Gündem

Her şey tarla çitleriyle başladı

Her şey tarla çitleriyle başladı

Abone Ol

Bir kesim ölü sayısını milyonlarla ifade ederken bir kesim bu rakamı Sudan devleti gibi 40 bin olarak gösteriyor. İ

slam dünyasının, Darfur‘a olan sessizliğini genel çerçevede "Müslüman soykırım yapmaz" sözüyle sürdürmesi akan kanın azalmasına hiç katkıda bulunmuyor. Yaşanan tüm bu olaylar Darfurlu yaşlı bir adam tarafından şöyle yorumlanıyor: "İngilizler tarlalara sınır çizmeseydi belki her şey daha güzel olurdu."

Yeryüzünde bazı beldeler vardır ki bütün dünya kendiyle ilgilense, uluslar arası örgütler, hakkında raporlar döşense, koca koca adamlar televizyonlarda hakkında konuşsa umurunda olmaz. Sonradan fark edilir ki aslında o raporları yazan, ekranlarda büyük laf ettiğini düşünüp düşünüp konuşanlar, o beldelerde yaşayanları hiç mi hiç düşünmez. Beylik laflar edip "humanity, soykırım, ambargo" ve falan ve filan konuşup durular. Ama hayat devam eder.

Sudan mesela...

Afrikalılık ile Araplık arasında gidip gelen Sudan da o raporlardan ve o adamlar yeterince nasibini aldı. Yıllardır yaşanan iç savaşta binlerce evladını toprağın altına gömdü. Kimisi soykırım dedi yaşananlara kimisi "Müslüman‘ın soykırım yapmayacağını" ballandırdı. Ama cansız bedenleriyle tam karşımızda duran binlerce siyah adam var.

Peki nedir bunun aslı? Bunca ölüye, sakata, yaralıya ve tabi mülteciye neden olan Darfur iç savaşı (diğer bir iddiaya göre soykırım) nedir?

Nedir batılı devletlerin İsrail‘e sesini çıkarmazken Darfur‘da bir anda insancıl kesilmelerinin nedeni? Bunların cevabını yorgun Darfur sokaklarında aradım.

Peki buldum mu?

Samimiyetle itiraf etmem gerekirse hayır! O kadar çok başı var ki bu kanlı oyunun bir ipin ucundan tutarken diğerini kaçırdım.

O ipin uçları

Darfur‘da yaşanan iç savaşta kimi kaynaklar 300 bin ölünün olduğunu söylüyor. Şu ana kadar "ölen insan" çetelesini tutan bir kurum yok. Devlet ise bu rakamın 40 bin olduğunu ifade ediyor. Ama Sudan‘da (devlete angaje olmamış) kiminle konuşursak konuşalım 40 bin sayısını çok küçültülmüş buluyor. Çok kişi de milyonlarla ifade edilen rakamın abartı olduğunu söylüyor.

Sudan‘da henüz belli olmayan ve tartışmalara neden olan ölü sayısı ise Batılılar tarafından çoktan belirlenmiş durumda. Bu durum da ülkelerinin imajı için dertlenen Sudanlıların canı fena halde sıkıyor. Özellikle Türkiye‘den geldiğimiz için daha öncesinde Türkiye‘de çıkan Darfur haberleri nedeniyle çok da rahat çalışma ortamı bulamıyoruz. Sağ olsun Ersin Kalkan‘ın Hürriyet Gazetesi‘nde yayınlanan Sudan izlenimleri ile Vuslat Doğan Sabancı‘nın Darfur raporu burada elimizi kolumuzu bağlıyor. Fotoğrafları gizli gizli çekiyoruz ve insanlara bu konuyu sormaktan bir hayli çekiniyoruz. 1 hafta önce ülkeye gelen bir gazeteci ekibinin fotoğraf çekerken tartaklandığını öğreniyoruz. Biz onlar kadar şanssız değiliz ama yine de psikolojik baskı kendini hissettiriyor.

Devletten maaşlı görünmez yapı: Cancevitler

Sudan‘da çatışan gruplardan en büyükleri arasında Hürriyet ve Eşitlik Hareketi (JCL) ve Darfur isminden mülhem FUR bulunuyor. Bu son örgütün mensupları gelen manada Fur kabilesinin insanları. Darfur kelime itibarıyla "Fur‘un diyarı demek" ve örgütün İsrail‘de bir bürosu bulunuyor. Fur örgütünün son yıllarda mafyatik bir profil çizmesi halk nezdinde popülatiresini azaltmış. Bu örgütler Afrika kökenli ve Hartum‘un devlet kaynaklarını Araplara sunduğunu söyleyerek ekonomik ve siyasi haklar istiyor. Diğer Arap kabilelerle yaşanan savaş birçok cana mal olurken savaş fotoğrafının bir yanından Cancevit denilen milis güçler görülüyor. Sudan Devleti Arap ağırlıklı. Devlet Başkanı Ömer el Beşir de Araplardan oluşan bir milis gücü kurdurtmuş: Cancevitler. Herhangi bir hukuksal yapısı yok ancak neyin ne olduğunu herkes biliyor. Devletin parasıyla yaşayan, devletin silahını kuşanan Cancevitler geçmiş zamanlarda Afrika kökenli kabilelere saldırdı ve bu saldırılarda binlerce insanın hayatını kaybetti. Bu durum Türkiye güneydoğusundaki koruculuk sistemini andırıyor ama koruculuğun bir hukuki karşılığı olduğu için tam karşılamıyor. Cancevitler böyle katliamlara imza atması ibreleri hemen devletin başındaki isme el Beşir‘e çeviriyor. Kimi kaynaklar bu katliamların emrinin bizzat başkent tarafından verildiğini öne sürerken bir kesim de el Beşir‘in sadece ihmalinin olduğunu savunuyor. Nizami bir yapıya sahip olan asker ve polis teşkilatının yanında Muhaberat da ülkede bir hayli etki gösteriyor.

Savaş ülkelerinin değişmez kaderi: Mülteciler

Yıllardır süren bu iç çatışmalar milyonlarca Darfurluyu yerinden yurdundan etti. Sudan genelinde 3 milyon mülteci olduğu biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü Sudan geneline yayılan kamplarda her gün bir kalıp peynir, ekmek ve biraz zeytin dağıtıyor. Hükümet mültecilerin evine geri dönmesini istiyor ama hem devam eden güvenlik sıkıntıları hem de köylerin büyük kısmının yakılıp yıkılmış olması bunu çok da mümkün kılmıyor. Sadece Batı Darfur‘un başkenti El Cenine‘de 800 bin‘in üzerinde mültecinin yaşadığı tahmin ediliyor.

Darfur‘da iç savaşı, ölüleri ve mültecileri kime sorsak sanki hiçbir şey yaşanmadığını gösteren cevaplar alıyoruz. Ama bütün dünyanın zaman zaman kulak kesildiği Sudan‘da kamplarda yaşayan milyonlarca mülteci bir şeyler olduğunu gösteriyor. Eğer yabancıysanız hele elinizde koca koca fotoğraf makineleri varsa o kamplara girmeniz imkansız. Bizden 1 hafta önce bölgede bulunan Türkiyeli gazeteciler kampın güvenlik görevlileri tarafından tartaklanmış. Büyükelçilik yetkilileri bunu "kötü muamele" olarak nitelendiriyor. Ama o gazetecileri taşıyan şoför aracının kırılan camlarını göstererek eğer resmi izin alamazsak bizi o kampa götürmeyeceğini söylüyor.

Batı Darfur valisi o izni vermeyince kamplara gidemiyoruz. Batı Darfur‘un Merkezi el Genina‘da küçük tabureli bir çay ocağında otururken yaşlı bir adam ise bütün bu olayları böyle yorumluyor: "Bir gün İngilizler gelip tarlalarımıza sınır çizdi. Eskiden böyle bir şey yoktu. Sınır çizilince arada husumet başladı ve bu hallere geldi. Ama o şu tarlalara sınır çizilmeseydi her şey daha güzel olacaktı."

26 bin katarakt hastası sağlığına kavuşturuldu

Birçok  sivil toplum örgütü birçok alanda yardıma muhtaç durumdaki Sudan halkına yardım ediyor. O kurumların başında Türk İşbirliği Kalkınma Başkanlığı (TİKA) ve İHH İnsani Yardım Vakfı geliyor. Uygulamadaki bütün projelerde Sudan‘ı ihmal etmeyen İHH, Afrika Katarakt Projesi‘ni en yoğun anlamda Sudan‘da uyguluyor. İHH Ülkedeki 3. katarakt merkezini açtı ve şu ana kadar 26 bini aşkın Sudanlı İHH gönüllüleri sayesinde katarakt hastalığından kurtularak hayata yeniden baktı...  İHH Katarakt Projesi Koordinatörü İhsan Özyürek, Afrika genelinde 50 bin‘i aşkın ameliyat yapıldığını kaydetti. Sudan‘a defalarca gelen Özyürek, İHH‘nın diğer insani yardım projeleriyle de Sudan‘ın yanında olduğunu kaydetti.

YARIN: İsyan Sudan‘a çok uzak