Gündem

İnsanlık ailesinin bir üyesiyiz

İnsanlık ailesinin bir üyesiyiz

Abone Ol

İnsan, sahip olduğu ailenin, yakınlarının ve yaşadığı toplumun bir parçası olduğunu fark eder ve insanlık ailesinin bir üyesi olarak nerede nasıl davranacağını öğrenir.

Ancak insanın öğrenme evresi belli bir sürece yayılır ve bu süreç insan ömrüyle paralel olarak işler. Kişi her gün karşılaştığı olayların, konuştuğu kişilerin, yaşadığı sosyo ekonomik, kültürel koşulların gelenek, örf kültürel dokunun etkisi altındadır. Hollingshead kişinin sosyelleşme sürecini üç ilkeye dayandırır.

1- Birey, sosyal davranışlarını toplumun bireyleriyle etkileşim halinde öğrenir.

2- Bireyin ne öğreneceğini içinde yaşadığı toplumun kültürü belirler.

3- Bireyin öğrenmesi bir sosyal organizasyona tabidir ancak bu kişinin topluma etkin bir biçimde katılması ile tamamlanır.

Baba bana bir dakikanı ayırır mısın?

Çocuk akşama kadar babayı beklemişti. Akşam baba geldiğinde aldığı notu onunla paylaşacak, öğretmenin defterine attığı yıldızı ona gösterecekti. Akşam kapı çaldığında heyecanla koştu ama baba tarafına bile bakmıyordu. Çocuk babanın peşinde yürümeye başladı, baba önce ellerini yıkadı sonra yemek masasına oturdu. Çocuk usulca sordu, "baba benimle konuşacak mısın? Beni dinleyecek misin? Sana anlatacaklarım var." Baba başını çevirdi "yorgunum git annene anlat" dedi. Çocuk yine de umudunu kesmedi. Baba yemeğini yedi, televizyon seyretti, gazeteye göz attı çocuk hâlâ umutluydu. Ama sonra ona hiçbir şey söylemeden yatağına gitti. Çocuk o noktada umutlarını kaybetti, odasına gitti ve babaya anlatmak istediği şeyleri atına anlattı...

Çocuklarımıza vakit ayırmalıyız

Çocuklarımızı öğrenilmiş davranışlarımızın ya da gündelik meşgalelerimizin, iş ve sosyal hayatımızın kurbanı yapamayız. Buna hakkımız yok. Yani çocukların ihmaline hiçbir şeyi mazeret olarak gösterilemez, gösterilmemeli. Çünkü burada heder olan, zarar gören kesim çocuklardır ve çocukların istikbali her şeyden daha önemlidir. Öyle ki, çocukların eğitimi, babanın geçmişten getirdiği ailesel kalıplardan da vazgeçemediği dogmalarından da, yaptığı işten de, kazandığı paradan da çok daha önemlidir...

Çünkü çocuğun dünyasında baba, gücü, kuvveti, güveni temsil eder. Babayla arasında sağlıklı bir güven ilişkisi olan çocuk, kendini daha huzurlu ve mutlu hisseder. Babayı yanında hissetmeyen, onun desteğine ve sevgisine ulaşamayan, çocuklar ise, hayatın içinde silik ve çelimsiz kalmaktadırlar. Bu kırılganlığın, bu ihmalkarlığın ileriki yaşlarda telafisi de mümkün değildir. Bunun için, babanın eğitime aktif olarak katılması, çocukla yakından ilgilenmesi, ona sevgi ve güven vermesi önemlidir .

Gündelik meşgaleler ne olursa olsun baba da anne gibi çocuğun eğitimine katılmalı ve gerekirse televizyon başında geçirdiği vakti çocuğuyla geçirmeli, imkanlarını zorlayarak çocukla yakından ilgilenmelidir.

- Baba günün belli saatlerinde çocuğa vakit ayırabilir.

- Baba çocukla ortak bir şeyler yapabilir, sohbet edebilir.

- Baba çocuğun istediği aktivitelere katılabilir.

- Baba çocukla sosyal faaliyetlere ya da sportif faaliyetlere katılabilir.