeşler cemaatine ve oradan da Hamas hareketine katıldı.
Askeri faaliyetleri nedeniyle 1989’da işgal makamları tarafından tutuklandı ve on altı ay sonra bir esir takası anlaşmasıyla serbest bırakıldı.
Kassam’ın Doğuşu
Hapisten çıktıktan sonra Dayf, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın kuruluşuna katkıda bulundu ve arkadaşlarıyla birlikte işgale ve yerleşimcilere yönelik nitelikli operasyonları yönetti.
Temmuz 2002’de Genel Komutan Salah Şehade’nin suikast sonucu şehit edilmesinin ardından Tugayların genel komutasını devraldı. Ancak suikast girişimlerinde aldığı ağır yaralar nedeniyle 2006-2012 yılları arasında komutadan kısmen uzaklaşmak zorunda kaldı; bu dönemde Tugayların fiili komutanlığını yardımcısı Şehit Ahmed el-Ca’beri üstlendi.
Yedi Suikast Girişimi
İşgal güçleri ona 2001 ile 2014 yılları arasında yedi kez suikast girişiminde bulundu. Bunların sonuncusu Ağustos 2014’te, işgal uçaklarının Gazze’nin Şeyh Rıdvan mahallesindeki bir eve düzenlediği ve ikinci eşi ile iki çocuğunun şehit olduğu saldırıydı.
Dayf iki kez ağır yaralandı; ilki 2002’de Gazze merkezindeki el-Cala Caddesi’nde gerçekleşti ve sol gözünü kaybetti. İkincisi ise 2006’da evinin hedef alınmasıyla oldu; bu saldırıda yürüme yetisini etkileyen yanıklar ve kırıklar oluştu.
Kardeşi Abdülfettah el-Mısri, oğlu Midhat, bir torunu ve bir gelini, 11 Ekim 2023’te Han Yunus’taki aile evine Siyonistler tarafından düzenlenen hava saldırısında şehit oldular.
Sesin Ortaya Çıkışı
Dayf ilk kez 1994 yılında bir videoda göründü; Siyonist asker Nachshon Waxman’ın esir alındığını duyurdu, kimliğini ve silahını ifşa etti, Şeyh Ahmed Yasin, Salah Şehade ve diğer esirlerin serbest bırakılmasını talep etti.
Daha sonra kayıtları birbirini izledi. 2012’deki "Siccil Taşları" (Hıcaratu Siccîl) savaşında, Ahmed el-Ca’beri’nin suikastından sonra direnişin karşılık vermeye hazır olduğunu o ilan etti. Temmuz 2014’te "Yenilmiş Ekinler (el-Asfi’l Me’kul)” savaşında "Savaşın dengeleri halkımızın lehine değişti" diyerek ortaya çıktı.
2021’de işgali Şeyh Cerrah mahallesindeki saldırıların devamı konusunda uyardı ve Kudüs ile Mescid-i Aksa’yı savunmak için "Kudüs’ün Kılıcı (Seyfu’l Kuds)” savaşını başlattı.
En etkili çıkışı ise 7 Ekim 2023 sabahı, "Aksa Tufanı"nın başladığını ilan ettiği andı. Daha sonra başka bir kayıtta Arap ve İslam halklarını Filistin’e doğru yürümeye çağırdı.
Şehadete Kavuşması ve Şehadetinin İlan Edilmesi
Dayf, ömrünü uğruna adadığı şerefe nail oldu. 13 Temmuz 2024’te Siyonist hava saldırıları sonucu "Aksa Tufanı" savaşı sırasında şehit düştü. Ancak Kassam Tugayları, güvenlik ve askeri nedenlerle onun şehadetini gizli tutmayı tercih etti. Nihayet 30 Ocak 2025’te, askeri sözcü Ebu Ubeyde aracılığıyla Genelkurmay Başkanı Muhammed Dayf, aralarında Râfi Muhammed Selame’nin de bulunduğu bir grup arkadaşının şehadet haberi resmen ilan edildi.
Muhammed Dayf gitti ama gölgesi hâlâ Filistin semalarında asılı duruyor. Adı her direniş hücresinde ve düşmanın her hesabında yankılanmaya devam ediyor. Gölge Komutan, bir direniş ve deha çağının sembolü olarak hafızalarda ve gelecek harp meydanlarında var olmaya devam edecek. Özgürlüğün “gitseler bile yenilmeyen adamlarının var olduğuna şahitlik etmeye devam edecek... Hamas, büyük komutanlarının kanlarıyla Filistin’in tamamının özgürlüğüne giden yolu döşemeye devam edecek...
Kassam Tugayları Enformasyon Birimi tarafından Ebu Halid Muhammed Dayf’ın şehadet yıldönümüne özel hazırladığı “Tohumlar Yeşerecek” «سَتَنْبُتُ البُذُور» isimli marş klibi izleyebilirsiniz:
Loading...