Kültür-Sanat

Kent insana ve kitaba açıldı!

Kent insana ve kitaba açıldı!

Abone Ol

Kahramanmaraş Valisi M. Niyazi Tanılır‘ın örnek çaba ve katkılarıyla gün yüzüne çıkan "Kıraathane" açılışı nihayet gerçekleşti.

"Nihayet" diyorum ki bu aslında entelektüel kitlenin yıllardır içten içe ve zaman zaman dışavurumlarla beslediği bir arzuydu. Saat 19.30‘da Sabancı Kültür Merkezi‘nde gerçekleşen sohbet oldukça keyifli geçti. Program, TRT‘nin Rasim Özdenören belgeselinden kesitlerle başladı.

Sadık  Yalsızuçanlar ve Doç. Dr. Köksal Alver‘in Rasim Özdenören ve onun Maraş‘ı hakkındaki konuşmalarıyla devam etti. Sadık Yalsızuçanlar, Rasim Özdenören hakkında insanı ötelere çağıran ve kendiyle hesaplaşmasına vesile olan yazar ifadesini kullandı. Konuşmasında Fethi Gemuhluoğlu ve onun hocası olan Ahmet Tahir Efendi‘ye de yer verdi. Özdenören‘in Çarpılmışlar kitabında yer alan Mor Sinekler öyküsünden bölümler okuyarak konuşmasını bitirdi. Mor Sinekler öyküsündeki "cennet"  imgesinin çağrışımlarından söz etti. Bir yanıyla Cennet bir öykü kişisiyken diğer yandansa sonsuz hayatın karşılığı olarak okunmaktadır görüşüne yer verdi. Çocuk gramerini ve dünyasını çok başarılı bir şekilde yakalayabildiğine değindi. Hikâye kelimesinin yol izlemek, sorunu zihninde taşımak manalarına geldiğini belirtti.

Köksal Alver, kent sosyolojisi üzerine eğildi. Özdenören‘in kitaplarında toplum ve insanın öyküsüne tanık olmanın mümkünlüğünü belirtti. Sözleri arasında hemfikir olduğumuz Özel İdare binasının Maraş‘ın manzarasının önünü keserek ortaya çıkan çirkinliğini de gündeme getirdi. "Kent İlişkileri" kitabında yer alan "Bir Kentten Sıkılmak" yazısını da andık. Ayrıca belgeselde Özdenören‘in sosyoloji okuma isteğine soruyla karşılık veriyor: Neden sosyoloji? Alver, onun öykülerinden birini yazabilmenin sosyolojiye yeğ tutulabileceğini ifade etti. Köksal Alver üniversitede öğrencilerine Özdenören‘in "Kent İlişkileri" kitabını okuttuğunu da söyledi.

Sonrasında edebiyat öğretmeni olan Zeynep Kevser Şerefoğlu Özdenören‘in "İki İstasyon Arasında" öyküsünü seslendirdi. Özdenören‘in bu öyküsüyle diğer öykülerini bu "güzel" okuyuştan defalarca dinlemek, dinletmek isterdim.

2. oturumda Prof. Dr. Turan Karataş Rasim Özdenören‘le söyleşti. Söyleşi, kent ve Maraş üzerine oldu. Kır-kent ilişkisi üzerine gerçekleşen sohbette kent yerleşim düzeni ( Hilal ve Haç düzeni), kentin kokusu, deli poyrazı, sesi, yemekleri de kendinden söz ettirdi. "Hilal-Haç düzeni" hakkında söylediği gerçekleri bunca zamandır fark edememiş olmama üzüldüm. "Hilal düzeni" yarım daire biçiminde konumlanan ev ve mahalleler, sokaklardan oluşan, açık kalan kısmı kıbleyi işaret eden bir düzendir. Haç düzeni ise Batı medeniyetindeki birbirini dik kesen sokaklar ve mahallelerden oluşuyordu. Modern dünyada bizim medeniyetimize bunu uygulamaya çalışmak ulaşım sorunlarını, yol problemlerini de doğurmuştur.

Şehirde asliyetin zorluğu da Turan Karataş‘ın yönelttiği sorular arasındaydı. Özdenören, minareleri anlatırken yeri göğe yükseltmek diyor. Salondakilerden gelen sorulara da söyleşisinde yer veren Karataş, Cahit Zarifoğlu‘nun Maraş‘ı konusunu da açıyor. Özdenören, Cahit Zarifoğlu‘yla olan bir anısından bahsediyor. Maraş‘ta dar bir sokakta Zarifoğlu‘yla karşılaştıklarını "Merhaba!" dediği halde Zarifoğlu‘nun geçip gittiğini anlatıyor. Kentin değişimi hakkında cismi makamın yok olmasının makamın ruhunu ortadan kaldırmayacağını da açıklıyor. Son olarak Özdenören‘e Maraş‘ta restore edilen evlerden birinde yaşaması teklif edilse yanıtı ne olacağı soruluyor. Özdenören memnuniyetle kabul edeceğini söylüyor. Turan Karataş, ayrılan sürenin sonuna geldiğini söyleyerek programı kapatıyor.

Bu güzel sohbetin arkasından Kıraathane‘yi öksüz bırakmak olmaz, dedim. Ertesi gün Kıraathane‘ye, elimde Osmanlıca kitabımla giderek oradaki ilk çayımı içtim...

Sümeyye Boz/Kahramanmaraş