Reklamı Kapat

Cihat Yaycı: Yunanistan'ın yumuşak karnı çok

Röportajın ikinci bölümünde Yaycı “Yunanistan’ın haksız talep ve tahrikleri neticesinde NATO üyesi iki devletin çatışması NATO’yu temelinden sarsar” değerlendirmesinde bulundu.

Gökçen  Göksal
Gökçen Göksal Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeleri konuştuğumuz röportajın ikinci bölümünde Yaycı “Yunanistan’ın haksız talep ve tahrikleri neticesinde NATO üyesi iki devletin çatışması NATO’yu temelinden sarsar” değerlendirmesinde bulundu.Yunanistan ve Mısır’ın Türkiye ile sıcak çatışmaya girme ihtimalini düşük bulan Yaycı, Yunanistan’ın yumuşak karnına dikkat çekti.

Cihat Yaycı: ‘Doğu Akdeniz’de ivedilikle MEB ilan edilmelidir’ - Röportajın 1 bölümü

Yunanistan da NATO üyesi, Türkiye de NATO üyesi. Doğu Akdeniz’de olası bir çatışma halinde nasıl bir durum çıkar ortaya? NATO nasıl bir işlev görür?

Öncelikle Yunanistan’ın haksız talep ve tahrikleri neticesinde NATO üyesi iki devletin çatışması NATO’yu temelinden sarsar diye düşünüyorum. Diğer yandan Yunanistan AB üyesidir ve taleplerine AB’yi aracı kılmak istemektedir. Bu durum NATO ve AB ilişkilerini de bozucu niteliktedir.

Biliyorsunuz 2001 yılında imzalanıp 2003 yılında yürürlüğe giren Nice Antlaşması’nın 2002’de konsolide edilen versiyonunun Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ile ilgili Hükümlerinin 17(1)’inci maddesi AB’nin NATO üyesi ülkelere karşı yaptırıma başvuramayacağının ve savunma ve güvenlik alanında AB üyesi olmayan NATO ülkeleriyle uyumsuzluk teşkil eden girişimlerde bulunamayacağını esasen ifade etmektedir.

İlgili üye devletler için bu madde, AB askeri kriz yönetimi çerçevesinde üstlendikleri eylem ve kararların her zaman NATO müttefikleri olarak Antlaşma yükümlülüklerine saygı gösterecekleri anlamına gelir.

Özetle, Nice Antlaşması’nın maddelerinden hareketle Yunanistan’ın AB’ye yaptırım çağrısında bulunmasının hukuki bir dayanağı olmadığı açıkça görülmektedir. Yunanistan hukuka aykırı bir beklenti içerisindedir zira AB, NATO üyesi olan bir ülkeye karşı herhangi bir yaptırım uygulama hakkına sahip değildir. Elbette devletler müstakil olarak istediklerini yapabilirler, bu anlaşmalar ve beyanlar devletleri elbette bağlamaz ama AB’yi bir kurum olarak bağlar. Yoksa müstakil olarak her devlet ne yapmak istiyorsa yapabilir ama AB yapamaz diye düşünüyorum. Ama zaten AB'nin, NATO üyesi bir ülkeye NATO yardımı alarak yaptırımda bulunmasının tutar bir tarafı yoktur. Bu tür kararlar AB ve NATO ilişkilerini de zedeler.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Doğu Akdeniz'de yaşanan son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Stoltenberg "Doğu Akdeniz'deki durum, müttefik dayanışması ruhuyla ve uluslararası hukuka uygun şekilde çözülmeli." dedi. NATO’nun bu açıklamasını nereye koyuyorsunuz.

Biraz önce de belirttiğim üzere NATO ittifakının istikrar ve bütünlüğünün devamı açısından Sayın Genel Sekreter hassasiyeti ortaya koymuştur.Yunanistan ulusularası hukuka saygı duymalı ve haksız taleplerinden derhal vazgeçmelidir. NATO’nun mütteffik dayanşmasını bozmamalıdır.

 Lozan’ı delen Yunanistan’ın küstahlığı ve şımarıklığının nedeni Avrupa Birliği mi?

Yunanistan tarih boyunca hiçbir zaman savaşta galip gelerek topraklarını genişletmemiştir. Sürekli büyük devletlerin arkasına sığınarak, yenise de topraklarını genişletmiş revizyonist bir devlettir. Asla Megalo İdea (tüm Adalar Denizi, Trakya, İstanbul ve Batı Anadolu’yu almayı hedefleyen) hedefinden vaz geçmeyen revizyonist (genişlemeci) bir devlettir.

Amerika’nın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yunanistan ile Türkiye arasındaki bu sıcak savaş hali ABD’nin işine gelir mi?

Savaşın, hele hele NATO üyesi iki devletin savaşmasının hiç kimsenin işine gelmeyeceğini düşünüyorum.

Siz bu sorunun çözümünde diplomasinin üzerinde sıklıkla duruyorsunuz. Yunanistan’ın bu olayda geri adım atması ya da ortak bir konsensüs sağlanması halinde Ankara’nın Atina ile sorunlu olduğu diğer konularda da ilerleme sağlanır mı?

Öncelikle uluslarası hukuka göre Doğu Akdeniz’de Yunanistan bizim muhatabımız değildir. Yunanistan ile Doğu Akdeniz’de müzakere etmeyi kabul etmemiz ihtimali geri dönülemez zararlar verecek bir tutum olur. Bu durumda Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ı muhatap alarak müzakere etmek demek, Yunanistan’ın talebini nasıl karşılayacağımızı konuşmak, yani hakkımız olandan ne kadarını Yunanistan’a vereceğimizi görüşmek anlamına gelebilecektir.

Adalara ne kadar kıta sahanlığı tanınacağını müzakere etmek Libya andlaşmasını ortadan kaldırmak demektir. Çünkü biz bu andlaşmayı imzalarken ve Türkiye-Libya hattını çekerken deniz hukukuna uygun şekilde adalara karasularının ötesinde bir deniz yetki alanı tanınmamıştır. Ayrıca eğer adalara karasuları dışında deniz yetki alanı tanınması konusunda müzakere başlarsa durum 2004 yılından itibaren savunduğumuz Kıbrıs adasının batısında karasularının sınırından geçtiğini söylediğimiz kıta sahanlığı hattının da kaybedilmesi anlamına gelecektir. Bu da bizi Antalya Körfezine hapseden Seville haritasının kabulü anlamına gelecektir.

Bu durumda eğer Yunanistan Doğu Akdeniz’de haksız taleplerinden vaz geçerse Adalar Deniznde sadece kıta sahanlığı/münhasır ekonomik bölge değil, önce EGAYDAAK’lardan başlayarak sorunların tümünün görüşülmesi çok olumlu sonuçlar verir. Ancak dikkat ediniz Yunanistan Türkiye’yi müzakereye davet ederken konuşulacak tek konunun Doğu Akdeniz ve Adalar Denizinde kıta sahanlığı/münhasır ekonomik bölge paylaşılmasıdır demektedir. Yani EGAYDAAK vs’yi konuşmam diyor. Bu oyuna sakın gelmeyelim. Önce EGAYDAAK sorunu halledilmeli sonra diğerleri. Yunan kurnazlığının tipik bir örneği. Çok dikkatli olmalıyız.

Esasen aramızda sorun yoktur. Sadece Yunanistan’ın bizim hakkımız olan deniz alanından talebi vardır.

Doğu Akdeniz’de tam sayısı bilinmemekle birlikte tahminen 70’e yakın savaş gemisi bulunuyor. Yunanistan veya Mısır ile olası bir sıcak çatışma yaşanması bölgeyi nasıl etkiler?

Bu sayı çok abartılı bence. Mısır ile bir sıcak çatışma ihtimali görmüyorum. Ancak Yuanistan’ın bizimle çatışmaya girmesi de büyük cesaret gerektirir. Haklarımızdan ve vatan suyumuzdan asla vazgeçmeyeceğimize iannıyorum. Böyle bir çatışma bölgeden ziyade Yunanistan’I son derece kötü etkiler. Biz ise dediğim gibi savaşan bir ordya sahip, hakları için savaşa alışkın bir milletiz.

Çatışma çıkmasından endişe etmeli miyiz?

Ya çatışma çıkarsa endişesinden kaynaklı geri çekilme bizim fıtratımıza uygun değildir. Yarın bir gün herhangi bir devlet vilayetlerimizden birinde hak iddia etse çatışmadan çekinip müzakere mi edeceğiz? Bu gibi durumlardan Türk Milletinin çekinmediği ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de asla müzakere etmediği ve etmeyeceği zaten sayısız delilleri ile ortadadır.

Esasen Yunanistan’ın bizimle çatışmayı göze alması aklen pek mümkün değildir. Zira o kadar çok yumuşak karnı var ki… Yumuşak karınlarının nereler olduğu haritaya bakınca çok net görülür. Özellikle gayri askeri statüde olmak kaydıyla Yunanistan’a devredilen ancak Yunanistan tarafından askersizleştirilerek ve silahlandırılarak devir şartının bizzat Yunanistan tarafından ortadan kaldırıldığı adalara ve hemen Anadolu kıyılarımız yakınındaki pozisyonlarına bir kez daha dikkat çekmek isterim. Esasen zımni olarak kendimce bir kriz yönetimi stratejisine işaret ediyorum

 Doğu Akdeniz’de ne yapmalıyız?

Yunanistan’ın bundan sonraki adımı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile MEB andlaşması imzalamak olacaktır. Bunun da haberleri Yunan ve Rum basınında yayılmaya başlamıştır. Bu nedenle hiç vakit kaybetmeden iligili ülkelerle andlaşma yapmışçasına Doğu Akdeniz’de ivedilikle MEB ilan edilmesinde fayda mütalaa ediyorum.

 --SON--

19 Ağu 2020 - 04:40 - Gündem

Muhabir Gökçen Göksal


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?