Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak, mazlumların feryadına bir nebze olsun derman olabilmek adına Akdeniz’e açılan Özgürlük Filosu’nun (Sumud) asil parçası Kasr-ı Sadabad teknesi, nihayet Gazze topraklarına ulaştı. Ancak bu ulaşma, büyük bir zafer muştusuyla değil; Siyonist vahşetin ve İslam aleminin derin sessizliğinin bir vesikası olarak gerçekleşti.
Geçtiğimiz günlerde uluslararası sularda korsan İsrail güçleri tarafından hukuksuzca alıkonulan, içi yağmalandıktan sonra adeta ölüme terk edilen Kasr-ı Sadabad’ın dalgalarla sürüklenen kalıntıları, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus şehri sahillerine vurdu.
Geminin Parçaları Bile Sözünü Tutu: Gazze’ye Ulaştı!
Siyonist rejimin tüm engellemelerine, barbarca müdahalelerine ve kurşunlarına rağmen Kasr-ı Sadabad, adeta bir "Sumud" (Direnç) dersi vererek gövdesinin her bir parçasıyla Gazze’ye varma sözünü tuttu. Han Yunus sahilindeki Gazzeli mücahidler ve mazlum halk, kıyıya vuran tekne parçalarını gözyaşları ve tekbirlerle karşıladı. Kasr-ı Sadabad, sapasağlam bir gemi olarak Gazze limanına demirleyemedi belki; ama paramparça olmuş tahtalarıyla bile Siyonizm’in barbarlığını tüm dünyaya bir kez daha ilan etti.
Bir Yanımız Hüzün, Bir Yanımız Kahredici Utanç
Kasr-ı Sadabad’ın Han Yunus kıyılarına vuran enkazı, İslam coğrafyası için iki büyük duyguyu aynı anda barındırıyor: Biraz hüzün, biraz utanç…
Çünkü mazlum Gazze halkına ilaç, gıda ve umut götürmek için yola çıkan o şanlı tekne, işgalcinin necis elleriyle paralandı. Hak ile batılın mücadelesinde bir kez daha yetimlerin sevinci yarım bırakılmak istendi.
Çünkü iki milyarlık İslam alemi, yanı başındaki bu vahşeti izlerken, Gazze’ye yalnızca bir teknenin kırık dökük tahtaları ulaştırabildi. Siyonist haydut Akdeniz’de terör estirirken, İslam ülkelerinin liderlerinin sessizliği, Han Yunus sahiline vuran o enkazın altında bir kez daha ezildi.
“Bu Kalıntılar Bizim İçin Direnişin Sembolüdür"
Kıyıya vuran tekne parçalarını inceleyen Gazzeli yetkililer ve bölge halkı, Kasr-ı Sadabad’ın sadece bir ahşap yığını olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu tekne bize başta Müslüman kardeşlerimiz ve vicdanı olan herkesin samimiyetini taşıyordu. Siyonistler onu batırdıklarını sandılar ama yanılıyorlar. Kasr-ı Sadabad parçalansa da menziline ulaştı ve bizim direniş ruhumuzla birleşti. Bu kalıntılar, ümmetin vicdan sahiplerinin bizi unutmadığının kanıtıdır. Biz bu acıyla da bu hüzünle de direnmeye devam edeceğiz."
Kasr-ı Sadabad, geride bıraktığı enkazıyla şimdi tüm dünyaya haykırıyor: Gazze’nin ablukası sadece denizden değil, insanlığın kalbinden yıkılmayı bekliyor!




