Kıyafet serbest ama başörtüsüne sınır!..

Okullarda belirlenmiş forma kıyafetlerin yerini önümüzdeki

seneden itibaren serbest kıyafetler alacak. Serbest dediysek herhalde isteyen

istediğini giyemeyecek. Belli ölçüler içinde serbestî söz konusu olacak. Buna

karşılık başörtüsündeki yasak devam edecek. Yapılan açıklamalar bunu

gösteriyor. Çünkü başörtüsünün okul içinde yasak olması ile yasak olmaması

arasında fazla bir fark yok. Okul içinde yasaklayanlar isteseler de sokağa

zaten karışamazlar. Şimdiki uygulamada bu yönde. Pek çok öğretmen ve öğrenci okul

avlusunun kapısına kadar başörtülü geliyor, kapıda başındaki örtüyü çıkartıp

çantalarına koyup içire giriyorlar. Yani başörtüsü için şimdiye kadar olduğu

gibi aç-kapa uygulaması bundan sonrada devam edecek. Görünen bu. Hâlbuki

başörtüsü bir kişinin inancı gereği ise -ki böyledir- bunun okul dışında

serbest içinde yasak olmasının hiçbir izahı yoktur. Çünkü inancı gereği başını

örten bir öğretmen ya da öğrenciye okul içinde başını açtırmak zulümdür, ona

karşı saygısızlıktır. Bu saygısızlık şimdiye kadar sürüp gelmiş ise bundan

sonrada sürmesini gerektirecek bir sebep yoktur. Özellikle de kendilerini

muhafazakâr demokrat olarak tarif edenlerin iktidarında bu zulmün sürüyor

olmasını anlamak mümkün değildir.

Bu köşede ders yılının başında her okulun kendine göre bir

kıyafet belirlemesini, tüm öğrencilerin bu kıyafetleri almak zorunda

kalışlarını çeşitli yönleri ile eleştirdim, buna son verilmesini istedim.

Eleştirilerimin esasını da pek çok okul için belirlenen kıyafetlerdeki renk

seçiminin tam bir zevksizlik örneği olduğunu, kumaşların kalitesizliği, buna

karşılık pahalılığı oluşturuyordu. Çünkü piyasada 5 en fazla 10 liraya satılan

bir tişört okul kıyafeti olarak belirlenince 25–30 liraya satılıyordu.

Okulların açılışı ile birlikte en az ikişer adet pantolon, gömlek ve tişört

alınmasının zorunlu hale geldiğini, daha önceden mevcut olan kıyafetlerin ise

bir kenara itildiğini eleştirdim. Bu eleştirilerimin bugünde arkasındayım.

Özellikle zorunlu olan eğitimin böylesine dayatma isteklerle pahalı hale

getirilmesinin yanlışlığına dikkat çektim. Ne var ki, önümüzdeki ders yılında

uygulamaya konulacak olan kıyafet serbestîsini de alkışlayamıyorum. Sanki

ortaya her iki görüşü de sonuna kadar savunma imkânı olan bir münazara konusu

çıkmış görünüyor. Bugün gelinen noktada kılık kıyafetin serbest bırakılmasına

yönelik ciddi eleştiriler ileri sürmek mümkün olduğu gibi, lehinde de

söylenebilecek çok şey var. Bu bakımdan okullarda kılık kıyafet serbest olsa da

olmasa da alınan kararın aleyhinde söylenecek söz bulmak kolay. Ancak, bu

meselenin artık bir çözüme de kavuşturulması gerekiyordu, iktidar bu çözümü

mevcut okullarda kıyafetin serbest bırakılması olarak bulmuş görünüyor. Ancak,

bu kararda ciddi bir ürkekliğinde izleri var. Özellikle de başörtüsünün sadece

imam hatip okullarında ve Kur’an-ı Kerim derslerinde takılabileceği, bunun

dışında yasak olduğu hususu bir ürkekliğin ifadesi olarak ortaya çıkıyor.

Kısacası okullarda kıyafet serbest ama başörtüsü yasak olarak ifade

edebileceğimiz bir manzara ortaya çıkıyor. Darbecilerden mahkemelerde hesap

sorulduğu bir dönemde iktidar hâlâ hangi gizli korkuya sahiptir de başörtüsü

yasağının kaldırılması hususunda ciddi bir adım atamıyor, doğrusu merak

ediyorum. Ciddi bir tehlike söz konusu değil de bu karar tamamen iktidar

partisinin tercihini yansıtıyorsa o zaman kendilerini muhafazakâr demokrat diye

tarif etmelerinin tutarlı bir yanı olmaz. Bir kesime tam demokrat bir başka

kesime sıra gelince dayatmacı bir uygulamanın demokratlıkla izahı mümkün

olabilir mi

Bu noktada kıyafet serbestîsi konusunda ileri sürülen en

önemli itiraz okullarda zengin fakir ayrımının ortaya çıkacağı, bunun da fakir

aile çocuklarında psikolojik ezikliğe sebep olacağı şeklinde. Bu eleştiriye

toptan karşı çıkmak mümkün değildir. Ancak, hayatın okuldan ibaret olmadığını,

hayatın her alanında bu farklılığın yaşanıyor olduğunu söylemek mümkündür.

Önemli olan milli gelirden toplumun her kesiminin insanca yaşayacak payı

alabilmesini sağlamaktır. Ne var ki uygulanmakta olan vahşi kapitalist sistemle

bu mümkün değildir. Yani sorunun temelinde Batı’yı taklit ve onlara benzemeye

dayalı sistem yatıyor.