Dünyanın can damarı sayılan enerji koridorlarında benzeri görülmemiş bir fırtına kopuyor. Silah seslerinin yükseldiği Ortadoğu'da sadece siyasi haritalar değil, küresel ekonominin de dengeleri altüst oldu. Milyonların cebi pompada artan rakamlarla yanarken, arka planda devasa bir servet transferi yaşanıyor. S&P Global ve Argus Media verilerine dayandırılan aylara yayılmış New York Times analizi; kimi ülkelerin kasasının dolup taştığını, kimilerinin ise ellerindeki petrole rağmen çaresizce çıkış yolu aradığını net bir şekilde ortaya koydu.
Krizin Kazananı Kim Oldu?
Savaşın yarattığı ekonomik şok dalgaları okyanusun ötesinde adeta tarihi bir fırsata dönüştü. Dünyanın en büyük üreticilerinden ABD'nin, Basra Körfezi'ndeki kaos ortamında enerji ihracatını zirveye taşıdığı kaydedildi. Mart ayı sonu itibarıyla ABD menşeli şirketlerin devasa boyutta petrol ve dizel satışı gerçekleştirmesi, küresel çöküşü bir nebze frenledi. Ne var ki devlet kontrolünde bir petrol şirketi bulunmayan ülkede bu devasa gelirin sokaktaki vatandaştan ziyade dev enerji şirketlerine, yatırımcılara ve toprak sahiplerine aktığı vurgulandı. Teksas ve New Mexico gibi petrol zengini bölgelerde yeni bir istihdam dalgası veya ekonomik patlama beklenmediği ifade edildi.
Şok Rakam: 120 Dolara Fırladı
Madalyonun diğer yüzünde ise çok daha çarpıcı bir tablo göze çarpıyor. Mart ayında ABD'nin bazı yaptırımları geçici olarak esnetmesi, Rusya'nın kasasını doldurmasına zemin hazırladı. Savaş öncesi Finlandiya Körfezi üzerinden 41 dolara alıcı bulan Rus petrolünün, nisan ayının ilk günlerinde varil başına 120 dolara kadar fırladığı aktarıldı. Ukrayna'nın petrol altyapılarına yönelik peş peşe düzenlediği sarsıcı saldırılara rağmen Rusya'nın, fırlayan fiyatlar sayesinde kâr marjını katladığına dikkat çekildi.
Körfez'de Zarar Büyüyor
Krizin asıl mağdurları ise ateş çemberinin tam ortasında kalanlar oldu. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla Irak, Kuveyt ve Katar gibi alternatif rotası bulunmayan ülkeler köşeye sıkıştı. Yıllar önce milyarlarca dolar harcayarak boğazı es geçen boru hatları inşa eden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise bu karanlık günleri görece hasarsız atlatıyor. Öyle ki, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatında geçen yıla oranla 150 milyon varillik tarihi bir düşüş yaşanmasına rağmen, tırmanan fiyatlar sayesinde gelirinin tahmini 9,2 milyar dolar arttığı ifade edildi.
"Tablo Daha Ciddi Hale Gelebilir"
Sürecin kilit aktörü İran ise nisan ortasına kadar direnebildi. ABD'nin İran bağlantılı gemilere uyguladığı acımasız deniz ablukası sonrası ülkenin ihracat damarları kesildi ve ekonomi derin bir yara aldı. S&P Global yetkililerinden Jim Burkhard'ın, "Boğaz ne kadar uzun süre kapalı kalırsa, bundan kazanç sağlayanlar daha çok kazanmaya devam edecek. Bu durumdan olumsuz etkilenenler içinse tablo daha ciddi hale gelebilir" şeklindeki resmi açıklaması yaklaşan felaketin boyutunu gözler önüne serdi.
Körfez ülkelerinin milyarlarca dolara mal olacak yeni boru hattı projelerini acil olarak masaya yatırdığı bu sancılı süreçte, tüm gözler şimdi Hürmüz Boğazı'nın kaderini belirleyecek o kritik diplomasi hamlelerine çevrildi.


