Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

İslamsız bir hayata razı olan toplumun geleceği yoktur. Allah’ın rahmet ve şefkatinin gereği bir hayat nizamı olarak, kullarına ihsan ettiği İslam düzeni, saadet ve barış içinde yaşamanın tek çaresidir. Bu yolu insanlığa peygamberler tebliğ ve telkin etmiştir.  İslam, Allah’ın emir ve yasaklarıdır. Ancak bu emir ve yasaklara uymak insana saadet getirir. Allah’ın emirlerini yerine getirmemek, yasaklarından sakınmamak ise helak olmanın sebebidir. İslam’ı istemeyenler, ondan kaçanlar, onsuz bir hayata rıza gösterenler, batıcılar, zinacılar, faizciler, domuzcular, kumarcılar, hırsızlar, fasıklar, facirler, münafıklar, inkârcılar, müşrikler hevalarını ilah edinmiş kimselerdir. BAKARA SURESİ 120: “Milletlerine (birlik ve dinlerine) uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı ve memnun olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, hidayet, ancak Allah’ın (İslam) yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların HEVÂLARINA, kötü arzu ve kanunlarına uyacak olursan, yemin olsun ki, Allah’tan sana ne bir veli, ne de bir yardımcı vardır.” Allah ile peygamber ile İslam ile alakasını kesen bir toplumun Allah’tan yardım görmeyeceği mutlak bir gerçektir.

Heva

Hevâ: Boş, içi hava dolu, sonuçsuz, değersiz olandır. Heva, düşüş ve düşüklük demektir. Bu anlamından dolayı, cehennemin isimlerinden birisinin de çukur, düşülen uçurum anlamında HÂVİYE olması anlamlıdır. Aynı zamanda heva; kötü arzu ve istek, nefsani arzulara göre hareket ederek İslam esaslarından yüz çevirip, kötü ve alçak olana eğilim göstermek, benliğin şehvet tarafına geçerek ruha sırt çevirmesidir. Nefsin bu türden süslü isteklere tabi olması, heva olarak isimlendirilmiştir.  Heva; nefsin, arzularını tatmin için şeriatın dışındaki şeylere meyletmesidir. Mesela kişinin nikâhlısına ilgi duyması, meyletmesi ibadet iken; nikâhlısı olmayana meyli zina olmaktadır. Heva, aşağılık istek ve arzuların kaynağı olmasından dolayı, sapıklığın başta gelen sebeplerindendir. Bu yüzden hevanın zıddı hidayettir.

Heva, her türlü belanın, alçaklığın, rezilliğin ve kötülüğün kaynağıdır. Hevanın zan ve şehvet ile de anlam bağı vardır. Çünkü zan, kişinin, bir şeyin müspet veya olumsuzluğu hakkında, tahminle kendi nefsine göre bir hüküm vermesidir. İşlenen bütün günahların, bütün şirklerin, bütün kâfirliklerin sebebi, hevaya uymaktır.

Eğer akıl Allah’tan gelen ilmin, vahyin emrinde olursa, bu saadettir. Akıl hevanın, nefsin arzu ve isteklerinin emrinde olursa bu da, sebebi felakettir. Kurtubi: “Hevaya uymak, insanın İslam’dan başka bir şeyi şehadet etmesine ve hükümde zulüm ile hüküm vermesine sebep olur” demektedir.

Heva Siyaseti

Heva siyaseti, ifsat siyasetidir, haramlara yönelme, haramlarla yaşama siyasetidir. Heva siyaseti, kötülükleri meşrulaştırma, insanları manevi olandan uzaklaştırma siyasetidir. Bu siyaseti yürütenler çıkarları ve sahip oldukları makam şehveti için, Allah’ın gönderdiği hidayete tabi olmazlar. Böylelikle haktan yüz çevirmiş olarak faize dünya gerçeğidir derler, zinaya ve kötülüklere hürriyet tanırlar, helale haram karıştırıp domuzu kasaplık hayvan haline getiriler. Kumarı millileştirip gelir temin etmekte bir sakınca görmezler. Bunlar işbirlikçi zalimlerdir. Zalimler ise Hak’tan yüz çevirmişlerdir. Bu siyasetin arkasından gidilmez. Nitekim Kur’an, MAİDE SURESİ 77: “De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir toplumun hevasına, kanunlarına uymayın” demektedir. Heva siyasetine uymak, tehlikeli ve sonu helak olan bir yoldur. MÜMİNUN SURESİ 71: “Eğer hak, onların hevalarına, kanunlarına, kötü arzu ve isteklerine tabi olsaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar fesada uğrar bozulurdu. Hayır, biz onlara zikirlerini (uyacakları esasları) verdik. Onlar ise verilen bu zikirden (esaslardan) yüz çevirdiler.”  Hevalarına uyan siyasetçiler mütekebbir, kendini büyük görme hastası olduklarından, hakkı üstün tutmazlar, adil düzen istemezler, peygamberlerin getirdiği medeniyet değerlerine değil, batılın medeniyet değerlerine uyarlar. Bu siyasetçiler kimsenin yaşam alanlarına müdahale etmeyeceğiz diyerek, iyiliği emretmezler kötülüğü yasaklamazlar. Toplumu hevalarına göre yönetirler. Bu siyaset, takip edildiği için fuhuş sektörü alenileşmiş, sokak ve caddeler onların tabiriyle seks hizmeti verenlerin! kartvizitlerinden geçilmez hale gelmiştir. Bu kartvizitler okul ve cami civarlarında bile serbestçe dağıtılıyor. Dindar nesil yetiştirme iddiasında bulunan siyasetçilerin sesleri çıkmıyor. Bu siyasetçilere oy verenler bu cadde ve sokaklardan geçiyorlar, bu kartları görüyorlar, ancak yüzleri bile kızarmıyor artık.

Bu heva siyaseti, toplumun dengesini bozuyor, geriyor, hakları ihlal ediyor, düşmanlığı körüklüyor. İnsan, Kur’an nizamını görmezlikten gelerek, her şeyi kendi aklına, kendi hevasına göre çözmeye, her şeyin hükmünü işine geldiği gibi vermeye kalkışırsa, ülkemizde ve yeryüzünde huzur ve barış içinde yaşamak mümkün olmaz. Bu gerçeğe hem tarih şahittir, hem de içinde yaşadığımız olaylarda bunu açıkça görmekteyiz.

Heva siyasetinin hâkim olduğu toplumlarda edep, utanma duygusu, iffet, namus, kul hakkı gibi kavramlar tarih olmakta, suç işleme oranları artmakta, fitne ve fesat yaygınlaşmakta, adâlet ortadan kalkmaktadır. Hak ve gerçekler görülmez olmaktadır, keyfilikler hayat anlayışı haline dönüşmektedir. Böyle bir siyasetin arkasından gitmek şiddetle kınanmıştır. CASİYESURESİ 23: “Heva ve hevesini ilah edinen ve Allah’ın (kendi katındaki) bir ilime göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü Artık Allah’tan sonra ona kim hidayet verecektir Siz yine öğüt alıp düşünmüyor musunuz ” Heva siyasetini benimseyenler tam bir sapıklığa düşerler ve bunların peşinden gidenler de Allah’ın yolundan uzaklaşmış olurlar.

İlahi Siyaset

Mümin; Kur’an nizamına samimiyetle inanan, Müslüman da o nizama teslim olan, uyan kimsedir. İlahi siyaset Allah’ın peygamberler üzerinden insanlığa emrettiği siyasettir. Bu siyasetin önemli hedeflerinden birisi, insanın arzu ve isteklerine boyun eğmesini engelleyip insanı olgunlaştırmak ve böylece yeryüzünü ıslah ve imar etmek, yaşanılır bir dünya kurmaktır. İnsan yönelişlerinin tabiatta özel bir düzeni ve tertibi vardır. Bu düzen ve tertip, aşırı olmamayı, ılımlı, ölçülü ve dengeli olmayı gerektirir. Bu siyaset, insanın lehine olanı önüne koyar, aleyhine olanı elinden alır. Bunun için iyilikleri emreder, kötülükleri yasaklar.

İslam’a bağlanmayan başkalarına bağlanır. Allah’a kul olmayan başkalarına kul köle olur. İslâm’a teslim olan saadet bulur. Müslüman, Allah ve Resulünün emrettiği ilahi siyasete tabi olmak zorundadır. MAİDE SURESİ 48: “Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitabı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların hevasına uyma…”  Allah (c.c) bu ayette Resulünü hevaya uymaktan sakındırırken vahyi, Kitabı, Hakkı, tasdiki ve hükmü zikretmesinin derin anlamları vardır. Allah’ın indirdiği siyaset ölçülerine dayanmayan yönetimler, ilahi olan ile savaş halindedirler. İlahi siyaset ile savaş halinde olan yönetimlerin, başarılı olmaları imkânsızdır. Müslümanların İslâm’ın temel esaslarına hürmet eden adil bir düzen kurmaktan imtina etmeleri felaketlerin başlangıcıdır. Çünkü İslam, müminlerin karşısına çıkan hiçbir meselede Kur’an ve sünnet dışında bir müracaat kaynağından söz etmemiştir. Haramların hâkim olduğu alanlara müminler “maslahat” bahanesiyle giremezler. Zira Kur’an’da şirk olarak tanımlanan şeyler, maslahat adına meşrulaştırılamaz. Allah’a inandığını söyleyen insanlar böyle bir yola saptıklarında, onlar hem dünyada hem de ahirette acı bir azapla karşılaşacaklardır. Hak olan Kur’an hükümlerinin insanların hevasına uyması mümkün değildir.

Hakkı üstün tutmaya dayanan siyaset yolunun tek temsilcisi Milli Görüş’tür. Milli Görüş bu mücadeleyi Saadet Partisiyle yürütmektedir. AKP ve diğerleri heva siyasetinin temsilcisidir. Bu kadroların arkasından gidilmez. Saadet bulmak isteyeler için Saadet Partisi mecburi istikamettir vesselam.