Gülay Göktürk‘ün Bugün‘deki yazısının başlığı bir dua gibi: "Katsayı kırımı bitti, darısı türbanın başına".
"İleride birileri Türkiye‘de gençliğin tarihini yazmaya kalkarsa, 1999 yılında üniversite sınavına giren gençleri "kayıp kuşak" olarak adlandıracak herhalde. (...) 28 Şubat‘ın paşaları buyurmuşlardı ya, lafı mı olurdu; yüksek öğretim kurumumuzun saygıdeğer üyeleri toplandılar ve birkaç saat içinde on binlerce gencin geleceğini ellerinden aldılar.
(...) Yapılan korkunç yanlışlar on yıl boyunca milyonlarca genci kırdı geçirdi. Geleceklerini kararttı, bütün hayallerini, devlete olan güvenlerini yok etti. O gençler hayatlarının en önemli dönemecinde, henüz on sekizinde devlet babadan yedikleri bu şiddetli tokadı hayatlarının sonuna kadar unutmayacak, hep bu güvensizlik ve kahır içinde yaşayacaklar. Tarihe not düşelim: YÖK‘ün başında Kemal Gürüz, Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda Hikmet Uluğbay, Başbakanlık koltuğunda da Ecevit oturuyordu. Gürüz 28 Şubat‘a çoktan gönüllü yazılmıştı zaten. Ne Uluğbay, ne de halkçı Ecevit, halk çocuklarına karşı girişilen bu düşmanca saldırıya ses çıkardılar.
(...) Bazıları bugün hâlâ utanmadan, yapılan değişikliğin imam hatip mezunlarının önünü açtığını söyleyerek akıllarınca "değişikliğin ardındaki gizli amacı" deşifre ediyor.
Onların gözünde, imam hatipli çocuğun önünü kesmek o kadar meşru bir tutum ki, önünü açanları "suç üstü" yakalamış gibi davranabiliyorlar.
Sanki imam hatipler illegal bir biçimde faaliyet gösteren okullar! Sanki bu okullara giden çocuklar (28 Şubat‘ın jargonuyla söyleyecek olursak) "İç düşman" ve sanki bu çocukların üniversiteleri bitirip bürokrasi içinde yükselmeleri, düşman ajanlarının devleti içeriden ele geçirmelerine eşdeğer bir tehlike...(...) Neyse, böylece 28 Şubat‘ın bir tahribatı daha onarılmış oldu; geride kanadı kırık kuşlar gibi umutsuz bir yığın genç bırakarak... Ne diyelim; darısı üniversite bahçelerinin demir parmaklıkları dışında çaresiz bir halde bir gün o binalara girebilmeyi hayal eden türbanlı kızların başına..."
Gülay Göktürk / BUGÜN