Konusunda Hanefi ve Şafilerin Delili

Şafi mezhebinde kadına dokunduğunda abdest bozuluyor.

Burada şafilerin delili Maide 6. ayetidir. Ayet şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve

dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklarınıza

kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz boydan boya yıkanın. Eğer hasta

yahut yolculukta olursanız veya sizden biri tuvalet ihtiyacını görmüş ya da

kadınlara dokunmuş olup da su bulamazsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin.   Ayrıca Nisa 43 ayeti de aynı anlamdadır.

Burada tartışma ayette geçen lms kelimesinden

kaynaklanıyor. Şafiler bu kelimeyi dokunmak, temas etmek şeklinde

manalandırarak kadına sadece cinsel ilişki değil, her türlü dokunmayı abdesti

bozmaya delil saymışlardır.

Hanefiler ise bu kelimeyi cinsel ilişki anlamına geldiği

şeklinde tefsir etmiş ve bu durum da haliyle abdestin bozulması sadece cinsel

ilişki kuralına bağlanmıştır.

Yani o zaman hanefilere göre kadına el değdiğinde abdest

bozulmazken (çünkü cinsel ilişki şartı var) şafilere göre her türlü temas

abdesti bozar şeklinde kararlaştırılmıştır.

Yani aslında iki mezhep de delilini Kur an dan alıyor,

fakat ayette geçen kapalı kelimeyi dil bilgisi kurallarına göre

yorumlamasından, manalandırılmasından dolayı bir ihtilaf yaşanıyor. Yani lms

kelimesi hem dokunmak ve hem de cinsel ilişki anlamına geliyor. Ayrıca bakara

237 de (Eğer onları mehirlerini belirledikten sonra, henüz kendilerine el

sürmeden boşarsanız belirlemiş olduğunuz mehrin yarısını vermeniz gerekir ) messe

kelimesi ilişki anlamında kullanılmıştır. Bu da ayeti ayet mana eder kuralı

gereğince lms ve messe nin dokunmak değil, ilişki anlamında kullanıldığını ve

kadına dokunduğunda abdestin bozulmayacağına delil olmuştur. (Aşırı mubaşeret

olmamalı) Ayrıca İbn-i Abbas da Maide 6 daki lms yi ilişki olarak tefsir

etmiştir.

Aslında iki bakış açısı da Arap dili açısından doğru.

Birisi kelimeyi asli manasına göre alırken, diğeri mecaz olarak yorumlayıp ona

göre kural geliştiriyor. Bazıları böyle muğlak ifadelerin olmasının ne derece

doğru olacağını ve nasıl manalandıracaklarını sorabilirler. İşte burada usul

ilmi devreye girer. Geliştirilen usul ilmiyle bir içtihad ve yorum zemini

oluşturulur. Yoksa ayetleri alıp kendi hevamıza veya cehaletimize göre

yorumlarsak çok yanlış yola girebiliriz.

Bugün kanunları bile avukatlar, savcılar ve hâkimler

farklı farklı yorumluyabiliyor, hatta bir konuda verilen bir kararı başka bir

mahkeme bozabiliyor. Yani Türkçe yazılmış ve kul yapımı olan kanunları bile

farklı farklı yorumlarken, Kur an ve sünnetlerde bir konuda farklı farklı

içtihatların bulunması normaldir. Yani mezhepler aslında kitap ve sünnetten

çıkartılan farklı yorumlardır. Bunu sorun edinen veya yok sayan ya da bunu

İslam dışı kabul edinenler İslam ın aynı zamanda bir devlet nizamı olduğunu

unutuyorlar herhalde. Yorumların farklı farklı olması doğal olduğu gibi günümüz

meselelerine yönelik de âlimler kitap ve sünnetten hüküm çıkartabilir, çözümler

sunabilirler. Yani bu kapı hep açıktır. Yok saymak yerine onlardan yararlanmak

gerekir. Çünkü Kur an ve sünnet sadece ahvali şahsiyeyi kapsamaz. Devlet

yönetimini, ekonomiyi, aile ilişkilerini yani her türlü hukuki konuları da

kapsar.

Yani konu tahmin ettiğinizden de karışık ve her iki taraf

da ayeti kendi anladığı şekilde yorumlamış oluyor. Bu ayet aynı zamanda biz

Kur an a bakarız kimseye ihtiyacımız yok diyenlere ne büyük bir yanılgı içinde

olduklarını da göstermesi açısından ilginçtir. Arap âlimler bile bir ayete birbirine zıt farklı anlamlar verirken

bizler ne yaparız... Bizler mealcilerin mezhebine tabi olmuş oluyoruz aslında.

Not: Aynı mantık kadınlar için de geçerlidir. Yani şafi

bir kadın erkeğe dokunduğunda abdesti bozulur iken hanefiye göre bozulmaz. Yani

hüküm iki cinsi kapsar...

Sünnetten Delil

Hanefilerin Delili: Hz. Aişe nin rivayet ettiği hadis:

Peygamber (asm) hanımlarından birisini öper, sonra da abdest almaksızın namaz

kılardı. Hz. Aişe (r.anha) nin rivayet ettiği hadis: Rasulullah (asm) ben

onun önünde bir cenaze gibi boylu boyunca yatmış olduğum hâlde namaz kılardı.

Vitir kılmak isteyince ayağıyla bana dokunurdu.   Hz. Aişe nin rivayet ettiği hadis: Bir gece

Rasulullah (asm) ı yatağında bulamadım. Onu aramaya koyuldum. Kendisi mescitte

ayaklarını (secdede iken) dikmiş olduğu hâlde ayaklarının iç tarafına elimi

değdirdim. O ise şöyle diyordu: Allah ım! Gazabından rızana, cezalandırmandan

esenliğine, Senden Sana sığınırım. Seni övmekle sayıp bitiremem. Sen kendini

nasıl övdüysen öylesin. Bu hadisi şerif de dokunmanın abdesti bozmadığının

delilidir.

Şafiler ise bu hadisleri zayıf ve mürsel kabul

ettiklerinden amel etmemektedirler. Peygamberin ayağı ile dokunmasını ise arada

bir engel olduğuna hamletmişlerdir.

Hanbeli ve Malikilere göre ise kadına şehvetle

dokunulduğunda abdest bozulur. Şehvet yoksa bozulmaz.