İstanbul Sözleşmesi aile bağlarını kopartıyor

Av. Zeki Taşkıran, aileleri yok eden, sözde kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin açıklama yaptı.

Haber albümü için resme tıklayın

İhvan Strateji ve Araştırma Merkezi Başkanı Av. Zeki Taşkıran, aileleri yok eden, sözde kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi hakkında açıklama yaptı. “Sözleşme kadına yönelik şiddeti ele alıyor görünse de içerdiği maddeler aile bağlarını kopartıyor” diyen Taşkıran, ‘İstanbul Sözleşmesi’ detaylı incelendiğinde toplumun temel dinamiklerini tahrip eden bir yapıya sahip olduğunun rahatlıkla görülebileceğini söyledi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDE DURUM SANILDIĞINDAN FARKLIDIR

Taşkıran, “Bilindiği üzere Avrupa Konseyi, 2. Dünya Savaşı’nda maddi ve manevi olarak büyük kayıplar veren Avrupa ülkelerinin güven, işbirliği, kalkınma ve tekrar güçlenme için Avrupa ülkelerinin kurduğu bir teşkilattır. Bu teşkilat çok kısa sürede Avrupa’yı savaştan öncesine göre daha güçlü hale getirmiş ve Avrupa ülkeleri, kurdukları proje ve diğer örgütlerle dünyada çok büyük bir ilerleme kaydetmişlerdir. Bu minvalde insan hakları, demokrasi gibi kavramlar üzerinden giderek üye ve üye olmaya aday ülkeleri de katarak kendi kültür ve yapılarına uygun olan her çeşit sözleşmeyi tanzim ve her çeşit kuruluşu kurmaktan geri durmamışlardır. Bunun sonuçlarından biri olan İstanbul Sözleşmesi’ni de 2011 yılında tanzimle devreye sokmuşlardır. İstanbul Sözleşmesi’nin açılımı, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi sözleşmesidir. İçeriği görünürde kadın ve aile içi şiddetin önlenmesi olarak görünmektedir. Ancak durum sanıldığından farklıdır” ifadelerini kullandı.

KADIN ERKEK ARASINDAKİ FITRATI  YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

İhvan Strateji ve Araştırma Derneği Başkanı Av. Zeki Taşkıran, “Günümüz dünyasında özellikle de son yıllarda kadın profili en öne, en üste çıkarılarak kadın erkek arasında mutlak bir eşitlik, hatta pozitif ayrımcılıkla kadın birkaç tık yüce ve yüksek gösterilerek Müslüman ülkelerdeki kadın erkek arasındaki fıtrat yok edilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken de kadının siyasal oy potansiyeli  ve kadının nefsine hoş gelen, kadının ezilmişliği, kadının korunması, özgürlük ve eşitlik kelimeleri birer araç olarak kullanılmıştır. Sözleşmede bunlar kullanılarak toplumumuza zarar verilmiştir. Kısaca değerlendirecek olursak; kadının ve erkeğin mutlak eşitliği ön plana çıkarılmaktadır. Daha da ötesine geçilerek kadına pozitif ayrımcılık yapılmasını üye ülkelerin çıkaracakları yasal düzenlemelerle sağlaması hüküm altına alınmıştır. Allah kadını ve erkeği yaratırken değişik hususlarda birini diğerine üstün ve farklı kılmıştır. Örneğin sosyal hayat ve çalışma hayatı konusunda. Bu sözleşme sonrası kadının çalışması o kadar öne çıkarılmıştır ki Cumhuriyet tarihinden bu yana kadının sosyal ve siyasal hayattaki oranı hiç bu kadar fazla olmamıştır” diye konuştu.

SÖZLEŞMEDEN SONRA KADINA YÖNELİK SİDDETTE ARTIŞ OLDU

“İhvan Strateji ve Araştırma Merkezimiz bünyesinde kurulan Sosyal Araştırmalar Komisyonumuz buna ilişkin çalışmalar kapsamında hem rapor hazırlamış hem de verileri çıkartmıştır” diye konuşan Av. Zeki Taşkıran, “Bu verilerden özellikle 2011 öncesi ve sonrası gelişmeler ve değişimler bizi bu sözleşme açısından ilgilendirmektedir. Bütün verileri paylaşmak sayfalarla bitmez o yüzden isterseniz 2-3 can alıcı veriyi aktarayım. Örneğin; 2011 öncesi boşanma sayıları 99.663 olarak gerçekleşmiş iken 2011 sonrası 123,325 olmuştur. Keza kadın cinayetlerinde Marmara ve Ege Bölgesi’nde en fazla olması (Din ve gelenek etkisinin azlığı önemli, sözleşmede tam tersi) Marmara’da 141 iken Doğu Anadolu’da 24 kadın cinayeti olmuştur. Kadına karşı şiddet de aynı durumdadır. En can alıcı örnek ise 2011’e kadar kadın cinayetleri 121 iken 2012 yılında 210 adet olmuştur. Neredeyse iki katı. 2016 yılında 328 tane kadın cinayeti yaşanmış. Hani, bu kadını koruyacak bir sözleşme idi. Hani 6284 sayılı kanun iyi bir kanundu. Sonuç itibarıyla ne bu sözleşme ne de bu kanun, kesinlikle kadına şiddet ve cinayetlerini artırdı ve aile yapımızı yok etti. Hatta Türkiye’de KADEM gibi bir dernek bu sözleşmenin uygulanması ve buna ilişkin yasal düzenlemeleri çıkarttırmak amaçlı kurulmuştur” ifadelerini kullandı.

08 Eki 2019 - 00:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

elifi memdude - yargıtayın , _kadının beyanı esastır- demesi buyuk sıkıntı .erkek kardeşin , baban , kocan ... iftiraya uğrasa , delillleri sayılmıyor . böyle adalet mi olur desen , anayasa mahkemesine bile itiraz edemiyorsun , buda sözleşme ile kayıt altına alınmış. ALLAH ın hukumlerine savaş açanlara , iki cihanda da hesap olacak.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Mart 03:14
03

Bu Memleket Bizim - Lutil iği yasallaştıran ve LGBT derneklerini açtıran sözleşme

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 06 Aralık 16:11
02

Bu Memleket Bizim - "Kutsal aile"yi tahrip ettiği için İngiltere, Rusya, Ermenistan, Çekya, Bulgaristan ve birçok Avrupa ülkesinin bile imzalamadığı, ama LGBT cilerin yere-göğe sığdıramadığı anlaşma

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 06 Aralık 15:56
04

elifi memdude - @Fzehra 01 nolu yoruma cevabı: kendi dinamiklerin elbette . küreselci el-itlerin dinamiti değil.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Mart 03:06


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?