Özellikle iktidar partisi mensupları her fırsatta

koalisyonun doğru olmayacağını dile getiriyorlar. Gerekçe ise siyasi, ekonomik,

hukuki ve bürokratik istikrarın sağlanmasının tek parti iktidarı ile mümkün

olacağı Siyaset üzerindeki her türlü vesayeti kaldırmış olmakla övünenlerin

istikrar bahanesi ile koalisyonlara karşı çıkmaları, sandıktan bir koalisyon

çıkmasının ülkenin felaketi olacağı yaklaşımı ile darbecilerin hayata geçirdiği

yüzde 10 baraj uygulaması arkasında hiçbir fark yok. Darbe anayasası ve darbe

yasalarını ortadan kaldırmak için söz verenlerin bu sözlerini 12 yıl boyunca

yerine getirmemiş olmaları bir yana, en azından yüzde 10 barajını

kaldırabilirlerdi. Zaman zaman gündeme getirseler de alternatif olarak barajın

aşağı çekilmesini değil, dar bölge sistemini ortaya attılar. Dar bölge sistemi

de iki şıklı olarak gündeme getirildi. Birisi her seçim bölgesi bir

milletvekili ya da 3-4 milletvekili seçecek şekilde belirlenecekti. Birinci şık

kabul edildiğinde baraj yüzde 50 oluyor demekti. Bunun ötesinde yine seçim

bölgeleri 3 milletvekili çıkaracak şekilde tanzim edilirse baraj yüzde 33 ve 4

milletvekili seçecek şekilde düzenlenirse baraj yüzde 25 e çıkıyordu. Türkiye

genelindeki baraj kalkıyor onun yerini çok daha yüksek oranda seçim bölgesi barajları

alıyordu.

Kısacası, darbecilerin istikrar anlayışı ile

seçilmişlerin istikrar anlayışı arasında bir fark yoktu. Darbecilerde istikrar

adına temsilde adaleti bir kenara itiyor, seçilmişlerde aynı yolda

yürüyorlardı. Bu bakımdan bilerek başlığı, Koalisyon doğru olmaz demek, darbe

düzenlemesine evet demektir şeklinde belirledim. Bu noktada yönetimde istikrar

mı, temsilde adalet mi denildiğinde bana göre adalet öncelikli olmalıdır. Çünkü

adaletin olmadığı yerde istikrar da olmaz. O zaman hem istikrarı, hem temsilde

adaleti sağlayacak bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Yoksa çocukluğumda sıkça

dinlediğim bir masalda geçen hangi şıkkı kabul ederseniz edin ölümü seçmiş

olduğumuz, 40 katır mı, 40 satır mı yaklaşımına düşmüş oluruz. Bu bakımdan

topluma ille de tek parti iktidarını dayatmak aksinin felaket olduğuna tolumu

inandırmaya çalışmak yerine seçim sisteminde yapılacak bir düzenleme ile hem

temsilde adaleti sağlayacak, hem de istikrarı koruyacak bir uygulamanın hayata

geçirilmesi gerekiyor. Bu yapılmadan koalisyon felaket olur, ille de bizi tek

başımıza iktidar yapın demek millete manevi baskı anlamına gelir. Baskı ile

alınan oyların da adaleti tecelli ettireceğini düşünmek doğru olmaz.

Ayrıca koalisyon olmasın, ille de biz tek başımıza

iktidar olalım demek millet iradesini peşin olarak mahkûm etmek anlamına da

gelir. Bir bakıma sandıktan koalisyon çıktığında bugün tek başına iktidar

isteyenlerin toplum doğruyu göremiyor demesi arasında fark yoktur.

Bir yandan demokrasi şarkları söyleyip, egemenliğin millette

olduğunu tekrarlarken öbür yandan koalisyon olmasın, koalisyonlar ülkenin

felaketi olur demek peşin olarak toplumu suçlamak anlamına gelmez mi

Kaldı ki, yüzde 51 oy almak yüzde 49 un önemsiz olduğu

anlamına gelmez. İktidarları çoğunluk oyları belirler ama azınlığın haklarını

korumak gibi de iktidarların bir görevi vardır. Bunun aksini düşünmek demokrasi

şarkıları söyleyerek diktaya heveslenmek olur.

Sözün özü; toplumu koalisyonlarla korkutmak yerine, hem

temsilde adaleti hem de yönetimde istikrarı sağlayacak düzenlemeye ihtiyaç

vardır. Bu mümkündür. Nasıl olacağını da bu köşeden çeşitli kereler ifadeye

çalıştım. İsteyenlere tekrar açıklayabilirim.