Son olarak da emekli Tümgeneral Genelkurmay Adli Müşaviri Erdal Şenel‘in evinde ele geçen CD‘de "Karanlık Savaş Konsepti" ile karşı karşıya kaldık. Bu CD‘den "Siyasal İslâm‘la Mücadele" için hazırlanmış eylem planlarını; albay rütbesinde subaylar tarafından oluşturulan "Aydınlanma Ekipleri"ni öğrendik. Karanlık Savaş‘la mücadele etmek için, sivil toplum örgütleri ve parayla satın alınacak basın mensupları ile akademisyenlerden söz edildiğini dinledik.
En vahimi de, generallerin bu planlar çerçevesinde terörün açıktan lanetlenmesini ama el altından desteklenmesini kararlaştırdıklarını öğrendik.
Evet, işte bütün bu inanılmaz olaylar peş peşe geldi yığıldı ruhlarımızın, vicdanlarımızın üzerine.
Topraktan fışkıran cesetler, ordu malı silahlarla iç savaş çıkartmaya hazırlanan general emeklileri, darbe toplantıları, siyasetçilere yönelik tehditler, darbecilerle yüksek mahkeme üyeleri arasındaki inanılmaz ilişkiler, provokasyonlar, kendilerine teslim edilen gencecik askerlerin ölümü pahasına el altından PKK‘yı destekleme planları yapan generaller... Onlarla birlikte iş tutan iş adamları, medya patronları...
Yüz yüze kaldığımız manzara anlaşılan fazla ağır geldi. Böylesine ağır bir çürümüşlük içinde yaşamaya devam edebilmek için belki de, kulaklarımız sağırlaşmaya, vicdanlarımız nasırlaşmaya başladı.
Kanıksama, bütün kötülerin en büyük kurtarıcısı olarak devreye girdi.
Artık hiçbir şey bizi eskisi kadar şaşırtmaz, öfkelendiremez oldu. Ambale olduk, olan biteni takip edemez hale geldik. "Allah topunun belasını versin" deyip köşemize çekilme, bu berbat dünyada bizi biraz olsun oyalayan dizilerimize, çöpçatan programlarımıza dönme eğilimine girdik.
Öyle görünüyor ki, bu toplumsal psikoloji, bugün Ergenekon Davası‘nın sağlıklı ilerlemesinin önündeki en büyük tehlike. Derin Devlet bu defa da paçayı kurtarırsa, bu kanıksama sayesinde kurtaracak.
Bunun bir çaresini bulmalıyız, çare nedir bilmiyorum; ama mutlaka bulmalıyız...