İmam-ı Azam Ebû Hanife ye göre: Yağmur duasında hutbe

yoktur. Çünkü hutbe cemaate bağlı olan bir şeydir. Oysa yağmur duası için

cemaat gerekmez, yağmur duası dua ve istiğfardan ibaret olup her ikisinde de

imam kıbleye döner. Abdullah b. Abbas (R.A.) ya istiska namazından sorulunca

şöyle demiştir: Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz iş yani eski elbisesini giymiş,

mütevazı bir vaziyet¬te tezarru içinde musallaya kadar geldi. Sizin şu hutbeniz

gibi hutbe okumadı. Fa¬kat dua, tazarru ve tekbire devam etti. Sonra bayramda

kıldığı gibi iki rekat namaz kıldı.  İmam

Ebu Yusuf ile İmam Muhammed e göre: İmam, yağmur duasında insanlara iki rekât

namaz kıldırır, açıktan okur, sonra hutbe okur, dua ederken kıbleye yönelir.

İmam Muhammed e göre, imam aralarında bir oturuş ile fasıla verdiği iki hutbe

okur. Ebu Yusufa göre ise tek hutbe okur. Hutbenin büyük bir kısmı da yine

istiğfar olur. Görülüyor ki İstiskada ağırlık dua ve istiğfaradır. Çünkü:

Mü minin hacetini arz edeceği yegâne merci ALLAH Teâlâ dır.  Bu dua için hazırlık olmak üzere, dargınların

barışmaları, herkesin tevbe ve istiğfar, köle âzâdı ve sadaka gibi hayırlara

yönelip ALLAH Teâlâ ya yaklaşmaya çalışmaları, can, ırz ve mal gibi kullarla

ilgili haklardan dolayı halâllaşmaları mendûbtur.

Binâenaleyh arasıra edilen yağmur isteme dualarında

olduğu gibi günahlar ve ma siyetlerimizden ve bilmediğimiz bir hikmetten dolayı

tevbe ve istiğfarımız, niyaz ve istirhamımız istenen semereyi vermese de, yine

ALLAH Teâlâ ya karşı tezellül ve aczimizi ikrar fâidesi vardır ki, o da

yaratılış gayemize göre hareket ve kemâl gayemize doğru bir adım daha yaklaşmak

demektir. Bununla beraber ilâhî rahmete gönül bağlamak, icrası mu tâd olan

tabiî sebeplerin hiçbirini geri bırakmayı gerektirmez. Resûlullah (S.A.V)

Efendimizden bize nakledilegelen bir yağmur duası şudur: ALLAH ümme! eskına

gaysen mugisen henien merien gadekan mücellilen seyhan âmmen tabeka,

ALLAH ümme! Eskınal-gayse ve la tec alna minel-kanitîn. ALLAH ümme! inne

bil-bilâdi vel-ıbâdi vel-halki minel-le vaî ved-danki mâ la neşkû illâ ileyke.

ALLAH ümme! enbit lenaz-zer a ve edirre lenad-dar a ve eskina min

berekâtis-semai ve enbit lena min berekâtil-arz. ALLAH ümme! İnna nestağfirüke

inneke künte gaffara, fe ersilis-semae aleyna midrarâ. Ya Rabbi! Bize yardım

eden, içimize sinen bol, faydalı, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden,

her tarafı sulayan umumî bir yağmur ihsan buyur. İlâhi! Bizi yağmurla sula,

bizi ümitlerini kesmiş kimselerden etme! Ey Rabbimiz! Kullarda, beldelerde ve

diğer yaratılmış şeylerde öyle bir güçlük, öyle bir darlık var ki, senden

başkasına arzedemeyiz. Ey Yüce Yaratıcımız! Bizim için ekinleri bitir, bizim için

memeleri sütle doldur, bizi göğün bereketlerinden sula, bize yeryüzünün

bereketlerinden yetiştir. Ey Kerim Ma bud umuz! Biz senden mağfiret dileriz.

Şüphe yok ki sen çok mağfiret edicisin. Artık bize gökten bol bol yağmurlar

yağdır. Ey Gafur, Rahîm Rabbimiz!   İmam

gizli ve açık olarak ısrarlı bir şekilde dua eder. İmamın duasına cemaat amin

der. İmam, eğer duayı gizli yaparsa cemaat de amin demeyi gizli yapar, imam

eğer açıktan dua yaparsa cemaat de açıktan amin derler. Dua esnasında hatibin

kıbleye dönmesi müstehaptır. Yağmur duasında elleri yukarıya doğru kaldırmak

müstehabtır.  Enes b. Malik (R.A.) şöyle

dedi: Sahra ahâlîsinden A rabî bir adam cuma günü Resûlullah (S.A.V) Efendimize

geldi ve:  - Yâ Resûlellah! Hayvanlar

helak oldu, çoluk çocuk helak oldu, insanlar da helak ol¬du, dedi. Resûlullah

(S.A.V) Efendimiz iki elini kaldırıp dua etti: İnsanlar da Resûlullah (S.A.V)

Efendimiz ile beraber ellerini kaldırıp dua ettiler. Enes b. Malik (R.A.) dedi

ki: Henüz mescidden çıkmamıştık ki, üzerimize yağmur yağmaya başladı. Ar¬tık

öteki cuma oluncaya kadar üzerimize hep yağmur yağdı durdu. O zât, Resûlullah

(S.A.V.) Efendimize geldi ve:

- Yâ Resûlellah! Yolcular yol¬ların kapalılığından artık

usandı ve yollar geçilmez oldu, dedi. Enes b. Malik (R.A.)nun bu rivâyetinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin

dua esnasında ellerinin içini yere doğru tuttuğu ifade edilmektedir. Resûlullah

(S.A.V.) Efendimizin böyle yapmasının sebebi uğur getirme umududur. Sanki o

bulutların yağmurla yüklü taraflarını yer yüzüne çevirip içindekileri

boşaltmasını istemedir. Bazı âlimler kıtlık gibi bir felâketin def i için

yapılan dualarda avuçlarını aşağıya doğru; bir hayır istenildiğinde de semâya

doğru tutulmasının sünnet olduğunu söylerler. Abdullah b. Abbas (R.A.)den rivayet edilen Resûlullah (S.A.V.)

Efendimizin: ALLAH Teâlâ dan avuçlarınızın içi ile isteyiniz, dışları ile

istemeyiniz. Duayı bitirince avuçlarınızı yüzlerini¬ze sürünüz.   Hadis-i şerifi de buna işaret etmektedir.  İstiskada İmam, dua ederken üste giydiği

elbisesini tersine giyer. Abbâd b. Temîm, kendi amcası Abdullah b. Zeyd den

rivayetle şöyle dedi: Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz namazgaha çıktı ve yağmur

isteme duası yaptı; akabinde kıbleye yöneldi, ridâsını yâni üst elbisesini kalb

etti yani ters çevirdi ve iki rekât namaz kıldırdı.  İmam, hutbe esnasında elbisesi dört köşeli

ise bunun aşağısını yukarıya, yukarısını da aşağıya çevirir. Değirmi ise sağını

sol tarafa ve solunu da sağ tarafa getirir. Giydiği kaba kaftan, ise içini

dışarıya ve dışını da içeriye getirir ve bu şekilde elbisesini giyer. Bu,

sıkıntılı durumun değişmesi için bir hayır nişanı olarak yapılır. Fakat cemaat

elbiselerini böyle tersine giymez.