Onlar bizim canlarımız…

Ağzı olup konuşamayan…

Derdi olduğunda anlatamayan ya da dolaylı yollardan anlatan…

Sokak hayvanları…

Kediler, köpekler…

Şefkat ve merhamete en çok ihtiyacı olan canlılar…

İslam’da köpekler değerli birer canlı olarak yaratılmış ve merhamet kapsamına alınmış; ancak fıkhi ve hijyenik kurallara göre konumlandırılmıştır.

Kur'an-ı Kerim'de Köpek

Ashâb-ı Kehf: Kur'an'da "kelb" (köpek) kelimesi [Kehf Suresi'nde] geçer. Mağara arkadaşlarıyla birlikte sadakatle yer alan köpekten olumlu bir şekilde söz edilir.

Av Köpekleri: Maide Suresi'nde av köpeklerinin eğitilerek avlanmada kullanılmasına izin verilir. Onların tuttukları avların helal kılınması, köpeğin tamamen "pis" bir varlık olmadığını gösterir.

Zaruri İhtiyaçlar: Çobanlık, avcılık, tarım arazisi veya evi koruma gibi geçerli/zaruri sebeplerle köpek beslemek alimler ittifakıyla caiz görülmüştür.

Ev İçi Durumu: Herhangi bir koruma veya işlevi olmaksızın, sadece süs veya ev arkadaşlığı amacıyla evin içinde köpek beslemek dinen mekruh (hoş görülmeyen) kabul edilir.

Necaset (Temizlik) Anlayışı: Fıkhi mezheplerin çoğunluğuna göre köpeğin salyası ve nefesi necis (dinen pis) sayılır. Temas ettiği kapların belirli usullerce (örneğin Hanefi'de üç, Şafii'de yedi kez) yıkanması gerekir.

Melek Meselesi: Hadislerde geçen "köpek bulunan eve melek girmez" ifadesi, evlerin hijyenik, salyasız ve ibadete/rahmete uygun tutulması gerektiğiyle açıklanmıştır

YOLLARA YALAKLAR NE İÇİN YAPILIRDI?

Osmanlı döneminde sokak hayvanlarının (özellikle kedi ve köpeklerin) su içebilmesi için çeşmelerin alt kısımlarına, kaldırım taşlarına ya da yapı duvarlarına oyulan bu bölümlere genel olarak yalak veya suluk adı verilirdi.

Osmanlı "şefkat medeniyeti" mimarisinde bu uygulamanın öne çıkan türleri ve özellikleri şunlardır:

Çeşme Yalakları ve Suluklar: Osmanlı su mimarisinde inşa edilen meydan veya duvar çeşmelerinin alt kısmında insanların su kaplarını doldurduğu ana teknenin yanı sıra, en alt (zemin) hizada sokak hayvanlarının kolayca ulaşabileceği küçük oyuklar veya mini hazneler yapılırdı. Çeşmeden taşan sular burayı doldurur, böylece kedi ve köpekler susuz kalmazdı.

Kuş Evleri ve Kuş Sulukları: Sokak hayvanlarının yanı sıra gökyüzündeki canlılar da unutulmamıştı. Camilerin, medreselerin ve sarayların duvarlarına estetik kuş evleri yapılırken, mezar taşlarının üst kısımlarına da yağmur sularının birikmesi ve kuşların içebilmesi için küçük kuş sulukları (oyuklar) oyulurdu.

Kaldırım Oyukları: Şehrin bazı işlek caddelerinde ve mahalle aralarındaki düz taşların (özellikle büyük binaların saçak altlarına denk gelen kısımlarda) orta yerlerine yağmur suyunun toplanması amacıyla küçük çanak şeklinde oyuklar açılırdı.

Bu ince düşünülmüş mimari detaylar, Osmanlı toplumunun sokak canlılarını yaşamın doğal bir parçası ve koruma altındaki komşuları olarak gördüğünün en somut kanıtlarıdır…

Kaynak: Haber Merkezi