Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisinde Tarihçi Yazar Hacı Mehmet Özbek tarafından kaleme alınan, "İslam’da başlık parası yoktur" başlıklı makalede, Sultan İkinci Mahmud tarafından 1831'de Sivas’a gönderilen ferman analiz edildi.
Başbakanlık Osmanlı Arşivinde "C. ADL" kodu yer alan söz konusu belgeyle, Osmanlı Devleti'nde başlık parasının kesin olarak yasaklandığı gün yüzüne çıktı. Fermanda, evlilik çağına gelen gençlerin, başlık parası yüzünden evlenemediği ve bunun İslam dinine göre caiz olmadığı belirtiliyor.
Özbek, yaptığı açıklamada, söz konusu fermanın, Osmanlı Devleti'nin evlilik ve kadınlar konusundaki hassasiyetini ortaya koyduğunu söyledi.
Şikayetlerin artması üzerine Sultan İkinci Mahmud'un duruma kayıtsız kalmadığını aktaran Özbek, "Sultan döneminde Sivas sancağının bazı köylerinde evlenmek isteyen kişilerden yüksek meblağlarda başlık parası adı altında paralar isteniyormuş. Bunun adet haline getirildiği ve birçok kişinin bu yüzden evlenemediği aktarılıyor. Bizzat Sultan İkinci Mahmud tarafından verilen ferman, bu paranın derhal kaldırılması gerektiğini bildirmiş. 28 Ekim 1831 tarihinde Sivas Kadısı Müftüzade Es-Seyyid Abdullah, herkesin huzurunda fermanı okumuş ve orada bulunanlara yasağa uymaları için yemin ettirmiş." diye konuştu.
"Kızların zorla evlendirilmesi de yasaklanmış"
Özbek, Osmanlı Devleti zamanında gelinlik çağına gelmiş kızların zorla evlendirilmesinin de kanunen yasak olduğunu dile getirerek, "Olması durumunda da devlet müdahale ediyormuş. Herhangi bir mazeret sebebiyle evlenmek istemeyen kızlar, dengi olmayan birisiyle İslam hükümlerine aykırı olarak zorla evlendirilmelerine izin verilmiyormuş. Böyle hadiselerin Sultan Mahmud’un da rızasına muhalif olduğunun anlatıldığı fermanda yer almış." diye konuştu.
Hacı Mehmet Özbek'e göre söz konusu fermanın içeriğinde şunlar yer alıyor:
"Müslümanlardan evlenmek isteyenlerin denkleri olan kadınlarla mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel ile anlaşarak evlenmeleri gerekmektedir. Sivas Sancağı dahilinde bulunan köylerde başlık parası adı altında yüksek meblağlarda para ödenmedikçe nikah akdi yapılmamaktadır. Bunun adet haline getirildiği, bu sebeple birçok kişinin evlenemediğini öğrenilmiştir. İslam dinine ve padişahın rızasına aykırı bu gibi işlerin ortadan kaldırılması her bakımdan önemlidir. Adı geçen köylerdeki kızlar, maddi ve sosyal durumları da dikkate alınarak belirlenecek mehirleri karşılığında evlendirilmelidir. Bundan başka, başlık parası adı altında ayrıca bir para alınmamalıdır. Kız tarafından da yine mehr-i muaccel miktarından fazla çeyiz tedarik etme düşüncesiyle evlilik işi geciktirilmemelidir. Herhangi bir mazeret sebebiyle evlilik istemeyen kızlar, dengi olmayan birisiyle İslam hükümlerine aykırı olarak zorla evlendirilmemelidir. Böyle hadiselerin padişahın da rızasına muhalif olduğunun anlatıldığı bu ferman, Sivas’ta ilgili kişilerin huzurunda okunmuştur. Fermanı dinleyenler, 'işittik ve itaat ettik' diyerek kayıt altına alınmıştır. Bu hususta emir ve ferman padişah hazretlerinindir."Metnin Transkripsiyonu:
Der-i devlet-mekîne arz-ı dâi-i kemîneleridir ki: Ehl-i İslâmdan ber-muktezâ-yı sünnet-i seniyye te’ehhül murad edenler küfüvleri olan nisâyı mehr-i mu‘accel ve mü’eccel-i misli ile bi’t-terâzî tezevvüc eylemeleri lazım iken Sivas Sancağı dâhilinde bulunan karyelerde izdivac etmek murad edenler taraflarından nisâ cânibine başlık nâmıyla sekiz yüz ve bazen bin ve bin beş yüz gurûş miktarı akçe i‘tâ olunmadıkça akd-i nikâh olunmaması âdet hükmüne girmiş olduğundan içlerinden adîmü’l-iktidâr olanlar bu sebeple bi’z-zarûr te’ehhül edemeyerek bu cihetle kurâ-yı merkûmede olan ricâl ve nisvânın ekseri tûl-i müddet tenâküh ve tenâsülden mahrum oldukları bu defa bi’l-ihbar tahkik olunmuş olduğu beyanıyla bu keyfiyet şer‘-i şerîfin hilâfı ve rızâ-yı meyâmin irtizâ-yı hazret-i mülûkâneye münâfî ve muğâyir olarak şu emr-i mekrûhun men‘i ve def‘i şer‘an ve diyâneten ehemm ü elzem ve rivayet olunduğuna göre kurâ-i merkûmede bulunan tâ’ife-i nisvânın hâl ü şân ve servet ü sâmânlarına nazaran mehr-i misli yüz ve yüz elli nihayet iki yüz elli gurûşa resîde olacağı emr-i gayr-ı mübhem olmakdan nâşi bundan böyle kurâ-yı merkûme ahalisinden te’ehhül murad edenlerin muktedirce bulunanları küfüvleri olan nisâya iki yüz elli ve mütevassıtü’l-hâl olanları yüz elli ve bunların mâdûnu yüz gurûş mehr-i mu‘accel takdîr ve i‘tâsıyla tezevvüc edip bundan ziyade başlık nâmıyla bir akçe ve bir habbe i‘tâ olunmaması ve nisâ câniblerinden dahi minvâl-i muharrer üzere ahz olunacak mehr-i muaccel miktarından ziyade cihâz tedarik ve istishâb etmek dâ‘iyesiyle tezevvüc maslahatında imrâr-ı vakt vuku‘a gelmemesi esbabının istihsâline mübâderet ve şu kadar ki işbu irâde-i hümâyûn yalnız mehr-i mu‘accel ve mü’eccel hakkında yekdiğerin istihkâk ve tahammülünden hariç ittihâz olunan âdet-i redîenin men‘i ve zecrîne münhasır olup zinhâr bu vesile ile mesela ahar özr ü sebebe mebnî tezevvüc istemeyen nisvâna küfüvvü olmayan Zeyd ve Amr’a cebren tezvic ve akd-i nikâh eylemek misilli mugayir-i şer‘i şerîf zulüm ü ta‘addîye dahi kat‘an rıza-yı hümâyûn-ı şahane olmadığı âşikâr olduğuna binâen işte ona göre infaz-ı irâde-i seniyyeye ihtimâm ve dikkat olunması tenbihâtını ve suret-i irâde-i seniyyeyi kurâ-i merkûme ahalisine ifade ve tefhim birle mûcib ve muktezâsı üzere amel ü hareket olunması hususuna ikdâm ve gayret olunması irâde-i seniyye muktezâsından idüğü ve hilâf-ı şeriat-ı garrâ ve mugayir-i emr ü rıza vaz‘ u hâlet vukuuna bir veçhile rıza-yı hümâyûn olmayıp ber-vech-i meşrûh amel ü hareket ve dâimen ve müstemirren icrasına itina ve dikkat ve hilâf-ı vaz‘a irâe-i ruhsattan tevakki ve mübâadet olunması bâbında dergâh-ı muallâm kapıcıbaşılarından Sivas Sancağı mütesellimi atûfetli Seyyid Said Ağa kullarına ve bu dâilerine ve saire hitaben şeref-efzâ-yı sudûr buyurulan fermân-ı celîlü’l-unvan medine-i Sivas’a lede’l-vürûd ve cümle lâzımü’l-huzur muvâcehesinde bi’t-ta‘zîm feth ü kırâet ve mazmûn-ı münîfi karîn-i izan olmağın bi’l-cümle sem‘an ve tâ‘aten merasimine eda ve sicill-i mahfûza sebt ü kayd birle kurâ-i merkûme ahalisine suver-i emr-i âli ile ağa-yı mûmâileyh cânibinden neşr olunup bi’l-cümle şükr ü senâ ederek devam ve bekâ-yı ömr-i devlet ve kıvâm-ı ferr ü şevket-i hazret-i tâcdârâne ed‘iye-i hayriyesine müdâvemet ve muvâzabet kılındığı ol ki vâkiü’l-hâl bi’l-iltimas pâye-i serîr-i a‘lâya arz ve ilâm olundu. Bâkîü’l-emr hazret-i men lehü’l-emr. Hurrire fî’l-yevmî’l-hâmis aşer min şehr-i Cumâde’l-ûlâ li-sene seb‘a ve erba‘in ve mieteyn ve elf.
El-abdü’d-dâ‘î li-Devleti’l-Aliyyeti’l-Osmaniyye
Müftüzâde Es-Seyyid Abdullah El-Kadı
Be-medine-i Sivas





