O dönemler MİT, belirli periyotlarda dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, FETÖ konusunda bilgilendiriyordu. Sadece istihbarat değil, siyasetin önde gelen bazı isimleri de, kendilerine gelen bilgileri, fısıltıları Erdoğan’a iletiyorlardı.
O yıllarda Meclis başkanvekillerinden bir isim, danışmanın kendisine ilettiği bazı bilgileri dosyaları inceler ve bu bilgilerin Başbakan’a ulaştırılması gerektiğine karar verir.
Erdoğan’ın yoğun programları arasında bir gece vakti Keçiören’de buluşulur. Bilgiler Erdoğan’a sunulur (ki Erdoğan’ın bunlardan haberi vardır). Bilgiler üzerine kısa bir değerlendirme yapılır ve görüşme biter.
Peki, sonra ne oluyor? 15 Temmuz bertaraf ediliyor, yeni bir döneme giriliyor. O gece yarısı Erdoğan’la görüşen o siyasetçi aktif siyasetten çekiliyor, bir kamu bankasının yönetim kuruluna atanarak emekliye ayrılıyor. O gün o görüşmenin yolunu açan emektar danışmanıyla arası açılıyor, araya soğukluk giriyor ve yolları ayrılıyor.
Aynı dönemde emniyet cephesinde de bazı isimler yapılanmaya karşı hareket halindedir.
Dönemin TEM (Terörle Mücadele) Daire Başkanlığında etkin bir emniyetçi… Emniyet içinde ki yapıyı deşifre ediyor raporluyor. O raporlar 15 Temmuz sonrası devletin bu şebekeyi çözmesinde büyük fayda sağlıyor.
Sonuç: Takdir beklenirken, peş peşe çıkan tayinler ve bir nevi sürgün hayatı.
FETÖ ile mücadeleye amansızca devam edilmelidir. Ancak bu amansız mücadele verilirken, henüz kimse rüzgarın nereden eseceğini bilmezken gövdesini taşın altına koyanlar unutulmamalıdır.