Aile & Yaşam

Hz. Peygamber’in çocuklarla ilişkileri

Hicretin 8. senesinde Peygamber Efendimiz’in hanımı Hazreti Mariye’den oğlu İbrahim dünyaya geldi.

Abone Ol

Ona atasının adını koydu. Oğlu İbrahim’in ölümüne ağlamış ve bunun sebebini şöyle açıklamıştır: “Bu bir merhamet göstergesidir. Gözümüz yaşarır, gönlümüz mahzun olur. Ama asla Rabbimizi razı etmeyecek söz söylemeyiz. Ey İbrahim, senin ayrılığın gerçekten bizleri mahzun etti.”

Torunları Hasan ve Hüseyin hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım ben o ikisini seviyorum, Sen de sev, onları seveni de sev.” “Hasan ve Hüseyin’i seven beni sevmiş, onlara kin tutan bana kin tutmuş olur. Onlar benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanımdır.”

“Ey ehl-i beyt! Allah sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” ayeti inince Peygamberimiz Hazreti Ali, Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’i elbisesiyle bürüyüp şöyle buyurmuştur: “Allah’ım, bunlar benim ehl-i beytimdir. Bunlardan günah kirini gider ve bunları tertemiz yap.”

Bunu gören eşi Hazreti Ümmü Seleme, “Ben ve kızım ne olacağız, deyince Peygamberimiz “Sen de kızın da ehl-i beyittensiniz” buyurarak eşine ve üvey kızına iltifat etmiş, ehl-i beyt tanımını da genişletmiştir.

Torunu olan ve Hazreti Osman- Rukayye çiftinden olma Abdullah’ı altı yaşında horoz gagalamıştı. Çocuk hastalanıp Hicret’in 4. yılında ölmüştü. Namazını Peygamberimiz kıldırmış, mezar taşını dikmiş ve sonra şöyle buyurmuştu: “Yüce Allah, kullarından merhametli ve yufka yürekli olanlara rahmet eder.”

Çocuklarına ve torunlarına atalarının isimlerini (Abdullah, İbrahim, Fatıma,..) koymuş, onları en güzel şekilde yetiştirmiş, onlarla her zaman özel ilgilenmiş, onlara bol bol dua etmiştir. Hazreti Fatıma gelin olduktan sonra altı ay kadar evine uğrayarak onları namaza kaldırmıştır.

Yıllarca onun hizmetinde bulunan Enes bin Malik; “Ben ev halkına Resulullah’tan daha şefkatli olan birini görmedim” der.

Namaz kılarken torunlarından biri sırtına çıkmış, bu yüzden namazı biraz uzatmıştı. Bir defasında namazını kısa tutmuş ve sebebini soranlara, “Bir çocuk ağlaması duydum ve annesi üzülmesin diye namazı kısa tuttum” buyurmuştur.

O, her zaman çocukları kucağına almış öpüp okşamıştır. On tane çocuğu olduğu halde hiç birisini alıp öpmediğini söyleyen bir çöl arabına; “Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Allah kalbinden merhameti söküp almışsa ben ne yapabilirim!” demiştir.

Evet; “Çocuğu olan çocuklaşsın” buyuran Peygamberimiz, her konuda olduğu gibi çocuk sevgisi ve çocuk eğitimi konusunda da bizleri aydınlatmaya, bizlere örnek olmaya devam ediyor.

PROF. DR. ALİ AKPINAR, İrfan Dünyamız.com