Bayburt‘un manevi ve önemli şahsiyetlerinden Hacı Şaban Efendi, vefatının 18. yıldönümünde adına düzenlenen panelle anıldı.
Burhan Dergisi tarafından Şair Zihni Kültür Merkezi‘nde düzenlenen panele Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Prof. Dr. Mustafa Ağırman, Prof. Dr. İsa Çelik ve Av. Bahaddin Elçi (Bayburt Eski Milletvekili) konuşmacı olarak katıldılar. İstiklal Marşı‘nın okunmasının ardından Oruçbeyli Kur‘an Kursu öğrencilerinden Şerif Demircioğlu tarafından Kur‘an-ı Kerim okundu. Rufai tarikatı şeyhlerinden olan Hacı Şaban Efendi‘nin örnek hayatını anlatan slayt sunumu yapıldı. Hacı Şaban Efendi‘nin hayatta iken kaydedilmiş kendi sesinden dinletilen sohbeti, salonu dolduran sevenlerini duygulandırdı.
Sunuculuğunu Hatem Serkan Taner‘in yaptığı programda, panelistler yerlerine geçerek, "Hacı Şaban Efendi ve Tasavvuf" hakkında konuşmalarını yaptılar. Panel başkanı olarak ilk konuşmayı yapan 19. Dönem Bayburt Milletvekili Av. Bahaddin Elçi, çok güzel bir vesile ile Bayburt‘ta olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bayburt‘un çok mümbit bir coğrafyada bulunduğunu ve bu coğrafyada yaşamanın mutluluk verici olduğunu söyledi. Av. Elçi, "Bereketini birlikte idrak ettiğimiz bu coğrafyada Hacı Şaban Efendiler, Dede Paşalar, Ağlar Babalar, İrşadi Babalar, Hicrani Babalar, Abdülvehhap Gazi, Yakupabdallar, Seyyityakaplar var. Bunları saymakla bitiremeyiz. Bunların ruhaniyetlerinden istimdat talep ediyoruz. Günümüzde insanlık bilindiği gibi izmlerin tasallutu, zulmü ve esareti altında inim inim inlemekte adeta can çekişmektedir. Onun için bütün insanlık izmlere sırtını dönerek tekrar Rabbani bir yola girmenin arayışı içine girmiştir. Bu böyle olunca dünyayı kana bulayan zalimler, müsdekbirler ve uluslar arası odaklar, insanlığın isteyerek yada istemeyerek İslam‘a yönelişini engellemek için bir takım uluslar arası planlara başvurarak onları uygulaya gelmektedir. Ve yeg?ne insanlık için, dünya ve ahret mutluluğu için hayat iksiri olan, şifa olan, rahmet olan Rabbani yolu kesmeye çalıştılar. Bunu yapıyorken günümüzde maalesef bir takım kişiler medya yoluyla kafamızı karıştırmakla meşguller. Allah‘ın ayetlerini bir takım sahte ilahiyatçılar ucuza satmaktadırlar. Bu durum böyleydi, bugün de böyle yarın da hatta kıyamete kadar da böyle devam edecektir" dedi.
"Herkes sevdiği ile haşrolunacaktır"
Herkesin sevdiği ile haşrolunacağını ve Dünya da kimin peşinde gidiyor ise kişinin onunla beraber haşrolmaya hazır olması gerektiğini belirten Elçi, "Allah‘ın bizleri önderlerimizle birlikte hesaba çekeceğini çok iyi biliyoruz. O halde dünya evinde misafiriz ve yolcuyuz. O‘na döneceğiz, O‘na döndürüleceğiz. O halde bu dönüşte kimleri kılavuz etmek gerekiyor, bu noktada yolumuzu keserek bize çok çağrı yapanlar var. Ateşe çağıranla var, Hakka çağıranlar var. Hakka çağıranlar Peygamberler, Sıdıklardır, şehitler vesaireler. Gogul amcaya bile fetva sormaya kadar gelmişken doğruya ulaşmanın, hakka ulaşmanın zorluğu ortada iken Allah kendilerinden razı olsun Hakkı söyleyen ilim adamlarımız bizim medarı iftiharımızdır. O‘nlar Peygamberlerden sonra, Ashab-ı Kiramdan sonra, seleften sonra bizim yolumuzu aydınlatan ışıklar olarak din nedir, İslam nedir, şeriat nedir, tarikat nedir, tasavvuf nedir sorularının cevabını doğru bir şekilde bize anlatma durumundalar. Biz özetle İslam, şeriat, tasavvuf, mürşit, mürit konularında doğru bilgi edinmek amacıyla Erzurum İlahiyat Fakültesi‘nden çok değerli hocalarımızdan yararlanmaya çalışacağız. Program çok ciddi olduğu için kendilerinden istifade etmeye çalışacağız" diye konuştu.
"Tasavvufun kaynağı Peygamber Efendimizin hayatında vardır"
Panel başkanı Av. Bahaddin Elçi‘nin konuşmasının ardından "Hacı Şaban Efendi ve Tasavvuf" konulu panelde konuşma yapan Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mustafa Ağırman, tasavvufun kaynağının Kur‘an ve Sünnet olduğunu, tasavvufun takip ettiği yolun Peygamber Efendimizin hayatı olduğunu vurgulayarak, tasavvufun kaynağının Peygamber Efendimizin örnek hayatında varolduğunu söyledi. Peygamber Efendimizin insanları İslam‘a davet ederken ilk önce onlarda var olan kötülükleri yok ettiğini ondan sonra İslam‘ın güzelliklerini yaşamalarını tavsiye ettiğini, tasavvufun da buna benzer bir kavram olduğunu ifade eden Ağırman, "İnsanın içindeki kötülükleri boşaltmadan onun içerisine dökeceğiniz her türlü iyilik kötülüğe inkıl?p eder. Tasavvufun iki aslı vardır. Bunlardan biri tahliye (boşaltma) diğeri ise tahvile (doldurma) dir. Peygamber Efendimiz bunu yapmıştır. İslam‘da her şeyin kaynağı ya Kur‘andır ya da sünnettir. Peygamberler arındırmakla işe başlarlar. Peygamberler gönül kırmazlar. Peygamberler insan öldürmez. Çünkü peygamberler öldürmeye değil, diriltmeye gelmişlerdir. Bakıyoruz ki Peygamber Efendimizin hayatı çevresindeki insanları arındırmakla geçmiştir. Olgun insan arındırılmış insandır. Olgun insanın içi dışı tertemizdir. Peygamber efendimizden sonra insanları kötülükten arındırma işini tasavvuf ve tarikatlar yürüte gelmiştir. Bu akşam y?d ettiğimiz Hacı Şaban Efendi‘ye yetişenleriniz var, benim gibi görenleriniz var, göremeyenleriniz var, bu mübarek insanlar, bu gönül doktorları gönül dünyamızı ihya ve imar eden insanlar bize yaptıkları tavsiyelerde hep hemen hemen aynı şeyleri söylemişlerdir. Tasavvuf, tarikat ve mürşitler insanlara hep içinizdeki kötülükleri temizleyeceksiniz der" diye konuştu.
"Allah dostlarının bütün gayretleri Allah rızasıdır"
Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İsa Çelik ise konuşmasında, nefis terbiyesi için Peygamber Efendimizin varisleri olan Allah dostlarının devreye girdiğini belirterek şu ifadelere yer verdi: "Mutasavvıfları, mürşidi kamilleri şöyle tarif ederler; Allah Teala‘yı insana sevdiren şahsiyettir. Bütün Allah dostları bu hususiyete sahip insanlardır. İnsanı kamil düşüncesi tasavvuf doktrinde önemli bir yer teşkil eder. Tasavvuf dediğimiz insani zirve makamıdır. Allah dostlarının bütün gayretleri Allah rızasıdır. Onlara Allah rızası için biat edilir. Onların gayesi maddiyat değildir. Maddi her şeyden tiksinirler. Allah dostları kerametten tiksinirler. Hatta mutasavvıfların kendi aralarında çokça ifade ettikleri kerametle kiremit arasında fark gözeten Allah dostu olamaz. Çünkü her şeyin yaratıcısı Allah‘tır."
Son olarak konuşma yapan Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, "Hacı Şaban Efendi‘nin hayatı takdim edilirken ümmi olarak söylendi. Ümmi demek cahil demek değildir. Rasulullah Efendimiz ümmidir, ama hiçbir insan O‘na cahil diyemez. Ümmi, muallimsiz yetişen insan demektir. Cenabı Hak tarafından kendisine ilim ihsan edilmiş, kendisine irşat edebilme yetkisi verilmiş insan demektir" dedi.
Yapmış oldukları hizmetlerden dolayı Allah dostlarının mük?fatlarını Cenabı Hakk‘tan aldıklarını, onların mük?fatlarını ancak Allah‘ın verebileceğini, söyleyen Hacımüftüoğlu, "Allah‘ın dinine hizmet etmiş, kendisini O‘na vakfetmiş, Hacı Şaban Efendileri her zaman dualarla y?d etmek mecburiyetindeyiz. Ben maalesef Hacı Şaban Efendi‘yi görmedim, ancak onunla sohbet eden, ondan faydalanan arkadaşlarla sohbet ediyorum. Ben inanıyorum ki o zat Sünnet-i Nebeviyyeye hakkıyla bağlıdır. Kur‘an ve Sünnetin dışına zerre kadar çıkmayan bir mürşit olarak hayatını yaşamıştır. Ona intisap edenlerin hepsini fevkalade Kur‘an ve Sünnet bağlısı olarak görmekteyim. Kur‘an ve Sünnet-i Nebeviyye‘ye asla aykırı hareket etmediklerini müşahede etmekteyim. Zaten irşat makamında olan kişiler, eğer Kur‘an ve Hadisi Nebeviyyeye aykırı olarak tavırlar gösterir, onlara itimat etmeden irşat etme gibi her hangi bir yola girerse o irşat edemez.
Çünkü Allah ve Peygamber‘e adına irşat yapılır. Allah için söylediğini ve tavsiye ettiğini önce kendi hakkıyla yaşayan, gösterdiği yolu kendi nefsinde tatbik eden, sıratı müstakimin dışında her hangi bir şeyi tavsiye etmeyen bir hakiki Müslüman mümin ve mürşit olarak tanıdığım, hep saygı duyduğum ve bundan sonra da Hacı Şaban Efendi‘ye saygı duyacağım. Öyle zannediyorum ki bu saatlere kadar onu anma merasimine sizlerin de katılmanız, onun tertemiz bir Müslüman, Peygamberimizin yoluna pazarlıksız tabi olan bir mürşit olarak, bir önder olmasından kaynaklanmaktadır. O kendisini Allah‘a vakfetmiş kitap ve sünnetten aldığı ilhamla etrafını irşat etmeye gayret eden arif bir insandı, ruhu şad olsun"ifadelerini kullandı.