İktidarın en büyük yanlışının “tüketim ekonomisini körüklemek” olduğunu söyleyen ve “Hedef 2023” kapsamındaki sözleri reklam sloganı olarak nitelendiren Prof. Dr. Osman Altuğ, Kanal İstanbul projesine sert çıktı…

Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlık görevinde bulunduğu 54. Hükümet’te danışmanlık görevinde bulunan Prof. Dr. Osman Altuğ, Türkiye’deki ekonomik durumu ve gidişatı gazetemize değerlendirdi.

Altuğ, “Sen bir yatırım yapıyorsun. İstihdam artırıcı bir yatırım mı, hayır. Borçları azaltıcı bir yatırım mı, hayır. Tersine, borcu artırıcı bir yatırım. Burada kim kazanacak, vatandaş kazanmayacak. Yugoslavya’da bir söz vardır. Derler ki; Yugoslavya’yı otoyollar yıktı.” dedi.

“MEMLEKETİ ŞARKILARLA, ŞİİRLERLE, TÜRKÜLERLE YÖNETMEK GİBİ BİR YÖNTEMİMİZ VAR”

Prof. Dr. Osman Altuğ, Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin üretim konusu olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin sürekli olarak konuşan bir ülke olduğunu dile getiren Altuğ, üreten bir Türkiye olmamız gerektiğini söyledi. “Memleketi şarkılarla, şiirlerle, türkülerle yönetmek gibi bir yöntemimiz var.” diyen Altuğ, ekonomide “İktisadi sistem bir sosyal organizasyondur” şeklinde bir gerçek olduğunu kaydetti.

Osman Altuğ, “Bu organizasyonun temel görevi insanlara helalinden iş bulmaktır. Helalinden iş bulan sistem yaşar, bulamayan ise yıkılmaya mahkûmdur. Siyasi ideolojin ne olursa olsun, iş bulabiliyor musun, bulamıyor musun? İster demokratik yolla gel, ister faşizan yollarla gel. Tabii bu faşizan yol, sermaye faşizmi de olabilir. İş bulabiliyor musun, bulamıyor musun? Bitti.” diye konuştu.

Başta ekonomik büyüme rakamları olmak üzere devlet kurumları tarafından açıklanan verilerin sıhhatini sorduğumuz Prof. Dr. Osman Altuğ dikkat çeken sözler sarf etti.

Söz konusu verilerin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Altuğ, bu durumun sebebini kayıt dışı ekonominin varlığı olarak gösterdi. Türkiye ekonomisinin kayıt dışı bir ekonomi olduğunu dile getiren Altuğ, Türkiye ekonomisinde gerek miktar gerekse tutar olarak ne alındığının, ne satıldığının belli olmadığını söyledi. “Sadece böyle kalsa iyi! Tüketiciyi koruma kanununu çalıştıramazsınız. Dolayısıyla kayıt dışı ekonomide elde edilen veriler gerçeği yansıtmaz. Bu verileri elde eden de TÜİK’tir. TÜİK’in araştırmaları anketlere dayalıdır. TÜİK’in anketleri sözüm ona geniş tabana yayılıdır. Büyüme, kapasite artışıyla hesaplanması gereken bir olaydır. Kapasite artışı yani yeni yatırımlar var mı? Yok. Kapasite kullanım oranı arttı deniyor. Neye göre? Anketlere göre. Dolayısıyla Türkiye’deki ekonomik veriler, TÜİK tarafından anketlere dayalı olarak tahmin edilir. Bu nedenle de gerçeği yansıtmaz. Zaten biz ülke olarak gerçeği aramıyoruz. Halk da biliyor bu TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığını.” ifadelerini kullandı.

“GERÇEĞİ YANSITAN BİR VERİ YOK”

Kişi başına düşen milli gelir konusuna da değinen Altuğ, “Türkiye’de gelir dağılıyor mu ki fert başına on bin dolar olsun! Fert başına on bin dolar düşüyorsa hane halkını dört kişiden hesap edersek haneye kırk bin dolar giriyor. Dolayısıyla gerçeği yansıtmıyor. Enflasyon, dış ticaret dengesi... Gerçeği yansıtan bir veri yok. Gerçeği yansıtan tek veri kayıttır.” şeklinde konuştu. Altuğ, bir bilim adamının Türkiye’deki ekonomik duruma dair yorum yaparken söze “Şeyet TÜİK’in verileri gerçeği yansıtıyor ise...” şeklinde başlaması gerektiğini de kaydetti. Prof. Dr. Osman Altuğ, Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin üretim konusu olduğunu vurguladı. Türkiye’nin sürekli olarak konuşan bir ülke olduğunu dile getiren Altuğ üreten bir Türkiye olmamız gerektiğini söyledi. “Memleketi şarkılarla, şiirlerle, türkülerle yönetmek gibi bir yöntemimiz var.” diyen Altuğ, ekonomide ‘İktisadi sistem bir sosyal organizasyondur’ şeklinde bir gerçek olduğunu kaydetti. Osman Altuğ, “Bu organizasyonun temel görevi insanlara helalinden iş bulmaktır. Helalinden iş bulan sistem yaşar, bulamayan ise yıkılmaya mahkumdur. Siyasi ideolojin ne olursa olsun, iş bulabiliyor musun bulamıyor musun? İster demokratik yolla gel, ister faşizan yollarla gel. Tabi bu faşizan yol sermaye faşizmi de olabilir. İş bulabiliyor musun, bulamıyor musun? Bitti.” diye konuştu.

“HEDEF 2023, REKLAM SLOGANI”

Türkiye’de ekonomi bilmeyenlerin ekonomi hakkında konuştuğunu aktaran Osman Altuğ, vatandaşa iş bulamayan hükümetlerin yıkılacağını söyledi. “Hedef 2023” kapsamındaki sözlerin reklam sloganı olduğunu dile getiren Altuğ, “Vaat etmek kadar kolay bir şey yoktur. Seçmen tavlama sanatı diye bir şey vardır. Bunlar bu kapsamda olan şeyler.” diye konuştu. Ülkemize ekonomiyi yöneten makamlarda yapılan sık değişiklikleri de değerlendiren Altuğ, “Sık sık yapılan değişikliklerin hiçbir önemi yok. Film aynı film, senaryo aynı senaryo... Sadece aktörleri değiştiriyorsun. Müslüman bir toplumuz. Kur’an-ı Kerim’e inanıyoruz. Kur’an, işi ehline vermemiz gerektiğini söylüyor. Eğitim ve liyakat ilkesi günümüzde kalite ilkesi olarak adlandırılır. Buna uygun davranılması gerekir. Adamın birine diyorsun ki; gel seni bakan yapayım. Bu adam demeli ki; bu iş benim işim değil, ben senin teklifini kabul edersem İslam’a aykırı davranmış olurum.” ifadelerini kullandı.

“AÇTIĞIN ÜNİVERSİTE SAYISI KADAR İŞ BULDUN MU?”

Konuşmasında işsizlik konusuna da değinen Prof. Dr. Osman Altuğ, üniversite sayısının fazlalığına da dikkat çekti. Popülarite için eğitim olmayacağını belirten Altuğ, üniversitelerde kantinlerin sınıflardan daha kalabalık olduğunu söyledi. Altuğ, konuya ilişkin olarak, “Gençlere iş bulamadığımız için bir yığın naylon işlere giriyoruz. Mesela eğitim... Yükseköğretimin sadece yüzde beşi üretime yöneliktir. Yüzde doksan beşi sosyal bilimler alanındadır. Yani bir ülke düşün, yüz kişiden beşi üretecek, doksan beş kişi konuşacak, yüz kişi paylaşacak. En çok nutku da iş bilmeyenler atar. İşi beceremeyen yöneticiler nutuk atar. Gençler boşuna yurt dışına kapağı atmaya çalışmıyor. Eğitim öğretim işidir. Popülarite için eğitim olmaz. Şu kadar üniversite açtık, diyor. Açtığın üniversite sayısı kadar iş buldun mu? Bir rektör, bir mühür, bir tabela, bir de kürsü, bitti. O yüzden üniversitelerde kantinler daha kalabalık, sınıflar daha tenha.” dedi.

“TÜRKİYE İÇİN İLAÇ, KAYITLI EKONOMİYE GEÇMEKTİR”

“Türkiye ekonomisinin ilacı nedir?” sorusunu yönelttiğimiz Osman Altuğ, kayıtlı ekonomiye geçilmesinin zaruri olduğunu vurguladı. Herkesin gelir vergisi mükellefi yapılması gerektiğini kaydeden Altuğ, “Türkiye için ilaç, kayıtlı ekonomiye geçmektir. Herkes gelir vergisi mükellefi yapılmalıdır. Herkese her çeşit masrafını vergi matrahından indirme hakkı vereceksin. Böylece diyeceksin ki; hiçbir satıcı hiçbir alıcıya yüzde yüz kıyak yapmaz. Ama ben devlet olarak yüzde yüz kıyak yapıyorum. Çünkü faturayı aldığım zaman tamamını masraf kabul ederim. Türkiye’de sakatlık bundandır. Dolaylı vergiler ortadan kaldırılmalıdır. Türk vergi sistemi dolaylı vergilere dayalıdır. Bu vergiler namert vergilerdir. Yoksuldan da, varlıklıdan da aynı vergi alınıyor. Bir depo benzine zengin bir adam da sen de aynı parayı verirsin.” dedi.

“TÜKETİM EKONOMİSİNDEN ÜRETİM EKONOMİSİNE GEÇMEK GEREKİR”

Altuğ, “Paranın değerini ülkenin üretim gücü belirler. Paranın değerini Merkez Bankası, cumhurbaşkanı vs. belirleyemez. ‘Biz üretimin neresindeyiz?’ diye sormak zorundayız” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Osman Altuğ, liranın döviz karşısındaki eriyişine dair de açıklamalarda bulundu. Bu durumun sistemsel bir problemden kaynaklandığını söyleyen Altuğ, “Paranın değerini ülkenin üretim gücü belirler. Paranın değerini Merkez Bankası, cumhurbaşkanı vs. belirleyemez. ‘Biz üretimin neresindeyiz?’ diye sormak zorundayız. Konuşan değil, üreten Türkiye olmak zorundayız.” diye konuştu. İktidarın en büyük yanlışının “tüketim ekonomisini körüklemek” şeklinde nitelendiren Altuğ, “Tüketim ekonomisinin getirdiği yüklerle karşı karşıyayız. Bu yüklerin çoğu döviz cinsinden. ‘Borç bulamıyorum’ diyorsun, sonra bulunca da dünyanın en büyük faizini veriyorsun. Döviz rezervleri borçlu ülkeler için itibar vesilesi değil, itibarsızlık göstergesidir. Bu durumları düzeltmek için sihirbazlık gerekmez, tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçmek gerekir.” dedi.

“DEVLETİN PARASIYLA DEĞİL, KENDİ PARANLA YAPAR MISIN?”

Ünlü ekonomist Osman Altuğ, Türkiye’de en çok tartışılan konuların başında gelen Kanal İstanbul projesine dair de dikkat çeken ifadeler kullandı. Kanal İstanbul projesine yönelik eleştirilerde bulunan Altuğ, “Sen bir yaptırım yapıyorsun. İstihdam artırıcı bir yatırım mı, hayır. Borçları azaltıcı bir yatırım mı, hayır. Tersine borcu artırıcı bir yatırım. Burada kim kazanacak, vatandaş kazanmayacak. Yugoslavya’da bir söz vardır. Derler ki; Yugoslavya’yı otoyollar yıktı. Gerçekten doğrudur. Bu işi kendi namına yapar mısın, yapmaz mısın? Devletin parasıyla değil, kendi paranla yapar mısın?” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Bekir Şirin