Türkiye günlerdir konuşuyor… Kimlik bilgilerinden sağlık kayıtlarına, adreslerden banka hesaplarına kadar milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin çalındığı ve organize yapılar aracılığıyla internette satışa çıkarıldığını gösteren fotoğraf ve videolar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

MİLLÎ GAZETE GÜVENLİK AÇIĞINI GÜN YÜZÜNE ÇIKARDI

Millî Gazete’nin “Türkiye’nin Mahremi Satışta” manşetiyle gündeme taşıdığı bu sarsıcı gelişme, bir yandan bireysel gizlilik haklarının ihlalini ortaya koyarken, diğer yandan da devletin en üst kademelerine kadar uzanabilecek güvenlik açıklarını gün yüzüne çıkardı.

ÇETELER VE AJANLAR VERİLERE ULAŞABİLİYOR

Güvenlik açığı o denli büyük ki, sadece kendi halinde vatandaşın değil, üst düzey kamu görevlilerinin, istihbarat mensuplarının ve kritik görevlerdeki isimlerin de bilgileri yer alıyor. Öyle ki, bu verilerin çetelerin ve hatta yabancı servislerin eline de geçtiği yönünde güçlü ihtimaller var.

SKANDALIN HUKUKİ VE STRATEJİK BOYUTU NE?

Konunun hukuksal boyutunu ve stratejik risklerini gazetemize anlatan Avukat Ferhat Güngör, verilerin çalınmasının yalnızca kişisel değil, ulusal düzeyde bir tehdit haline geldiğini belirtti. Güngör: “Bugün Türkiye’de yaşayan herkesin verileri fiilen çalınmıştır. Kimlik numaraları, IBAN’lar, adresler, telefon numaraları, sağlık bilgileri, hatta çocuklarının okuduğu okul bilgilerine kadar... Bu veriler organize yapılar tarafından toplanıyor ve 'panel' adı verilen sistemlerde satışa sunuluyor. Bu artık bireysel gizlilik meselesi değil, devletin bekasını ilgilendiren bir milli güvenlik krizidir” dedi.

“MOSSAD VERİLERİN TAMAMINI ALMIŞ OLABİLİR”

Sızdırılan bu bilgilerin yabancı istihbarat servislerinin eline geçmiş olma ihtimalin yüksek olduğuna dikkat çeken Güngör, “Bu paneller üzerinden yalnızca dolandırıcılık yapılmıyor. Hedef belirleme, takip, tehdit ve suikast organizasyonları dahi buradan planlanabiliyor. Elinde bu veriler olan yabancı istihbarat örgütleri örneğin Mossad… Türkiye'deki istihbarat personelinin maaş bilgilerine, aile bilgilerine, adreslerine kadar her detayı öğrenebilir. Böyle bir açık kabul edilemez” uyarısında bulundu.

“MEVCUT KVKK YETERSİZ”

Kişisel verileri koruma konusunda Türkiye’nin geç kaldığını belirten Güngör, “Avrupa 1950’de kişisel verileri koruma yolunda adım attı. 1981’de Avrupa Konseyi 108 No’lu sözleşmeyi yürürlüğe koydu. Türkiye aynı gün imzaladı ama 35 yıl boyunca yürürlüğe koymadı. 2016’da 6698 sayılı Kanun çıkarıldı ama günümüz ihtiyaçlarına yeterli değil. Çünkü Avrupa Birliği’nin 2016’da çıkardığı GDPR (Genel Veri Koruma Tüzüğü), Avrupa vatandaşı bir kişinin verisini dünyanın neresinde işlerseniz işleyin sizi sorumlu tutuyor. Bizde ise Instagram, WhatsApp, Telegram gibi firmalar denetlenemiyor, çünkü merkezleri yurtdışında. Kanun kapsamı dışında kalıyorlar” diye konuştu.

“ACİLEN BİR DİJİTAL RTÜK KURULMALI”

Bu denetimin sağlanması için dijital bir RTÜK kurulması gerektiğini kaydeden Güngör, “Tüm sosyal medya ve dijital platformlar için bir üst denetim kurulu oluşturulmalı. RTÜK benzeri bir yapı, bu şirketlerin veri kullanımlarını denetlemeli. Aksi takdirde, verilerimiz fiilen herkese açık hale gelmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu.

“ÇOCUKLAR DA HEDEFTE”

Çocukların da hedefte olduğunun altını çizen Güngör, “Bugün TikTok, Instagram, Snapchat gibi platformlarda küçük yaştaki çocukların bilgileri kayıt altına alınıyor, algoritmalarla işleniyor. Bu çocukların dijital ayak izleri 10 yıl sonra şantaj dosyasına dönüşebilir. Sosyal medya hesapları T.C. kimlik numarasıyla açılmalı ve 18 yaş altına yasak getirilmelidir” çağrısında bulundu.

“AVUKATLAR, SİGORTACILAR DA VERİLERİ SATIN ALIYOR”

Dikkat çeken bir bilgi de paylaşan Güngör, kişisel verilere ulaşarak bazı meslek gruplarının menfaat sağladığını belirterek şunları söyledi: “Hasar danışmanlık firmaları, varlık yönetim şirketleri, bazı hukuk büroları vatandaşların verilerini kullanarak menfaat sağlıyor. Bu veriler bazen içeriden sızdırılıyor, bazen de bu paneller üzerinden satın alınıyor. Yargının, savcılıkların re’sen harekete geçmesi gerekir.”

“KVKK GÜNCELLENMELİ”

Veri sızıntılarının önüne geçmek ve vatandaşın korunması için yapılması gerekenleri de sıralayan Güngör, şunları kaydetti:

·         “KVKK, çağın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmeli.

·         Yabancı dijital platformlara Türkiye’de merkez kurma zorunluluğu getirilmeli.

·         Yeni bir dijital denetleme kurumu kurulmalı.

·         Kişisel verileri izinsiz işleyenlere en az 4 yıl hapis cezası verilmesi sağlanmalı.

·         Kayıtsız telefon hatları satan bayiler tespit edilmeli ve kapatılmalı.

·         Verileri sızdıran devlet memurlarına ağır cezalar uygulanmalı.

·         Sosyal medya hesapları kimlik numarası ile açılmalı, çocuklar korunmalı.

“MİT’E BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

Tabi burada en büyük görev MİT'e düşüyor. Neden MİT diyorum. Çünkü Kişisel Verilerimiz Yabancı İstihbarat servislerinin elinde. Konuya İstihbarat Servisleri hele de Mossad dahil olduysa MİT’in bu konuya ivedilikle el atması gerekmektedir. Geçtiğimiz günlerde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçiren çetelere MİT operasyon yapmıştı. Kişisel verileri ele geçiren avukatların bu bilgileri Mossad'a sattığı ortaya çıktı. Tek cümle özetlemek gerekirse Kişisel veriler hukuku bir beka meselesidir.”

Muhabir: Ahmet Sesli