İnsanın içini kemiren, yetenekli, varlıklı, güzel insanlara karşı, kin, nefret, gibi olumsuz duygular beslemesini sağlayan kıskançlık hastalığından kurtulmanın tek yolu, Her şeyi Kur‘an-ı Kerim ayetleri ile değerlendirmektir.
Bu şekilde düşünen insan, tüm varlığının, malının, mülkünün, evladının, Allah‘tan geldiğini bilir. Tüm bu nimetlerin Rabbimiz tarafından her insana farklı şekilde verilmesinin nedeni, onların ahlaklarını denemek içindir. Bu şekilde davranan Müslüman, her güzellikten, nimetten zevk alır. "Allah‘ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah‘tan O‘nun lütfundan isteyin. Şüphesiz, Allah her şeyi bilendir." (Nisa Suresi, 32)
Hadislerde ve diğer İslâmi kaynaklarda "gayret" kavramıyla ifade edilen kıskançlık psikolojik bir duygu olup, ölçülü ve dengeli bir kıskançlık duygusu psikolojide normal sayılmakla birlikte, "hezeyanlı kıskançlık" denilen aşırı şekli, bir hastalık kabul edilmektedir. Kıskançlık duygusunun aşırı bir hal alması eşler arasındaki sadakatin sarsılmasıyla yakından ilgilidir. İslâm dininde aile birliğini derinden sarsan ve eşler arasındaki sadakati ortadan kaldıran zinanın yasaklanması yanında, eşlerin birbirinden kuşkulanmasına, kıskançlık duygularının kabarmasına yol açan zinaya götürme ihtimali bulunan aşırı davranışlar da yasaklanmıştır. Nitekim gerek Kur‘ân‘da gerekse hadislerde bu yönde hükümler bulunmaktadır. Hz. Peygamber kıskançlığın normal ve aşırı şeklini şu şekilde açıklamıştır: "Allah‘ın sevdiği ve sevmediği kıskançlık türleri vardır. Sevdiği, haklı bir kuşku durumundaki kıskançlık, sevmediği ise ortada kuşkulu bir durum yokken gösterilen kıskançlıktır" (Ebû Dâvud)
Bu yükün altından nasıl kalkardık? (Filiz Budak)
Ölüm duygusu her zaman içimde kıvranıyor ama ben ondan kaçıyorum. İlk defa kendimle yüzleştim ve ölüm duygusunu yoğun bir şekilde yaşadım. Bu çok acı bir şeydi. Bir anda her şey bitti sandım. Yaptığım her şeyin nasıl da unutulmaya mahkum olduğunu dünyanın bu kadar kısa olduğunu düşündüm. Yaptığım her şey, okulum, işim yakınlarım burada kalacaklar ve ben gideceğim. Bunu ahiret inancından bağımsız düşündüğünüzde gerçekten çok acı duyuyorsunuz. Neyseki Ahirete inanıyoruz, orada güzel bir hayat inşallah bizleri bekliyor olacak. İçimizi bu rahatlatıyor ve Müslüman olduğum için Allah‘a hamd ediyorum. Yoksa bu yükün altından nasıl kalkardık?
İrade eğitimi ailede başlar
Çocuk bardağı yere fırlatır ve keyifle gülmeye başlar. Anne sert bir şekilde bakar, "yapma, bu doğru değil" der. Çocuk oyuncaklarını toplar, anne "aferin bu davranışın çok hoşuma gitti" der. Çocuk annenin nelere evet nelere hayır diyeceğini kestirmeye başlar. Çocuk doğru yanlış iyi kötü kavramlarını anneden gelen geribildirimler neticesinde öğrenir.
Çocuklarda irade gelişimi tuvalet eğitimiyle birlikte başlar. Burada çocuk tuvaletini kimsenin etkisinde kalmadan tutubilir ya da bırakabilir. Ebeveynlerin çocuğu zorlayarak tuvalete göndermesi, çocuğun iradesini kullanarak seçimini yapmasına engel olabilir. Özgüveninin tohumlarının atıldığı bir dönemde çocuk kararının bağımsız bir şekilde veremiyorsa bu ileride sorun olabilir.
Çocuk iyi bir gözlemcidir
Ailede baba "ah keşke sigarayı bırakabilsem, bırakamıyorum işte diye yakınıyorsa, anne şu coladan bir türlü vazgeçemiyorum, para harcamaktan kendimi alamıyorum" gibi sorunlarını dile getiriyorsa çocuk burada anne babanın iradesini kullanamadığını görüyor ve bundan büyük oranda etkileniyor. Çocuklarımızın iradelerini doğru kullanmalarını istiyorsak bunu önce kendi hayatımızla onlara göstermeliyiz Burada çocuğun seçimlerini yapmasına fırsat tanımalı ve kendi yaşam tarzımızla ona doğru örnek olmalıyız. Çocukların, irade eğitimine küçük yaşlarda başlamakta fayda vardır. Burada aile çocuğun isteklerini gözden geçirmesi ve neyin doğru neyin yanlış olduğunun farkına varması ve doğruyu seçmesi için destek vermelidir. Gerçekte irade hareketi iki temayülün karşı karşıya gelerek ruhumuzda çarpışmasıyla ortaya çıkar. Burada iradesini doğru bir şekilde kullanmayı bilen çocuk doğru tercih yapacaktır. Aile çocuğun irade eğitimine erken yaşlarda başlamalıdır. Çocuk dürtüsel davranır, çünkü bitmeyen hevesleri ve arzuları vardır. Bütün bunlar çocuğu istedikleri konusunda bir seçime götürür. Aile çocuğa bunları küçük yaştan itibaren tanzim etmeyi iyi ve doğru olanı seçmeyi öğretmelidir. Okul yaşına geldiğinde çocuk kendi seçimlerini yapabilmelidir.
Şunları dikkate alın
Aile bireyleri çözüme götüremedikleri küçük sorunları için birbirlerini suçlamamalıdırlar. Annen hatalı ya da abin hatalı gibi yargılamalar yapılmamalı, bu tür durumlar çocuğun muhakeme yapma yeteneğini zayıflatabilir.
Aile bazı tercihlerinde çocuğu özgür bırakmalıdır. Mesela ayakkabılarını ya da giysilerini seçerken onun tercihlerine değer vermeli ve bu konuda sana güveniyorum diyebilmelidir.
Çocuğu ders çalış diye baskı yapmak yerine, çalışmadığı takdirde neler olabileceğini muhakeme etmesi için onunla konuşmalı ve çocukta ders çalışma isteği uyandırmalıdır.
Aile evdeki kararlarında çocuğun fikrini de almalı ve onunla konuşmalıdırlar. Mesela evi boyamak için şu renkleri seçtik, sen ne düşünüyorsun? diye sorabilirler ve çocuğun tercihlerini de dikkate alabilirler.