Bazı okurlarımız "çocuğumuz, eve hayvan almamızı istiyor ama bakımı zor diye almıyoruz. Ne yapabiliriz?" diye soruyorlar. Her şeyden önce hayvanın bakımını üstlenen ve onunla iletişim kuran çocuğun sorumluluk bilinci ve merhamet duygusu gelişir. Ancak çocuğun ilgisi sadece hayvan üzerine yoğunlaşmamalı, aile ona uygun oyun ortamları hazırlamalı ve arkadaşlarıyla oynaması için teşvik etmelidir.
Araştırmalara göre, bakımını üstlenebileceği herhangi bir hayvanın sorumluluğunu alan insanlar, kalp rahatsızlığı yüksek tansiyon gibi sorunlara daha az yakalanıyorlar. Ancak günümüzde modern insanların büyük bir kısmı evlerinde köpek kedi gibi hayvanlar besledikleri halde yalnızlığın ve umutsuzluğun girdabından kurtulmuş değiller. Çünkü bu insanlar evlerinde hayvan besliyorlar, seyahat ediyorlar, alış veriş yapıyorlar ama kendi türünden yani insanlardan yavaş yavaş uzaklaşıyorlar. Hayvanlara şefkat göstermek insanlığımızın bir parçası, ancak bu hiçbir zaman bizi çevremizden soyutlamamalıdır. Yani, evimizin bahçesinde hayvan beslesek ve onların sorumluluğunu üstlensek de, yakınlarımızdan ve dostlarımızdan hiçbir zaman uzaklaşmamalıyız.
Ortam müsaitse, çocuğumuza bir hayvan alabilir ve hayvanın sorumluluğunu ona verebiliriz ancak bununla beraber çocuğun arkadaşlarıyla ve yakınlarıyla ilişkilerine de önem vermeliyiz. Sorumluluk almanın ve bir insana, bir bitkiye, bir hayvana bir şeyler vermenin insanın ruh sağlığına katkıları inkar edilemez. Zira içinde yaşadığımız hayat değirmeni, parasından, vaktinden, gücünden, ilminden bir şeyler verenlerin dualarıyla dönüyor. Bu konuda yapılan bir araştırma şöyledir: "huzurevinin bir katında yaşayanlara hemşire saksı içinde bir bitki veriyor. Bu bitkinin onun sorumluluğunda olacağını, kendisinin hiçbir şeye karışmayacağını söylüyor. Diğer kattakilere ise çiçeğe kendisinin bakacağını söylüyor. Artık sonucu tahmin edebiliriz. Çiçeğe kendileri bakanların hastalıkları daha çabuk iyileşiyor daha uzun yaşıyorlar. Yani bir çiçeğin sorumluluğunu almak bu insanların hayatına bir şeyler katıyor ve bu insanlar daha az hastalanıyorlar" (Emre Konuk, Davranış Bilimleri)



