Küresel enerji piyasalarında gözlerin çevrildiği Doha yönetiminden, ABD medyasında çıkan iddialara karşı sert bir misilleme geldi. Washington Post gazetesinin ortaya attığı sızıntı haberler, Orta Doğu'daki hassas dengeleri gözeten Katar kanadında adeta infial yarattı. Doha ile Tahran arasında enerji hatlarında gizli bir ortaklık yürütüldüğü öne sürülürken, Katar Uluslararası Medya Ofisi'nden gelen resmi açıklama, kulislerde dönen fısıltıları bıçak gibi kesti. Katar'ın da bizzat İran füzelerinin hedefi olduğu bir iklimde bu tür suçlamalarla karşı karşıya kalması, başkentte sabırları taşırdı.
Doha'dan "Medya Manipülasyonu" Tepkisi
Katar Uluslararası Medya Ofisi, iki ülke arasında iddia edilen enerji iş birliğine dair hiçbir koordinasyonun bulunmadığını net bir şekilde bildirdi. Resmi açıklamada, bölgedeki barış çabalarını baltalamaya çalışan odakların söylemlerine hizmet eden bu tür bir medya manipülasyonunun Washington Post gibi köklü bir mecrada yer bulmasının üzüntü verici olduğu ifade edildi. Doha yönetimi, asıl amacın Katar'ı hedef tahtasına oturtmak olduğunu kaydederek uluslararası kamuoyunu algı operasyonlarına karşı uyardı.
20 Milyar Dolarlık Kayıp ve 5 Yıllık Onarım Süresi
Gazetede yer alan iddiaların aksine, Katar’ın aldığı "mücbir sebep" kararının arkasında tamamen can güvenliği gerekçeleri yatıyor. Katar Enerji Şirketi (QatarEnergy), İran’dan fırlatılan bir insansız hava aracının (İHA) mart ayında Ras Laffan Sanayi Şehri'ndeki LNG üretim tesisini vurmasının ardından üretimi durdurmak zorunda kalmıştı. Enerji üretim tesislerinde çalışan personelin can güvenliğinin sağlanamayacağına dair sunulan güvenlik raporları, şirketi radikal adımlar atmaya itti.
Yaşanan krizin ekonomik bilançosu ise dünya piyasalarını sarsacak cinsten. Çin, İtalya, Belçika ve Güney Kore ile olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarik sözleşmelerinde mücbir sebep ilan edildiği hatırlandı. Katar Enerji Bakanı Saad bin el-Kaabi, saldırıların ardından yaptığı açıklamada, "Saldırılar Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gaz ihracat kapasitesini yüzde 17 azalttı ve yıllık gelirlerde yaklaşık 20 milyar dolarlık bir kayba neden oldu" ifadelerini kullanmıştı. Bakan Kaabi, tesislerdeki ağır hasarın onarımının 5 yıla kadar sürebileceğini ve bu durumun uzun vadeli bir mücbir sebep halini zorunlu kıldığını vurgulamıştı.
Hürmüz Boğazı'nda Abluka Çıkmazı
Bölgedeki enerji savaşları sadece tesislerle sınırlı değil, deniz yollarında da tam bir kördüğüm yaşanıyor. ABD’nin 13 Nisan’dan bu yana küresel enerji arzının şah damarı olan Hürmüz Boğazı ile İran limanlarına yönelik kapsamlı bir deniz ablukası uyguladığı biliniyor. Tahran yönetimi ise bu hamleye misilleme olarak, ticari gemilerin boğazdan geçişine yalnızca kendisiyle koordinasyon sağlanması halinde müsaade ederek Körfez'deki tansiyonu zirvede tutuyor.





