Memleketimde yaşadığım 13 sene boyunca kedi ve köpekler hayatımızın bir parçası idi. Bunlara diğer inek, at, eşek gibi hayvanları da eklemek yanlış olmaz. Çünkü at ve eşekler günlük hayatımızda yaşantımızı kolaylaştırırlardı. Yüklerimizi, hatta sahiplerini taşırlar bugünkü otomobillerin yerini onlar tutardı. Köyden şehirlere göç ister istemez alışkanlıklarımızda da değişiklikler oluşturmaya başladı. Memleketimizde evler küçük de olsa bir bahçe içinde idi. Bunun için de kedi ve köpeklerimiz evimizin alt katında yaşamlarını sürdürürlerdi. Bir bakıma müşterek bir yaşam oluşurdu. İşte bu birlikteliği köyden şehre göç ederken yanımızda taşımamız bugün şehirlerde sıkça gündeme gelen evcil hayvanlar sorununu oluşturdu. Çünkü hayvanlara olan sevgimiz ve bağlılığımız devam etti. Ancak, şehir hayatı bu duygumuzu aynen sürdürmeye imkân vermiyor. Buna rağmen insanların bir kısmı kırsaldan şehre taşıdıkları hayvan sevgisi kedi ve köpek edinme duygusunu da harekete geçirdi. Hemen belirteyim ki kediler ev hayatına kısa zamanda uyum sağlayabilseler de köpekler için aynı şeyleri söylemek mümkün olmuyor.

Çünkü köpekler daha hareketli ve geniş bir alanda yaşamayı seviyorlar. Hâlbuki şehirlerde böyle bir imkân yok. Kısaca belirteyim ki, insanların köpek korkusunu ya da kedi köpek sevgilerini eleştirecek değilim. Çünkü korku da sevgi de bilinçli gelişen duygular değil. Böyle olunca ev hayvanları için şehirlerde özel düzenlemeye ihtiyaç var. Böyle bir düzenleme yapılmadan, özellikle köpek düşmanlığı yaparak sokakları sahipsiz köpeklerden kurtarmak mümkün olmayacaktır. Hatta bazı yeni düzenlemeler bir anda sokaklardaki kedi ve köpek sayılarını artırabiliyor. Bunun son örneğini geçen senenin sonuna doğru uygulamaya konulan özellikle köpeklere çip takılması uygulaması sokakları köpeklerden temizlemediği gibi sayıları da arttı. Çünkü çip takılması bu hayvanların sahiplerini belli uygulamaları yapmak hususunda zorunlu kıldı. Bu ise masraf demektir. Mesele sadece çip takmaktan da ibaret değildi. Bu hayvanların kısırlaştırılması, aşılarının muntazaman yaptırılması gerekiyordu. Bunlar sadece kedi köpek sahiplerinin tek başlarına çözebilecekleri bir sorun değildi. Özellikle belediyelerin harekete geçerek şehrin çeşitli yerlerinde hayvan bakım evleri oluşturulması gerekiyordu. Böylece ev hayvanı edinmek isteyenler belediyelerle el ele vererek gerekli bakımı sağlayabilmeleri gerekiyor. Böyle olamayınca bir de insanları sahip oldukları kedi ve köpekleri kayıt altına almaya zorlamak sokakların sahipsiz hayvanlarla dolamsına sebep oldu.

Son birkaç ay içinde medyada sıkça köpek saldırı haberleri okuyoruz. Haberlerde ya sokak hayvanları aleyhinde bir hava oluşturuluyor ya da sahipleri suçlanıyor. Bu iki durumda da sokakların sahipsiz hayvanlardan temizlenmesi mümkün olmuyor. Çünkü mizacen köpeklerden korkan insanlar istemeden de olsa kenarda duran bir köpeğe sözlü ya da sopalı saldırıya geçiyorlar. Bu ise köpeği kendini savunma durumuna itiyor. Sonuç bir köpek saldırısında bir çocuğun ya da büyüğün yaralanması ile sonuçlanıyor.

Eğer gerçekten sokakların sahipsiz hayvanlardan temizlenmesi isteniyorsa, belediyelerin öncelikli olarak hayvan barınaklarını hayata geçirmeleri gerekiyor. Hiçbir adım atılmadan hayvan sahiplerini mecburi bazı işleri yapmaya zorladığınızda insanlar derde çözüm bulamadıkları için ellerindeki hayvanları sokaklara bırakıyorlar. Bununla da kalmıyor çip taktırmaktan uzaklaşıyorlar. Çünkü bir defa çip taktırıldı mı o hayvanı sokağa bırakmanız da sizi temize çıkarmaz.