Yüksek rütbeli askerler de dâhil olmak üzere hiç kimsenin ‘dokunulmaz‘ olmadığının altını çizen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar, herkesin bir şekilde yaptıklarının hesabını vermek mecburiyetinde olduğunu ifade etti.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Türkiye‘de her on yılda bir yapılan askeri müdahalelerin demokrasinin yerleşmesini ve kurumsallaşmasını engellediğini söyledi. Coşar, "Darbeler hiçbir şeyi çözmedi, daha fazla sorun üretti."dedi.  Stajyer Avukatlar Kurultayı‘na katılmak üzere Adana‘ya gelen Coşar, Cihan Haber Ajansı‘nın sorularını cevapladı. Ülkenin darbelerle yüzleşmesinde büyük fayda bulunduğuna dikkat çeken Coşar, demokrasinin bütün kurallarıyla işlemesini isteyen anti militarist bir insan olduğunu vurguladı.

Demokrasinin siviller yönetimi olduğunu hatırlatan Coşar, askerlerin sivil yönetime müdahalelerini doğru bulmadığını anlattı. Bu tür cerrahi operasyonlarla topluma istikamet vermeye karşı olduğuna işaret eden Coşar,"Demokrasi aynı zamanda bir devamlılık süreci. Her 10 yılda bir yapılan müdahalelerle demokrasinin devamlılık süreci sekteye uğramıştır. Ben 11 yaşında iken 27 Mayıs 1960 darbesi dâhil bütün askeri müdahaleleri yaşadım. Halkın oyu ile iktidara gelenler yine sandıkla giderler. Demokrasinin gereğidir bu. Dolayısı ile bu tür müdahaleleri hiçbir zaman doğru bulmadım."şeklinde konuştu.

HİÇ KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİL

Yüksek rütbeli askerler de dâhil olmak üzere hiç kimsenin ‘dokunulmaz‘ olmadığının altını çizen TBB Başkanı Coşar, herkesin bir şekilde yaptıklarının hesabını vermek mecburiyetinde olduğunu ifade etti. Kamu gücü kullananların daha fazla ‘hesap verme‘ zorunlulukları bulunduğunu vurgulayan Coşar, ancak ‘hesap verme ya da sormanın‘ da hukuka uygun şekilde yapılması gerektiğini dile getirdi. Hukukun toplumun ortak güvencesi olduğunu bildiren Coşar, şöyle devam etti: "Darbelerin soruşturulmasına, üzerine gidilmesine karşı değilim. Ama bunlar hukukun çizdiği sınırlar içerisinde yapılmalı. Ülkede tutuklama bir tedbir olmaktan çıkartılıp, cezaya dönüştürüldü. Amacına uygun şekilde kullanılmıyor. Soruşturma aşamasında önce gözaltına alınıp, sonra tutuklananlar var. İlla tutuklanmaları gerekir mi? Yaşları gelmiş 70-75‘e. Haklarında böyle bir soruşturma yürütüleceğini bilmelerine rağmen herhangi bir yere de gitmemişler. Yargının bu tutuklamalar konusunu bir gözden geçirmesi lazım. İnsanların özgürlüğü önemli. Maddi her hangi bir şeyin telafisi mümkün; ama kişinin özgürlüğünden alınan bir günün hesabını hiç kimse veremez. Sonra doğru veya yanlış yapmışlardır. Tabiî ki yanlış yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Sonuç itibariyle bu insanlar ülkemize hizmet etmişlerdir. Öyle veya böyle hizmet etmiş insanlardan hesap sorarken bile onlara karşı birazcık vefalı olmak gerekir."

ASIL 12 MART MUHTIRASI SORUŞTURULMALI

Türkiye‘de asıl 12 Mart 1971 sürecinin soruşturulması gerektiğini hatırlatan TBB Başkanı Coşar, her türlü işkence ve hukuk dışılığın o dönemde başladığını dile getirdi. Coşar, şu açıklamaları yaptı: "Tamam, bunlardan da hesap sorulsun, ama esas 12 Mart ile yüzleşilmesi gerekir. Çünkü 12 Mart, 12 Eylül‘ün habercisidir. Keşke Adnan Menderes halkın oyu geldiği gibi halkın oyu ile gitmiş olsaydı. Keşke Yassıada olmasaydı. Hukukun evrensel ilkeleri burada ayaklar altına alınmıştır. En başta Yassıada Mahkemesi‘nin oluşum şekli doğal yargıç ilkesine aykırıdır. Özel mahkeme kurdular. Sonuç olarak orada ceza olan insanlar kamuoyunun vicdanında mahkûm olmamışlardır."

Muhabir: Haber Merkezi