Reklamı Kapat

Adnan Menderes kimdir? Nasıl neden idam edilmiştir?

Adnan Menderes halkın yüzde sekseninin sevgisini kazanmış, 10 yıl başbakanlık, 30 yıl milletvekilliği yapmış bir vatan evladıdır. Peki vefasızca idam edilen bu vatan evladı aslında kimdir...?

Menderes deyince akıllara Türk siyasi tarihinin unutulmayacak bir kara levhası gelmiştir.  Bu fedakar vatan evladı 10 yıllık başkanlık hayatının sonucunda vefasızca idam edilmiştir. Adnan Menderes’in siyasi hayatını bir kenara bırakıp, onu siyasetçi kimliği yerine daha çok insanî yönüyle ele almak ve onu kişiliğiyle beraber
incelemek daha doğru olacaktır. Peki bunalımlı bir dönemin ardından toplumun neredeyse her kesimi tarafından yeni bir soluk olarak görülen bu vatan evladı aslında kimdir? Gençliği nerede nasıl geçmiştir?

ADNAN MENDERESİN HAYATI

Adnan Menderes 1899 yılında Aydın’da doğar. Babası İbrahim Ethem Bey, annesi Tevfika Hanım’dır.

Babası Menderes daha çok küçükken verem illetine tutulmuş ve hayata gözlerini yummuştur. Hemen ardından annesini de bu illetin pençesine bırakan
Menderes küçük yaşta yetim kalır. Ne yazık ki, Menderes’in kız kardeşi Melike’nin alın yazısı da annesi ve babası ile aynı olur ve 5-6 yaşında iken kardeşini kaybeder.

Çok küçük yaşta iken ailesini kaybeden Menderes daha sekiz-on yaşlarına dostsuz, akrabasız, kimsesi kalacaktır.

Menderes eğitimine İzmir’deki İttihad ve Terakki İdâdisinde başlar. Sonra yine İzmir Kızılçullu’daki Amerikan kolejine geçer. Celal Bayar ile bu yıllarda tanışır, 
Menderes kolejdeki yabancı öğretmenlerin kendilerine aşıladığı kültürden rahatsız olur ve iki arkadaşını da yanına alarak o zaman İttihad ve Terakki Partisi
sorumlu kâtibi olan Celal Bey’e gelir.

Türk medeniyetinin diğer medeniyetlerden aşağı kalmadığını düşünen Menderes Celal  Bayar kendi ülkesinde kendi kültürü ile yetişmek
istediğini iletir.

Tam da o yıllarda I. Dünya savaşı patlak verir. Okulu bitirmek de Menderes’e nasip olmaz. Kendisi hemen askere alınır ve 1916 yılının Ekiminde
henüz 17 yaşında iken Yedek subay talimgâhına gönderilir. Ethem Menderes’i de aynı yerde bulur. Kızılçullu’dan beri süren dostlukları yedek subaylık okulunda daha da pekişir ve âdetâ kardeş gibi olurlar.

O devrenin mezunları değişik bölgelere sevk edilir. Adnan Menderes ise Suriye cephesine tayin olmuştur. Olmuştur olmasına ama henüz 18 yaşında nârin yapılı, çabuk hastalanan bir delikanlıdır kendisi.

Cepheye ulaşamadan, Pozantı’da sıtmaya yakalanır. Henüz iyileşmeden İzmir 17. Kolordu emrine verilir. Bin zahmetle geriye, İzmir’e ancak döner. Bir süre sonra da mütareke imzalanır ve Türkiye silahlarını bırakır.

Tarih 1930’u gösterdiğinde Menderes kapatılan Serbest Fırka'nın Aydın il başkanıdır. Menderes Aydındaki belediye seçimlerini kazanır. Halk Partisine rica ve ısrarlara rağmen girmez. Serbest Fırka kasım ayında kapatılır. Bu arada Halk Partisi'nden İzmir ve Aydın’a da Celal Bayar başkanlığında bir heyet gelir. Vasıf Çınar, İttihad ve Terakki Mektebinden hocası olan Celal Bayarı kırmaz  Halk Partisine girer.

 Atatürk Aydın’a gelir Menderes ile yolları burada kesişir. Menderes  daha sonra Ankara’ya Aydın milletvekili olarak gider. Ankara hukuk fakültesine kaydolur ve bitirir. 

Halk Partisi döneminde Halk evleri müfettişliği yapar. Milletvekilliğinin ilk yıllarında bakımsız Anadolu’yu bir bir dolaşır Menderes. Halkın dert ve sorunlarını bizzat yerinde teşhis eder.

1945 yılı Menderes için başka bir hizmet döneminin başlangıcıdır.  İkinci Dünya Savaşı bitmiştir. İnsanlar yeni ihtiyaçlar yeni hedeflerle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye Menderes’e göre CHP bu gerçeği bir türlü kabullenememişler. İnsan hakları, sosyal adalet yoktur. Ve yine Menderes’e göre CHP, insanına, yurttaşına, sanki taşa ve ağaca bakar gibi bakmaktadır. Bu dönemde aç çocuğu için bir torba buğdaylar taşıyanlar hapse atılmış, yol yüzü görmemiş vatandaştan “Yol parası” adıyla vergiler toplanmıştır. 

MENDERES İÇİN YENİ DÖNEM

Menderes ve CHP içinde birkaç kişi bütün bu olaylara “DUR” demek zorunda hissederler.Bayrağı açan bu ekibin başında Fuat Köprülü vardır. Nihayet 7 Haziran 1945’te Parti grup başkanlığına bir takrir ile başvurulur. Takririn altında Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan imzaları vardır.
Beklenen gürültü sonunda kopar. CHP’li arkadaşları o saatten itibaren bu ekibi hasım ve rakip sayarlar. Onların gözünde bu ekip çok büyük bir suç işlemiştir. Halbuki bu ekip hak eşitliği, hürriyet ve Anayasa’ya saygı deyip geçmişlerdir. Lakin istenmeyen, daha doğrusu beklenmeyen gelişmeler olur.

CHP bu grubu hazmedemez. Celal Bayar 25 Eylül 1945’te milletvekilliğinden istifa eder. Diğer üç arkadaş ise partiden ihraç edilirler.

Tarihler 7 Aralık 1945’i gösterirken ve hiç hesapta yokken Demokrat Parti kurulur. halkın ağzında Demir Kırat olup çıkar. 7 Ocak 1946 tarihi Demokrat
Demokrat kelimesi Parti’nin ilk ulusal kongresinin yapılacağı gündür. CHP bu kongrenin yapılmaması için her türlü tertibi denemektedir. Demokrat Parti koca Ankara’da kongre yapacak salon bulamamıştır. Salon sahipleri önce kabullenip “Tamam” demelerine rağmen ertesi gün caymak zorunda kalmaktadır. Oteller de oynanan oyun da aynıdır.

Sonunda bunca çürük ve çirkin tedbirlerin kâr etmediğini gören hükümet, baskılarını hafifletir ve Ulus Sineması kiralanır. Atlı polisler tarafından çevrilen sinema salonunda Demokrat Partinin kongresi 906 delege ile yapılır. Çalışmalar dört gün ve dört gece sürer.

Erkene alınan ve 1946’da yapılan seçimlerde halkın partiyi ne kadar sevdiği açığa çıkar.1950’de ise artık 27 yıllık Halk Partisi iktidarı devrilir ve Demokrat Parti iktidara yerleşir. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde DP oyların yüzde 53'ünü alıp TBMM'ne 408 milletvekili sokar. CHP, bu seçimde yüzde 39.9 oy almasına rağmen 69, MP ise 1 milletvekili ile temsil edilir.

Demokrat Parti, 1950 yılının 14 Mayısında yapılan genel seçimlerde iktidara geldiklerinde harabe bir ülkeyi karşılarında bulurlar. Halk sıtmadan, kara hummadan ve veremden kırılmaktadır.

Her tarafta yağmurda kaybolan toprak yollar vardır. Susuzluk, yolsuzluk, okulsuzluk memlekette kol gezmektedir. Çimento, iskemle ve karyola Türkiye’nin
yabancısıdır. Şeker, ilaç, gübre ve tohumluk güçlükle bulunmaktadır. Halkın elinde para yoktur ve elektrik bilinmemekte ve radyo tanınmamaktadır. Demokrat Parti iktidar olmayı hak ettiği zaman millet ona 408 milletvekili bağışlamıştır. Halk Partisinin milletvekili sayısı 69 iken, köylü partisi ise bir temsilci ile mecliste yerini alır.
Türkiye’nin dertlerine artık bu yeni adamlar çözüm arayacaktır. Yeni kurulan bu ekibin hemen hemen hepsi fakir ve dar gelirli ailelerden gelmektedir. 

1950 MECLİSİ VE MENDERES

1950 meclisi âdeta Anadolu’nun güzel bir özetidir.

Bu yeni adamlar iktidarda bulundukları on yılda elektrik üretimini üç kat, çelik üretimini dört kat, elektrikli köy sayısını yirmi kat arttırır. Yine bu on
sene içerisinde gübre üretimi dört yüz misli, petrol üretimi yirmi misli büyür. Bununla beraber 13000 köye içme suyu iletilir. Şeker imalatı 300 defa katlanır. Köy yolları 900 defa, demir yolları 100 defa büyür. Öğretmen sayısı iki katına, hastane sayısı üç katına, doktor sayısı ise on katına çıkar.

1954 seçimleri gelip çattığında hiç korkuları yoktur Demokrat Partililerin. Halkın kendilerini seçeceğinden emindirler. Nitekim öyle de olur. Demokrat Partinin milletvekili sayısı 488’e ulaşırken, CHP ancak 31 üyelikte kalabilmiştir.

Böyle olmasına rağmen her dört oyun 4’u demokratlılara, 3’ü CHP’ye aittir. Fakat Meclis’in dörtte üçü CHP’li değildir. Bu tuhaflığın sebebi yine CHP’dir. CHP Demokrat Partiyi iktidara getirmemek için bir ilde en fazla oyu kim aldı ise bütün milletvekillerini onun çıkaracağına dair formül bulmuştur. İşte bu formül her seçimde CHP’nin ayağına dolanmış, ve CHP kendi kazdığı kuyuya kendisi düşmüştür.

Halkçılar bu sonuca bir türlü razı olamazlar. “Biz yoksak ülke batar” vehmini üzerilerinden atamazlar. Adnan Menderes hükümeti ile demokrasinin yürümeyeceği, iddia
edilir. Ve Demokrat Parti üzerine şiddetli bir karalama planı başlar.

27 MAYIS DARBESİ VE MENDERES

Yıllar 27 Mayıs 1960'ı gösterdiğinde, Demokrat Parti’nin takındığı otoriter durum, özgürlüklere ve demokrasilere getirdiği kısıtlamalar, basını kontrol altına alma çabaları partinin sonunu hazırlar ve seçimle işbaşına gelmiş bulunan Demokrat Parti iktidarı gayri meşru ve gayri kanuni bir şekilde Silahlı Kuvvetler tarafından bir hükümet darbesi ile devrilir.

TBMM'de çoğunluğu temsil eden DP'li milletvekilleri Yassıada'ya sürülür. Menderes burada tek başına bir hücreye hapsedilir. Menderes’i en çok üzen ise, dört duvar
arasında aylarca ve aylarca kimse ile iki laf edememesidir. En çok bu ağırına gider onun. Menderes’in hücresini çekilir kılan, ferahlatan denize bakan penceredir. Lakin bu da ona çok görünür ve pencerenin camları dışarıyı göstermeyecek bir biçimde boyanır.

Menderes kumandana her gün küçük notlar gönderir. Nefes almak için üç dakikalığına dışarı çıkmak istemektedir. On yılın başvekili ve yılların milletvekiline üç dakikalık gökyüzü esirgenir.

Menderes tam 15 ay 17 gün ufacık bir odada yalnız ve konuşmasız yaşar. Yüksek Adalet Divanı'nın 14 ekim 1960 günü Yassıada'da görmeye başladığı davalar 15 Eylül 1961 günü sona erer ve sanıklar hakkındaki kararlar bildirilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren tağyir ve tebdil ve ilgadan dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 146/1'inci maddesi hükmünce Menderes’in ölüm cezasına çarptırılmasına 'gıyaben' oy birliği ile karar verilir

.Yassıada Mahkeme Divanı'nın vermiş olduğu idam hükümleri, onaylanmak için Ankara'ya Milli Birlik Komitesi'ne gönderilir ve onay gelir.

MENDERES'İN İDAMI

Bir deniz motoru, Menderes'in ölüme gitmeden önce bineceği son vasıtadır. Menderes nereye gittiklerini sorunca, Ada Komutanı, hastaneye gittiklerini, doktorların kendisini iyice muayene edeceklerini söyler.

Menderes ölüme giderken hastaneye gönderildiğine inanmaktadır. Ada Kumandanı son anlarında bile Menderes'e yalan söylemekte hiç bir sakınca
görmemektedir.

Ve Menderes İmralı’ya varır. Artık onun son anlarıdır ve Menderes üç misafir beklemektedir: Bir kanun adamı, bir hoca, bir cellat….

MENDERES'iN SON SÖZLERİ

Ve son sözleri:

“Dünyadan ayrıldığım şu anda, ailemi ve çocuklarımı şefkatle andığımı kendilerine bildirin. Vatanı ve milleti Allah refah içinde bıraksın.”

27 May 2021 - 12:30 - Biyografi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?