Yıllar boyunca dünyanın süper gücü olarak takdim edilen, "Demirperde ülkelerinin" lideri pozisyonundaki Sovyetlerin dağılmasının ve zihinlerde bu yönde kurgulanan herşeyin tarumar olmasının ardından, o günlerde bu savrulmayı konu edinen gazetelerde çok çarpıcı bir fotoğraf kullanılmaktaydı: "Coca Cola firmasının artık Demirperde ülkelerinde serbest şekilde faaliyet gösterdiğini anlatan reklamların fotoğrafları" Çünkü, Coca Cola, kapitalizmin simgesi olan bir markaydı Amerika da doğan ve ahtapot kollarıyla tüm dünya ülkelerini sarıp sarmalayan, kendi alanında rakip tanımayan bir marka Sosyalist bloğun çok daha kapalı kutu olan ülkesi Çin bile bu markayla savaşını kaybetmişti

Küresel rekabet dediğimiz şey, aslında markalar savaşıdır Kapitalizmin, acımasız kurallarıyla şekillenen pazarda, küçüklerin asla yer bulamayacağı, büyüklerin deveyi hamuduyla götürdüğü rekabet sisteminin adıdır Kazanmak, hep kazanmak Pazar payını sürekli büyütmek İnsanı insanlıktan çıkaran, vicdanları törpüleyen bir savaştır bu Bu savaşta, kanaatın yeri yoktur Yardımlaşma, dayanışma, bir olma, birlik olma duygusu yoktur "Ben siftah yaptım, bir zahmet yan komşumdan birşeyler satın alın" sözleriyle gelen müşterisini yan komşusuna gönderen ve kanaatın en büyük hazine olduğunu ortaya koyan Osmanlı nın lonca sistemindeki "Pazar payı" anlayışı yoktur. Kapitalizm kazanmak felsefesi üzerine kurulmuştur Bu sistemde kaybetmek yoktur Vermek yoktur Tolerans yoktur Acımak yoktur Aykırı felsefeci Murphy nin ifadesiyle, "Kuralı koyan parayı alır, parayı alan kuralı koyar"

Bütün bunları niye yazıyoruz Yaz aylarının başladığı günden bu yana televizyonların her reklam kuşağında, dizilerin başlangıcında, programların girizgahlarında vahşi kapitalizmin simge markası Coca Cola nın ilginç bir reklamını izliyoruz Müslüm Gürses, Koray, Pamela, Nuri Alço gibi ünlü isimlerimiz, ellerinde Coca Cola şişesi "Bırr"layıp duruyorlar.

Muhasebe servisinden Erol kardeşimiz, "Bu nasıl iştir Koskoca Müslüm Gürses i gitar teli gibi titretiyorlar. Paranın kudretine bak " gibi bir yorumda bulundu. Haklı!...

Bunun adı, "Paranın kudreti"tir Kapitalizmin gücüdür "Paranın satın alamayacağı şey yoktur" felsefesinin içselleştirilmesinin en çarpıcı örneğidir Bu reklamdan anlayacağımız şey, "Karizma sahibi birilerinin bir reklamda, kendileriyle ince ince dalga geçmesi" meselesi değildir. Kapitalizmi besleyen ana arter olan reklamlarda, parayı bastıranın istediği ismi, istediği gibi yönlendirebilmesidir Bu arızalı yaklaşım, paranın bir güç merkezi olarak hayatın temeline yerleştirmesine, insanların olan biten herşeyi kapitalist ölçekli değerlendirmesine yol açar. Eski Türk filmlerinin değişmez bir repliği vardır: "Parayla saadet olmaz" Bu yaklaşım ise, "Parayla herşey olur" fikriyatının insanların zihinlerine enjekte edilmesinden başka bir şey değildir. Maddeyi putlaştıran, seküler, hedonist bir yaklaşım Vicdanları yok eden, insanı insan yapan duyguları törpüleyen, rekabeti karşısındakini yok etmek olarak vaz eden bir yaklaşım İşte o basit gibi gördüğünüz "Bırr"ın felsefesi!