Günlerden beri Esad ordusu, Hizbullah milisleri ve İran
güçleri karadan, Rusya da havadan ve denizden Türkmen Dağı Bölgesi ni vuruyor.
Türkmenler ise direnişlerini sürdürüyor. Bu arada, bazı kaynaklar ısrarlı bir
şekilde Türkmen Dağı nın düştüğü haberlerini yayıyor. Buna TRT dahi alet
oluyor. Pazartesi günü TRT de Türkmen Dağı nın düştüğü haberi alt yazı ile
seyircilere duyurulurken, aynı saatlerde Türkmen komutan direndikleri, sonuna
kadar da direneceklerini açıklıyordu. Kısacası, Türkmenlere yönelik saldırılar
sürerken, Türkiye sınırları içinde de PKK terör örgütünün bazı ilçelerde
özyönetim ilan etmesi, buna karşılık emniyet güçlerinin bu ilçelerde ilan
edilen sokağa çıkma yasağının ardından operasyonlar başlatması terörle
mücadelede son aylarda önemli yer tutuyordu.
Bu iki konuyu kısaca hatırlattıktan sonra bir başka
hususa dikkat çekmek istiyorum. Dünkü bir gazetede yer alan Nusaybin ile ilgili
haberden yapacağımız kısa alıntı sanıyorum olaya ışık tutacaktır. Haberde
özetle şu hususlara yer veriliyordu:
Özyönetim ilanından sonra ilçeye dağdan 300 terörist
gönderildi. 15 mahallede 280 hendek kazıldı. Kapatılan 144 hendekte 5 ton bomba
tuzaklandı. HDP nin siyasi pazarlık kozunu güçlü tutmak isteyen örgüte
yapılan operasyonlarda yüzde 30 temizlik yapıldı.
Bu noktada Nusaybin de 13 Kasım Cuma günü saat 21.00 den
itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, geçtiğimiz gün bu yasağın geçici
olarak kaldırıldığını, bu süre içinde ilçenin temizlenmeye çalışıldığını
hatırladığımızda tüm operasyonlara rağmen ilçenin teröristlerden
temizlenemediği haberden anlaşılıyor.
Esas üzerinde durmak istediğim husus ise Kandil in dağdan
bir ilçemize 300 militan sevk etmesi ve bu militanların yerleşim merkezlerinde
siperlere girerek emniyet güçlerimizle çatışması üzerinde ciddi olarak
durulması gerekir. Çünkü haberde dağdan gönderilen 300 teröristin Kandil den mi
yoksa Türkiye de dağlarda yaşayan militanların mı Nusaybin e kaydırıldığı net
değil. Ancak, 300 militan ister içeriden ister Kandil den Nusaybin e kaydırılmış
olsun ortada bir emniyet zafiyeti olduğu kesin. Bu arada bir ilçemize emniyet
güçlerine görünmeden ve yakalanmadan 5 ton patlayıcı yerleştirilmesi, bu arada
hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan 280 hendek kazılmış olmasının ayrıca üzerinde
durulması gerekiyor.
Özyönetim ilanının
ardından dağdan 300 terörist sevk edilmiş. Belli ki önceden de Nusaybin de
yerleşmiş teröristler de varmış ama banların sayısı haberde verilmiyor.
Yazımın başında dikkat çektiğim Türkmen Dağı nda birden
bire şiddetlenen çatışmalarla PKK terör örgütünün saldırılarını artırması
arasında bir bağlantı olup olmadığının düşünülmesi gerekiyor. Çünkü Türkmenlere
yönelik Esad ordusu, Hizbullah, İran askerlerinin karadan ve Rusya nın havadan
operasyonlarının ana hedefinin Türkmenleri zayıflatarak Suriye Kürtlerinin
alanını genişletmek olduğu birlikte düşünüldüğünde PYD ve PKK birlikteliği bir
kez daha ortaya çıkıyor. Bu bakımdan devletin öncelikli olarak PYD nin hakim
olduğu bölgelerdeki sınırlara hakim olması gerekir ve bunun için yapılması gerekenler
hızlandırılmalı. Görünen o ki, Kobani artık PYD ve PKK nın ortak kullanım
alanıdır ve PKK lı militanlar buranın üzerinden ülkemize sevk edilmektedir.
Aksi halde Suriye deki çatışmalara fiili olarak çekilmek isteyen Türkiye nin bu
oyuna gelmesi Siyonist-Haçlı ittifakının işine yarayacaktır.
Dileriz düşürülen uçak Türkiye nin çatışmalara fiilen
girmesine vesile olmaz.