Gündem

İlişkilerimizde Allah rızası

İlişkilerimizde Allah rızası

Abone Ol

On yaşındaki yeğenim, "teyze bu gün yabancı bir film izledim, filmde kız teyzesine adıyla hitap ediyordu, bu kız annesinden terbiye almamış mı? diye sordu...

Yeğenimin bu sorusu aslında Müslüman toplumlarda, aileye ve akraba bağlarına verilen önemi ve aile ilişkilerinin saygı ve sevgini ekseninde devam ettiğini gösteriyor. Kültürümüzde, annenin kız kardeşine teyze, erkek kardeşine dayı deriz, babanın kız kardeşine hala erkek kardeşine amca deriz. Onlara özel bir hitapla seslenmemiz saygımızın bir göstergesidir. Kültürümüzde akraba ilişkilerine büyük önem verilmiştir. Önemli gün ve gecelerde aile büyüklerimizi ve yakınlarımızı ziyaret etmek, zor durumda onların yanında yer almak geleneklerimizdendir ve bunu aile içinde büyüklerimizden öğreniriz.

Son yıllarda ailenin küçülmesi, kırsal alandan büyük şehirlere göçlerin artması ve modern kültürün hayatımıza girmesiyle akrabalık ilişkilerimizde de çeşitli aşınmalar oldu. Artık eskisi gibi yakınlarımızı aramak ve ziyaret etmek aklımıza pek gelmiyor. Akrabalarımıza karşı sorumluluklarımızı ihmal ettiğimiz söylendiğinde ise,, "zaten çok çalışıyorum vaktim yok, yol param yok..." gibi sebeplerin arkasına sığınıyoruz. Oysa akraba ilişkilerine büyük önem veren Efendimiz akraba ilişkilerini sürdürmenin kişinin cenneti olabileceğini haber veriyor:

Halit b. Zeyd (Ebu Eyüp el_Ensari) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adam Hazreti Peygamber‘e gelerek "Ya Rasülulllah, beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz? dedi. Resülullah şu cevabı verdi:

"Allah‘a ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekat verir ve sıla-i rahm edersin" dedi (Buhari, zekat,1)

Efendimiz, akrabaların hayır işlerinde birbirlerini gözetmelerini ve ziyareti kesmemelerini emretmiştir. Ayet ve hadislerde bu konuya sık sık yer verilmiş ve akrabalık ilişkilerinin önemine vurgu yapılmıştır.

"Allah‘tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının" (en-Nisa, 4-1)

"Allah‘a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin" (Buhari)

Efendimiz, bir hadisinde de, "Ey insanlar birbirinize selam verin, akrabanızı gözetin, onlara yemek yedirin, geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki, Cennete giresiniz" (Tirmizi) buyurur.

Akraba ziyaretlerini hiçe sayan ve hayatlarını bir yarış içinde geçiren insanlarımızı ileride derin bir yalnızlık beklemektedir. Bu kimseler modernleşmenin getirdiği sorunları çözüm zannedip sarılıyorlar ve bir süre sonra da derin bir boşluğa düşüyorlar. Bireyselleşme bir şekilde insanı yalnızlığa mahkum etse de bütün bunlar biraz da insanımızın özüne ve değerlerine uzak kalması ve bu konuda elinden gelen mücadeleyi yapmamasıyla ilgilidir... Oysa akrabalık ilişkilerinin güçlendirilmesi ve hayata taşınması değerlerimiz arasında önemli bir yere sahiptir...

Kıskançlık insanları sömürüyor

Başımız darda kaldığında birinci derecede yakınlarımızın yanımızda olmalarını isteriz ve onlardan güç alırız. Bu güzel bir dayanışma örneğidir. Ancak ne yazık ki, günümüz insanı, ailesiyle, akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişkilerinde verici olmayı sevmiyor ve bu insanların birbirlerini idare etme, tahammül gösterme yetenekleri de zaten körelmiş durumda... O yüzden küçük bir şeyde kopuyorlar, hemen uzaklaşıyorlar aralarına beton duvarlar örüyorlar... Oysa bizler öncelikle iyi bir insan olmakla emrolunduk. Bu da yakınlarımızla, akrabalarımızla ve çevremizdeki insanlarla iyi ilişkiler kurmak ve onlara iyilik yapmakla mümkün olabilir. İlişkilerimizde Allah‘ın rızasını gözetmezsek, yakınlarımızla ve çevrimizdeki insanlarla sevgi saygı ekseninde yürümemiz mümkün olamaz. Çünkü, zaman ne kadar değişirse değişsin, Habil‘le Kabil‘i birbirine düşüren hased ve kıskançlık duyguları zayıf ve çelimsiz insanların ruhlarında hâlâ yaşamaya devam ediyor. Aramızda Habiller de var, Kabiller de... Bu nedenle akrabalık ilişkilerindeki, sevgi ne kadar kuvvetli olabiliyorsa, husumet ve haset de o kadar yıkıcı boyutlara ulaşabiliyor. Sanırım, aile bireyleri arasında, gerek sevgide gerek maddiyatta ortaklığın olması kıskançlık duygularını harekete geçiriyor. Oysa akrabalık bağları insan için büyük servettir ve bu servetin kıymeti bilinmelidir.

Peki neler yapılabilir?

1- Kişi her şeyden önce akrabaları için karşılıksız, içten ve samimi bir niyet taşımalıdır.

2- Akrabalarıyla ilişkilerinde samimi olan insanlar bunu onlara göstermelidirler. Çünkü bu şekilde davrandığınızda yakınlarınız size daha rahat gelirler ve güvenirler.

3- Akrabalarla ilişkilerde karşılık beklenmemelidir: Geçen yıl komşumun düğününe gitmiştim, takı merasiminde takılanlar dikkatle izleniyor ve kaydediliyordu. Çünkü aynı şekilde geline takılanlarla eşit miktarda onlar da yakınlarının kızlarına bir şeyler takacaklardı. Bunlar aile ilişkilerimizi menfaat ilişkisine dönüştürür ve aramızdaki muhabbeti öldürür. İnsan yapısı gereği kendini önceler, kendi menfaatini düşünür ancak bunun dozu iyi ayarlanmalı ve bencilliğe egosentrik bir yaklaşıma dönüşmemelidir.

4- Akrabalar, iyi gününde ve kötü gününde birbirlerinin yanında olmalılar ve birbirlerini arayıp sormalıdırlar.

5- Akrabalar, birbirlerine gidiş gelişlerinde küçük hediyeler almalı ve yakınlar arasındaki ilişkiler zenginleştirilmelidir. Efendimiz buna önem vermiştir. Hediye küçük bir şey de olsa, insanların kalbini yumuşatır ve aralarındaki muhabbeti geliştirir.

6- Teknolojinin hayatımızdaki etkileri iletişimi kaçınılmaz kılıyor. Bir şekilde teknolojiyle iletişimi sağlayarak, uzaktaki akrabalar aranmalıdır.

7- En az yılda bir kere akrabalar bir araya gelmeli ve sohbet etmelidirler.

8- İnsanlar sevdikleriyle ilgilenilmesinden hoşlanırlar, bu anlamda kişi kimliğini besleyecek ilgi ve alakayı önce yakınlarıyla kurmalıdır. Bunu yaparken ailenin merkezinde olan büyük ebeveynler ve çocuklarla daha yakın olabilirler. Çünkü bunlar bütün ailenin ilgi odağı olduğundan buradan ailenin diğer bireylerine ulaşmak daha kolay olacaktır.

9- Büyükler gençlerin ve çocukların birbiriyle ilişkilerini geliştirmeleri noktasında destek sağlamalıdırlar.

Birkaç söz

İnsanlık ailesinin üyesiyiz

"İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir" (Buhari, Edeb, 15) Dinimiz insanları geniş bir kitle olarak bir arada tutmakta ve onların birbirleriyle yardımlaşmalarını sağlamaktır. Sıla-i Rahim, akraba ilişkilerine birinci sırada yer verirken bunun dışında bütün insanlık ailesini de dikkate alır ve yardımlaşmayı, iyi ilişkiler kurmayı öngörür.