Kur’an-ı Ke­ri­m'in bir ke­li­me­si kas­ten de­ğiş­ti­ri­lir ve bu­nun­la an­lam da bo­zu­lur­sa, böy­le bir oku­yuş­la na­ma­zın bo­zu­la­ca­ğı ko­nu­sun­da gö­rüş bir­li­ği var­dır. An­cak Cenâb-ı Hakk’ı öv­me ile il­gi­li olup, yi­ne öv­me ile il­gi­li baş­ka bir la­fız okun­muş bu­lu­nur­sa bu du­rum müs­tes­na­dır. Böy­le bir şe­ye cü­ret et­mek de ca­iz gö­rül­mez.

Kur’an-ı Ke­rim’i oku­ma­da­ki bir ha­ta­ya, oku­ya­nın sürç­me­si­ne “Zel­le­tü’l-kârî” de­nir.

Hanefîlerin bu ko­nu­da iki gö­rü­şü var­dır. Bi­ri mütekaddimûnun gö­rü­şü olup, ih­ti­ya­ta en uy­gun olan gö­rüş­tür. Şâfiîler de bu gö­rü­şü be­nim­se­miş­ler­dir. Di­ğe­ri müteahhirûna ait gö­rüş olup, da­ha ko­lay­dır.284 Milâdî, on­bi­rin­ci yüz­yı­lın or­ta­la­rı­na ka­dar ye­ti­şen İslâm fa­kih­le­ri­ne mütekaddimûn, bu ta­rih­ten son­ra ye­ti­şen ve İslâmî hü­küm­le­ri ye­ni ih­ti­yaç­la­ra gö­re yo­ru­ma ta­bi tu­tan fa­kih­le­re de müteahhirûn (son­ra ge­len­ler) de­nir.

A) Mütekaddimûn dö­ne­mi:

Şu çe­şit oku­yuş­lar na­ma­zı bo­zar:

1) İna­nıl­ma­sı küf­rü ge­rek­ti­re­cek şe­kil­de, ma­na­yı de­ğiş­ti­ren her yan­lış oku­yuş,

2) Ben­ze­ri Kur’an’da bu­lun­ma­yan her oku­yuş,

3) Ma­na­sı fa­hiş bir şe­kil­de as­lın­dan uzak ve bo­zul­muş olan oku­yuş se­be­biy­le na­maz bo­zu­lur. “Hâza’l-gurâb” ye­ri­ne “Hâza’l-gubâr”, ya­ni “Bu kar­ga” ye­ri­ne “Bu toz” an­la­mı­na ge­len ben­zer ke­li­me­yi kul­lan­mak gi­bi. Yi­ne, Kur’an’da ben­ze­ri bu­lun­ma­yan ve bir an­lam ifa­de et­me­yen bir söz­le de na­maz bo­zu­lur. Sır­lar an­la­mı­na ge­len “es-Serâir” ye­ri­ne, bir an­la­mı ol­ma­yan “es-Serâil” ke­li­me­si­ni söy­le­mek gi­bi. Di­ğer yan­dan bu so­nun­cu ke­li­me Kur’an’ın baş­ka­bir ye­rin­de de yok­tur.

Ebu Ha­ni­fe ile İmam Mu­ham­med’e gö­re, ben­ze­ri Kur’an’da bu­lun­du­ğu hal­de, an­la­mı asıl ke­li­me­nin an­la­mın­dan uzak olan, fa­kat fâhiş bir şe­kil­de ma­na­yı boz­ma­yan ifa­de­ler­le de na­maz bo­zu­lur. Böy­le bir oku­yuş İmam Ebu Yu­suf’a gö­re, na­ma­zı boz­maz. Çün­kü bu gi­bi oku­yuş­lar­da ge­nel ola­rak zor­luk söz ko­nu­su­dur. Bu ko­nu­da umumî belvâ var­dır. Ken­di­siy­le fet­va ve­ri­len gö­rüş de bu­dur.

Eğer ya­pı­lan yan­lı­şın Kur’an’da ben­ze­ri bu­lun­maz ve bu oku­yuş­la ma­na da bo­zul­maz­sa, yu­ka­rı­da­ki me­se­le­nin ak­si­ne Ebu Ha­ni­fe ile İmam Muham­med’e gö­re na­maz bo­zul­maz. Fa­kat Ebu Yu­suf’a gö­re bo­zu­lur. “Kavvâmîn” ke­li­me­si­nin ye­ri­ne “Kayyâmîn” ke­li­me­si­ni oku­mak gi­bi.

Bu du­ru­ma gö­re, Ebû Ha­ni­fe ile İmam Mu­ham­med, seh­ven yan­lış oku­nan lâfız ile Kur’an’da­ki mânânın aşı­rı de­ği­şip de­ğiş­me­me­si­ni dik­ka­te al­mış­lar­dır. Eğer ma­na faz­la de­ği­şir­se na­maz bo­zu­lur. Ak­si hal­de bo­zul­maz. Oku­nan laf­zın Kur’an’da ben­ze­ri­nin bu­lu­nup bu­lun­ma­ma­sı so­nu­cu de­ğiş­tir­mez. İmam Ebû Yu­suf ise, oku­nan laf­zın Kur’an’da ben­ze­ri­nin mev­cut olup ol­ma­ma­sı­nı kri­ter ola­rak al­mış­tır. Eğer ben­ze­ri Kur’an’da mev­cut ise, ma­na fa­hiş bir şe­kil­de bo­zul­sa bi­le, na­maz bo­zul­maz. Eğer Kur’an’da ben­ze­ri yok­sa, ma­na fa­hiş bir şe­kil­de de­ğiş­me­se bi­le na­maz bo­zu­lur.

B) Müteahhirûn Dö­ne­mi:

Arap­ça bil­me­yen bir ta­kım top­lum­la­rın İslâm’a gir­me­si, âyetlerin te­laf­fu­zu ve ha­re­ke­le­rin okun­ma­sı prob­le­mi­ni de bir­lik­te ge­tir­miş­tir. Harf­le­rin te­laf­fu­zu­nu, ha­re­ke ve ke­li­me­le­ri böl­me ile il­gi­li ve ben­ze­ri ko­nu­lar­da­ki zor­luk­lar kar­şı­sın­da müteahhirûn fa­kih­le­ri, oku­yuş ha­ta­sı ya­pan­lar­la il­gi­li ola­rak şu esas­la­rı or­ta­ya koy­du­lar:

1) Ke­li­me­nin ira­bın­da­ki ha­re­ke yan­lış­lı­ğı mut­lak ola­rak na­ma­zı bozmaz. Bu yan­lış­lık yü­zün­den mey­da­na ge­len an­la­mın küf­rü ge­rek­ti­rip ge­rek­tir­me­me­si de so­nu­cu de­ğiş­tir­mez. Çün­kü in­san­la­rın ço­ğu, Kur’an-ı Ke­rim’in irab yön­le­ri­ni bir­bi­rin­den ayı­ra­maz­lar. Meselâ; 

(Rab­bi İb­ra­him’i de­ne­di­ği za­man)” âyetinde, İb­ra­him’i öt­re, Rabbühû’yü üs­tün oku­mak gi­bi. Bu tak­dir­de aye­tin an­la­mı: “İb­ra­him, Rab­bi­ni de­ne­di­ği za­man...” şek­li­ni alır ki, böy­le bir an­lam uy­gun düş­mez. “Na’bu­dü (Biz iba­det ede­riz)” ke­li­me­si­ni “na’bi­dü” şek­lin­de oku­mak da böy­le­dir.

2) Kur’an’da bir harf ye­ri­ne, yan­lış­lık­la baş­ka bir harf oku­na­cak ol­sa şu eses­la­ra uyu­lur: Eğer bu iki har­fin ara­sın­da -kaf ile kâfta ol­du­ğu gi­bi mah­reç ya­kın­lı­ğı var­sa ve­ya bun­lar “sin ile sad gi­bi” bir mah­reç­ten olup ara­la­rın­da ibdâl (bi­ri­ni di­ğe­ri­ne çe­vir­me) ca­iz ise bu­nun­la na­maz bo­zul­maz. “Felâ tak­her” ye­ri­ne “Felâ tek­her”, “es-Sa­med” ye­ri­ne “es-Se­med” okun­ma­sı gi­bi. “Fet­hun karîb” ye­ri­ne “Fet­hun garîb” okun­ma­sı da böy­le­dir.

3) Bir zor­la­ma ol­mak­sı­zın iki har­fi bir­bi­rin­den ayır­mak müm­kün ise, böy­le bir oku­yuş­tan ötü­rü na­maz bo­zu­lur. “es-Sâlihât (sa­lih amel­ler)” ke­li­me­sin­de­ki “sâd” ye­ri­ne “et-Tâlihât” tar­zın­da “tâ” ile oku­mak gi­bi. “Al­la­hu ehad” ye­ri­ne “Al­la­hü ehat” oku­mak da böy­le­dir.

4) Fark­lı oku­nan iki har­fi bir­bi­rin­den ayır­ma güç­lü­ğü var­sa, umu­mun müb­te­la ol­du­ğu bir du­rum ol­du­ğu için ço­ğun­lu­ğa gö­re, böy­le bir oku­yuş­tan ötü­rü na­maz bo­zul­maz. “es-Sırâta” ke­li­me­sin­de “sâd” ye­ri­ne “es-Sirâta” “Sin” ile oku­mak gi­bi.

5) İki harf ara­sın­da mah­reç bir­li­ği ve­ya ya­kın­lı­ğı ol­ma­dı­ğı hal­de umumî bel­va bu­lu­nup, bun­la­rın ara­la­rı­nı ayır­mak güç ol­sa, bun­lar­dan bi­ri­nin ye­ri­ne di­ğe­ri­nin te­laf­fuz edil­me­si, bir çok fa­ki­he gö­re na­ma­zı boz­maz. “dat” ye­ri­ne “dâl”, “zâl” ve­ya ”zı” har­fi­nin okun­ma­sı ve “zâl” ye­ri­ne de “ze” ve­ya “zı” har­fi­nin te­laf­fuz edil­me­si gi­bi. “Sâd” ile ”sin”, “tâ” ile “te” harf­le­ri de böy­le­dir.

Meselâ; “Ve lâ’d-dâllîn” ye­ri­ne “Velâ’z-zâllin”, ya­ni “dâd” ye­ri­ne “zı” ve­ya “zâl” okun­ma­sı na­ma­zı boz­maz. Bu­nun­la bir­lik­te bu ko­nu­da baş­ka gö­rüş­ler de var­dır. Bu harf­le­ri ayır­ma­ya gü­cü ye­te­cek olan kim­se­nin bu de­ği­şik­li­ğe fır­sat ver­me­me­si ge­re­kir. Kas­den bu şe­kil­de oku­ma ise na­ma­zı bo­zar.

6) Şed­de­li har­fi yan­lış­lık­la şed­de­siz, şed­de­siz bir har­fi de şed­de­li oku­mak, uzun oku­na­cak bir har­fi kı­sa, kı­sa oku­na­cak ola­nı uzun, id­gam edi­le­cek har­fi id­gam­sız, id­gam­sız oku­na­cak ola­nı id­gam­lı oku­mak na­ma­zı boz­maz. “İyyâke” ke­li­me­si­ni şed­de­siz “İyâke” oku­mak gi­bi.

İn­ce oku­na­cak bir har­fi ka­lın, ka­lın oku­na­cak bir har­fi in­ce oku­mak da bu ni­te­lik­te­dir. Çün­kü bu ko­nu­lar­da umumî bel­va var­dır.

7) Kur’an’dan her­han­gi bir ke­li­me­ye bir harf ilâvesiyle de na­maz bozulmaz. “es-Sıratallezîne” ke­li­me­si­nin ba­şın­da­ki harf-i ta­rif, Kur’an’ın as­lın­da ol­ma­dı­ğı hal­de, ila­ve edi­le­rek okun­sa ma­na­ya te­si­ri bu­lun­ma­dı­ğı için na­ma­zı boz­maz.

8) Kur’an-ı Ke­rim’de bir ke­li­me­nin harf­le­ri­ni di­ğe­ri­ne bi­tiş­tir­mek­le de na­maz bo­zul­maz. “İyyâ ke­na’bü­dü” ör­ne­ğin­de ol­du­ğu gi­bi. Bu­nun as­lı “İyyâke na’bü­dü (yal­nız sa­na iba­det ede­riz)” şek­lin­de­dir. An­cak bu gi­bi ke­lime ara­la­rın­da sek­te (se­si ke­sip du­rak­la­ma) ya­pıl­ma­ma­sı­na dik­kat et­me­li­dir.

9) Na­maz­da Kur’an’dan bir ke­li­me­nin bir par­ça­sı ke­sil­se, meselâ; “el-Ham­dü” ye­ri­ne unut­mak­tan ve­ya ne­fe­sin ke­sil­me­sin­den do­la­yı yal­nız “el” de­ni­lip, da­ha son­ra “ham­dü” de­nil­se ve­ya oku­na­cak bir ke­li­me ha­tı­ra gel­me­yip, baş­ka bir ke­li­me­ye ge­çil­se, ço­ğun­lu­ğa gö­re na­maz bo­zul­maz. Çün­kü unut­ma ve­ya ne­fe­sin ke­sil­me­si hu­su­sun­da za­ru­ret ve umumî bel­va var­dır. Meselâ, “Mat­laı’l-fecr” ye­ri­ne ne­fe­sin ke­sil­me­sin­den do­la­yı “Mat­laı’l-fec” di­ye­rek ru­ku­ya va­rıl­sa, na­maz bo­zul­muş ol­maz.

10) Aye­te yan­lış­lık­la bir harf ila­ve edil­se, eğer ma­na de­ğiş­mez­se na­maz fâsid ol­maz. “Yedhılühû nâran (onu ate­şe so­kar.)” ye­ri­ne “Yüdhılühûm nâran (On­la­rı ate­şe so­kar)” okun­ma­sı gi­bi. Fa­kat ma­na de­ği­şir­se, bir gö­rü­şe gö­re na­maz bo­zu­lur. “İn­ne­ke le mi­ne’l-mürselîn (Şüp­he­siz sen gön­de­ri­len pey­gam­ber­ler­den­sin)” ye­ri­ne “Ve in­ne­ke le mi­ne’l-mür­se­lin (Ye­min ol­sun ki, sen gön­de­ri­len pey­gam­ber­ler­den­sin)” oku­mak gi­bi. Bu­ra­da ye­mi­nin ce­va­bı ye­min ya­pıl­mış ol­mak­ta­dır. An­cak bu du­rum­da na­ma­zın bo­zul­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­yen­ler de var­dır.

11) Kur’an ke­li­me­le­rin­den bi­ri­nin bir har­fi yan­lış­lık­la ek­sik okun­sa, eğer bu harf, ke­li­me­nin as­lın­dan olur ve ma­na de­ği­şir­se Ebû Hanîfe ve İmam Mu­ham­med’e gö­re na­maz bo­zu­lur. “Mimmâ razaknâ hum (Bi­zim, ken­di­le­ri­ne rı­zık ola­rak ver­dik­le­ri­miz­den)” ye­ri­ne “Mimmâ zeknâ hüm” ve­ya “Ve cealnâ” ye­ri­ne “alnâ” okun­ma­sı gi­bi.

Yi­ne ke­li­me­nin as­lın­dan ol­ma­mak­la bir­lik­te, hazf­ten do­la­yı, küf­re yol aça­cak bir ma­na mey­da­na ge­lir­se na­maz fâsid olur. “Ve mâ ha­la­ka’z-ze­ke­re ve’l-ünsâ” ye­ri­ne “Ve mâ ha­la­ka’z-ze­ke­re el-ünsâ” okun­ma­sı gi­bi.

Dü­şü­rü­len harf, asıl­dan ol­ma­dı­ğı ve­ya asıl­dan ol­mak­la bir­lik­te ma­na de­ğiş­me­di­ği tak­dir­de na­maz bo­zul­maz. “el-Vâkıatu” ke­li­me­si­ni “hâ”sız ola­rak “el-Vâkıa” tar­zın­da oku­mak gi­bi.

12) Na­maz­da Kur’an’da­ki bir ke­li­me tek­rar edil­se, eğer bu­nun­la ma­na de­ğiş­mez­se na­maz bo­zul­maz, ba­zı fa­kih­le­re gö­re ma­na de­ğiş­se de yi­ne bo­zul­maz. Di­ğer ba­zı fa­kih­le­re gö­re ise bo­zu­lur. Sağ­lam gö­rü­len gö­rüş bu­dur. “Rab­bi’l-âlemîn (Âlemlerin Rab­bi)” ye­ri­ne “Rab­bi rab­bi’l-âlemîn (Âlemlerin Rab­bi­nin Rab­bi)” oku­mak gi­bi. Bu­nun­la ma­na­nın de­ği­şe­ce­ği­ni bi­len kim­se­nin bu­nu bu şe­kil­de kas­den oku­ma­sı na­ma­zı bo­zar. Fa­kat bir dil sürç­me­si ve­ya harf­le­ri da­ha gü­zel çı­kar­ma gi­bi bir gay­ret­le okun­du­ğu tak­dir­de na­ma­zın bo­zul­ma­ma­sı da­ha uy­gun gö­rül­mek­te­dir.

13) Kı­ra­at sı­ra­sın­da oku­nan ayet­le­re yan­lış­lık­la bir ke­li­me ilâve et­mek ya­hut oku­nan ayet­ler­den bir ke­li­me ve­ya bir harf ek­silt­mek ya­hut bir ke­li­me ve­ya har­fi öne al­mak ya­hut son­ra­ya bı­rak­mak ya­hut baş­ka bir ke­li­me va­ya har­fe çe­vi­re­rek oku­mak­la ma­na bo­zul­mu­yor­sa na­maz da bo­zul­maz. “Teâlâ ced­dü Rabbinâ (Rab­bi­mi­zin şa­nı yü­ce ol­du)” dan “yâ” har­fi ek­sil­ti­le­rek “teâle” okumak, “in­fe­ce­ret” ye­ri­ne “in­fe­re­cet”, “Evvâb” ye­ri­ne “Eyyâb” de­mek gi­bi. Ma­na de­ğiş­me­di­ği sü­re­ce bu gi­bi oku­yuş­lar na­ma­zı boz­maz.

Âyete yan­lış­lık­la ilâve edi­len ke­li­me, Kur’an’da bu­lu­nup ma­na­yı de­ğiş­tir­mez­se na­ma­zı boz­maz. “Lâ ta’budûne illâ’llâhe ve bi’l-va­li­dey­ni ih­sa­nen (Siz an­cak Al­lah’a kul­luk eder, ana-ba­ba­nı­za ih­san­da bu­lu­nur­su­nuz)” aye­ti­nin so­nu­na “ve bir­ren (ve iyi­lik­te)” ke­li­me­si­ni ila­ve et­mek gi­bi.

Fa­kat ila­ve edi­len ke­li­me, Kur’an’da bu­lun­mak­la bir­lik­te, ma­na­yı küf­rü ge­rek­ti­re­cek şe­kil­de de­ğiş­ti­rir­se na­ma­zı bo­zar. Meselâ; “Men âmene billâhi ve’l-yevmî’l-âhiri ve ami­le sâlihan fe­le­hüm ec­ru­hüm (Kim Al­lah’a ve âhıret gü­nü­ne iman eder ve sâlih amel iş­ler­se on­lar için ecir var­dır)” ayet-i ke­ri­me­si­ne “sâlihan”dan son­ra “ve ke­fe­ra (ve ka­fir olur­sa)” ke­li­me­si­ni ila­ve et­mek ma­na­yı ters çe­vi­rir ve küf­rü ge­rek­ti­rir. Bu yüz­den de na­ma­zı bo­zar.

Ke­li­me­le­rin yer de­ğiş­tir­me­si ma­na de­ği­şik­li­ği­ne yol aç­maz­sa na­maz bo­zul­maz. “Fîhâ zefîrun ve şehîkun” ye­ri­ne “fîhâ şehîkun ve zefîrun” okun­ma­sı gi­bi. Fa­kat ma­na de­ği­şir­se, fakîhlerin ço­ğun­lu­ğu­na gö­re na­maz bo­zu­lur.

 (Şüp­he­siz iyi kim­se­ler naîm cen­ne­tin­de­dir­ler, gü­nah­kar­lar ise ce­hen­nem­de­dir)” aye­tin­de “cehîm (ce­hen­nem)”i ön­ce, “neîm (cen­net)”i son­ra oku­mak ma­na­yı ters çe­vi­rir.

14) Ne­se­bin de­ği­şik ola­rak an­la­şıl­ma­sı­na se­bep olan oku­ma yan­lı­şı da na­ma­zı bo­zar. Meselâ; “Mer­yem ib­ne­tu Gaylân (Gay­lan kı­zı Mer­yem)” ve­ya “İsa b. Lok­man (Lok­man oğ­lu İsa)” okun­ma­sıy­la na­maz bo­zu­lur. Çün­kü Hz. İsa ba­ba­sız dün­ya­ya gel­miş­tir. Bu nis­bet Kur’an’a ay­kı­rı dü­şer.

15) Pel­tek ko­nu­şan kim­se “ra” har­fi­ni “ga” ve­ya “lâm” ya­hut “yâ” ola­rak te­laf­fuz et­se na­ma­zı bo­zul­maz. “Rab­bi’l-âlemîn” ye­ri­ne “Lab­bi’-âlemîn” de­me­si gi­bi. An­cak böy­le kim­se­nin te­laf­fu­zu­nu dü­zet­le­me­ye gay­ret et­me­si ve oku­mak­ta güç­lük çek­me­ye­ce­ği ayet­le­ri bu­lup oku­ma­sı ge­re­kir. Böy­le bir kim­se ümmî me­sa­be­sin­de sa­yı­lır.

“el-Ham­dü lillâhi” ke­li­me­si­ni “el-hem­dü” ve­ya “Kul hü­val­la­hü ehad” aye­ti­ni “Kül hü­val­la­hu ehad” şek­lin­de oku­yup, baş­ka tür­lü oku­ya­ma­yan­lar da pet­lek hük­mün­de­dir.

Bir kim­se na­maz­da fa­hiş ha­ta ile kı­ra­at­ta bu­lun­duk­tan son­ra dö­nüp doğ­ru şe­kil­de oku­sa na­ma­zı ca­iz olur.

Şâfiî ve Hanbelîlere gö­re, Fâtiha dı­şın­da­ki oku­yuş­lar­da mey­da­na ge­len ha­ta na­ma­zı boz­maz. An­cak böy­le bir kim­se bi­le­rek ma­na­yı bo­za­cak şe­kil­de yan­lış okur­sa ken­di­si­nin de, ken­di­si­ne uyan ce­ma­a­tin de na­ma­zı bo­zu­lur. Fa­kat bir kim­se na­maz kı­lar­ken Fa­ti­ha’yı, ma­na­yı de­ğiş­ti­re­cek şe­kil­de yan­lış okur­sa, bu­nu is­ter bi­le­rek, is­ter­se ya­nı­la­rak yap­sın na­ma­zı bâtıl olur. Bu gö­rüş, fa­ti­ha­sız na­ma­zın ca­iz ol­ma­ya­ca­ğı esa­sı­na da­ya­nır. Çün­kü bu mez­hep­le­re gö­re na­maz­da Fa­ti­ha’yı oku­mak farz­dır.

(İslam İlmihali)

Muhabir: Haber Merkezi