SABAH NAMAZI HEYECANI
O akşam içimi bir heyecan sarmıştı. Çünkü yarın sabah namazı buluşması vardı. Öğretmenim Mehmet Hoca akşamdan beni sabah arayacağını söylemişti. Ama ben yine de saat 05.00'a alarm kurdum. Alarmı kurduktan sonra yatağa geçtim. Yarın sabah nasıl olacağını hayal ederek uykuya daldım.
Sabah olduğunda öğretmenimin araması ile gözlerimi açtım. Uyanmak biraz zor oldu çünkü daha önce böyle bir deneyim yaşamamıştım. Abdestimi aldım ve öğretmenim bizi almaya geldiğini söyledi. Hemen hazırlanıp dışarıya çıktım. Öğretmenim ile camiye gittik. Camiye girdiğimde arkadaşlarıma selam verdim. Cemaat sünneti kılmıştı. Biz de sabah namazının sünnetini kıldık ve cami hocasının vaazını dinledik.
Müezzin ben olacaktım, bu sebepten çok heyecanlıydım. Derin bir nefes alıp kamet getirmeye başladım. Ve namaza başladık.
Namazı kıldıktan sonra cami imamı ve öğretmenim kahvaltı için simit ve poğaça almıştı. Ben ve arkadaşlar sofrayı hazırladık ve diğer kahvaltılıkların sofraya koyulmasına yardım ettik. Öğretmenim ise çayın ısınmasını bekliyordu. Çay ısındıktan sonra kahvaltıya geçtik. Arkadaşlarım ile kahvaltımı yaptım ve sonrasında sohbet ettik. Camiden çıktıktan sonra öğretmenim beni eve bıraktı.
Bu deneyimi hayatımın sonuna kadar unutamayacaktım. Bu etkinlik Allah izin verdiği sürece devam edecekti. Eve gittiğimde ise tekrar yatağa girdim ve uyudum. O gün kendime bir hedef koydum. Bundan sonra mümkün olduğunca namazlarımı hep camide cemaatle kılacaktım ve bütün sabah namazı buluşmalarına katılacaktım.
ARDA KARADAĞ
SADAĞI KANYONU
İçimi ürpertiyor bu nehrin sesleri
Karşıda üzerime yürüyen bir dağ var
Yalnızlıktan yosun tutmuş bir kayayla dertleşen bu nehrin sesleri
Hayallerim ve orman, orada terk edilmiş bir bağ var
Dağların üstündeki kasırga otlarında gözler
Altında yamacında ağaçtan bilezikler
Sadağı Kanyonu serin puslu ve yalnız
Kuşlar gökyüzünün terk etmediği yerde eğlenirler.
Kalbimin çarpışı gibi gösterişten uzak
Suyu toprağı gecesi bile ak
O gün bu dağın tam ortasından ümitlerim akacak
Ağaçlar tam öldüğüm gün şimşeklerle çakışacak.
Rüzgarlar ağaç gövdelerinden sızacak içime
Bulutlar yağdıracak ümidi, bir defne değecek gözlerime
Sesini duyacağım ulu atımın
Mazisi gelecek aklıma koca çınarların
Şu sesler
yaşamak varken
Yaşamayı öldüren sesler
Çıplak bir kanyona sarılıp uyuyan hevesler
Bir vücuda hasret böcekler
Benim burada olduğumu bilmesinler
Tam kalbimde duran bir akrep
Kaçamam ileride seller var
Sesleridir korkuma sebep
Yanı başımda kör menekşeler var
Susuzluktan akmayan gözyaşlarım
Yanı başımda pınarlar avucumda toprak
Beni benle buldular harmanlayarak
Ben ulu atımı buraya bağlarım
Ayaklarıma batan ölü kirpiler
Devri ölmüş yenisi doğmuş
Şimdi dağlarda ulu atım ve ölürler
Sesi nehirlerin şimdi hepsini bir bir doğurmuş
MEHMET EMİN GÜLİCEM
NE OKUYALIM?
KALEMİN UCU
Geçtiğimiz hafta vefat eden, yarım asra yakın süre boyunca vefatına kadar Milli Gazetemizde yazılar yazan edebiyatçı-yazar Ali Haydar Haksal Hoca’nın öykü kitaplarından biri de “Kalemin Ucu” isimli eseridir.
Kitap; medeniyetimizin edebiyata ve öyküye birer yansıması olan öykülerden oluşmaktadır. Bir öykü ustası olan Ali Haydar Haksal Hoca, öykülerinde okuyucuyu kitaba çeken şiirsel bir üslup kullanmıştır.
Kalemini Hak ve hakikat için kullanan, bu toprakların sesi olan bir edebiyatçımız olan Ali Haydar Haksal hocamız: Yediiklim Dergisi ile çokça edebi şahsiyet yetiştirmiş bir okuldur. Ali Haydar Haksal Hocamızı rahmetle ve minnetle yad ediyoruz.
Kalemin Ucu isimli öykü kitabının arka kapak sayfasından bir kesiti sizlerle paylaşmak istiyoruz:
“Kalemin Ucu, "Kalem ve yazdıklarına and olsun” ayetinin gölgesinde, kadim dönemlerden günümüze uzanan kalemin ve insanın kaderinin birlikteliğini öykünün şiirsel diliyle işliyor. Usta öykücü Ali Haydar Haksal, insanın asırlardır değişmeyen sabiteleri ile zamanın değişmesi arasındaki aralıktan insanın güncel içindeki varoluşunu, çatışmalarını, gerilimlerini, ihanetlerini ve çürümüşlüklerini sorguluyor Kalemin Ucu’nda.”
Yazar: Ali Haydar Haksal
Yayınevi: MGV Yayınları
Sayfa Sayısı: 182
HASRETİ ÖMER
Eğitimci-yazar Muzaffer Doğan Hoca'nın kitaplarından biri olan "Hasreti Ömer" isimli eser dört büyük halifeden ikincisi olan Hz. Ömer (r.a.)'ın hayatı hakkında yazılmış biyografi türünde bir eserdir.
Kitap ismi ile çok derinlikli bir mesaj vermektedir. Bunca adaletsizliğin, sömürünün olduğu günümüz dünyasında Hz. Ömer (r.a.)'ın adaletini arayan, bunun hasretini ve özlemini çeken insanlığa bir hatırlatma yapmaktadır.
Her sayfası ayrı bir hazine olan kitap; Hz. Ömer (r.a.)'ın adaletini arayan çağımıza O'nun hayatını ve halifelik yıllarındaki icraatlarını bilmeden Hz. Ömer (r.a.)'ın adaletine ulaşamayacağımız hakikatini bizlere söylemektedir. Bu eseri okumak en başta bizlere nasıl adil olabileceğimizi öğretmektedir.
Okumanızı ısrarla tavsiye ettiğimiz bu esere dair yazımızı kitabın arka kapak yazısı ile noktalıyoruz:
"Hasreti Ömer vesilesiyle demek istiyoruz ki; Ömer'i Ömer yapan İslam'dır.
Günümüzün müslümanlarına düşen; İslam'a tam teslim olmak, iyi anlamak, mükemmel yaşatmak, sözüyle ve özüyle, örnek olmak, yeni Ömer'ler yetiştirmek; adalet, sadelik, alın teri, kardeşlik, hak ve hukuk bayrağını hep zirvede tutmaktır.
Dileğimiz, içinde yaşadığımız çağda insanlığın, muhtaç olduğu adalete, barışa, sevgiye, kardeşliğe, kısaca İslam'ın özüne dönmesidir."
Yazar: Muzaffer Doğan
Yayınevi: Okur Kitaplığı Yayınları
Sayfa Sayısı: 216





